Hürmüz Boğazı’nı izleyen yatırımcılar, olası bir ateşkes, tanker trafiğinde rahatlama ve Washington’dan gelen baskının petrol piyasasının asıl sorununu çözebileceği beklentisiyle hareket ediyor. Bu gelişmeler anlık fiyatları sakinleştirebilir, ancak finanse edilmemiş varil üretimini artırmaz. Doğal kaynak yatırımcısı Rick Rule, yakın zamanda verdiği bir röportajda bu ayrıma dikkat çekti.
Rule, kalıcı bir Körfez anlaşmasının petrol fiyatlarını aşağı çekebileceğini, ancak bugünkü arz kesintilerinin 2029 ve 2030 yıllarında yaşanacak ve “ateşkesle çözülemeyecek” bir arz açığının ön gösterimi olduğunu belirtti.
Bunun temel nedeni ise sermaye eksikliği. Rule’un araştırmasına göre, küresel petrol ve gaz sektörü (devlete ait üreticiler dahil) mevcut üretimi sürdürmek için gereken sermayeye günde 1 milyar dolardan fazla yatırım yapmıyor.
ABD kaya petrolünde bu kısıt daha da belirgin. Rule, sıkı petrol kuyularının net bugünkü değerinin büyük bölümünü ilk 18 ayda sağladığını, zamanında yeniden tamamlama ve yeni sondaj yapılmazsa üretimin geleneksel rezervuarlara göre daha hızlı düştüğünü ifade etti. “Mevcut üretim seviyemizi korumak için harcama döngümüzün çok, çok, çok yüksek seyretmesi gerekiyor,” dedi.
Forbes’a göre, Enverus Intelligence Research, yeni ABD kaya petrolü kuyuları için ortalama başa baş maliyetini varil başına 70 dolar olarak hesaplıyor; bu, son dönemdeki anlık fiyatların üzerinde. Permian’daki en iyi arazilerin tükenmesiyle, 2035’te marjinal başa baş maliyetin 95 dolara çıkacağı öngörülüyor. Enverus direktörü Alex Ljubojevic, “ABD’deki ana kaya petrolü stokları azaldıkça sektör daha yüksek maliyetli ve daha karmaşık bir döneme giriyor,” dedi. Ayrıca, Kuzey Amerika’nın küresel tüketim artışındaki payının önümüzdeki on yılda %50’nin altına ineceğini, önceki on yılda ise %100’ün üzerinde olduğunu ekledi.
Sermaye eksikliğinin bir kısmı, sermaye yönetimi tercihlerinden kaynaklanıyor. Yatırımcılar temettü ve hisse geri alımlarını ödüllendirdiğinde, üreticiler nakdi rezervleri yenilemek yerine dağıtmayı tercih ediyor. Rule’a göre bu, tabanın tüketilmesi anlamına geliyor. Böylece bir şirket, hissedar dostu görünürken, gelecekteki dağıtımları destekleyecek üretim tabanını sessizce azaltabiliyor.
Yüksek finansman maliyetleri ve petrol talebinin kalıcı zirveye yaklaştığı varsayımları da sorunları büyütüyor. Rule, bu anlatıların uzun vadeli geliştirme sermayesini kısıtladığını, oysa üretim sistemlerinin sürekli yenilenmeye ihtiyaç duyduğunu belirtiyor.
Rule, bu tasfiye mantığına karşı duran işletmeleri tercih ediyor. Exxon Mobil (XOM) bunun en basit örneği. Şirket, uzun vadeli sermaye tahsisi geçmişine sahip entegre bir dev ve Guyana’daki keşfi, kendi ölçeğinde “fark yaratacak” büyüklükte.
Devon Energy’nin (DVN) Coterra ile birleşmesi, daha uzun sondajlara imkân tanıyan birbirine bağlı ruhsatlar oluşturuyor. EQT’nin (EQT) kuzeydoğu gaz altyapısı ise gelecekte gaz piyasasında sıkılaşmaya karşı avantaj sağlıyor.
Rule’a göre Kanada cazip, ancak ayrı bir değerleme fırsatı sunuyor. Canadian Natural Resources (CNQ) ve Tourmaline (TRMLF), uzun ömürlü varlıklara sahip ancak siyasi risk nedeniyle indirimli işlem görüyor. Freehold Royalties (FRHLF) ise, sondaj enflasyonu veya sürdürülebilir sermaye gereksinimlerinden doğrudan etkilenmeden, hacim ve fiyatlarla birlikte artan bir royalty geliri sağlıyor.
Bu içerik hazırlanırken faydalanılan kaynaklar: Benzinga