ABD borsaları, yılın geri kalanındaki fiyatlamaları şekillendirebilecek yoğun bir haftaya giriyor. Microsoft, Alphabet ve Amazon bilançoları yapay zekâ yatırımlarının geleceğine ışık tutarken, Fed’in faiz kararı, çekirdek PCE enflasyonu ve ABD büyüme verisi ekonominin gidişatına ilişkin beklentileri sınayacak. İsrail seçimleri ve yaklaşan ABD ara seçimleri ise İran’la çatışmanın seyri üzerinden piyasaların gündeminde olacak. Şirket kârları, faizler, ekonomik büyüme ve jeopolitik riskler aynı anda test ediliyor.
Teknoloji tarafında temel soru, yapay zekâya yapılan büyük yatırımların ne kadar hızlı gelire ve kâra dönüştüğü. Microsoft ve Alphabet yarın, Amazon ise 29 Ekim Perşembe günü piyasa kapanışının ardından sonuçlarını açıklayacak. Bu nedenle yarın Fed kararıyla başlayacak hareketlilik, akşam teknoloji devlerinden gelecek açıklamalarla devam edebilir.
Microsoft’ta Azure’un büyümesi, yapay zekâ hizmetlerine yönelik talep ve Copilot’un ücretli kullanımının yaygınlaşması izlenecek başlıklar arasında. Burada önemli olan, şirketin artan talebi karşılayacak kapasiteyi ne kadar hızlı devreye alabildiği ve bu yatırımların kârlılığa nasıl yansıdığı. Alphabet’te Google Cloud’un performansının yanında, yapay zekâ destekli aramanın reklam gelirlerini nasıl etkilediği de kritik. Amazon’da ise AWS’in büyümesi ve faaliyet kârlılığı, yapay zekâ yatırımlarının karşılığını değerlendirmek açısından öne çıkacak. Perakende tarafındaki performans da ABD tüketicisinin harcama gücü hakkında ek ipuçları verebilir.
Bu bilançolarda yalnızca açıklanan gelir ve kâr rakamlarına bakmak yeterli olmayacak. Veri merkezi harcamaları, kapasite ihtiyacı ve önümüzdeki döneme ilişkin yatırım planları da piyasanın yönünü etkileyebilir. Güçlü bulut büyümesinin devam eden yatırımlarla desteklenmesi, çip üreticilerinden veri merkezi ve elektrik altyapısı şirketlerine kadar geniş bir alanda beklentileri güçlendirebilir.
Ancak yatırım harcamalarının artması her şirket için aynı şekilde olumlu karşılanmayabilir. Bu harcamalar tedarikçiler açısından yeni sipariş anlamına gelirken, harcamayı yapan şirketin serbest nakit akışını baskılayabilir. Bu nedenle yatırımcıların aradığı denge, güçlü talebin gelir büyümesine dönüşmesi ve yatırımların finansal karşılığının giderek görünür hâle gelmesi olacak. Beklentileri aşan bir bilanço bile, geleceğe ilişkin zayıf bir öngörü veya beklenenden yüksek harcama planı nedeniyle olumsuz karşılanabilir.
Makroekonomik gündemin merkezinde, yarın TSİ 21.00’de açıklanacak Fed kararı bulunuyor. Ana beklenti faizlerin sabit tutulması yönünde. Ancak piyasa açısından asıl mesele, bu molanın ne kadar süreceği ve aralık ayında yeni bir faiz artışının gündemde kalıp kalmayacağı. TSİ 21.30’daki basın toplantısında enflasyonun kalıcılığına, enerji fiyatlarına ve finansal koşullara ilişkin değerlendirmeler yakından izlenecek.
Faizin değişmemesi, tek başına borsalar için olumlu bir sonuç anlamına gelmiyor. Fed’in yeni artışlara açık olduğunu vurgulaması, tahvil faizlerini yükselterek özellikle gelecekteki büyüme beklentileriyle fiyatlanan teknoloji şirketleri üzerinde baskı oluşturabilir. Daha temkinli bir mesaj ise bu baskının hafiflemesini sağlayabilir. Borçla büyüyen veri merkezi şirketleri açısından da finansman maliyetlerinin hangi seviyede kalacağı önemli olacak.
Fed’in hemen ardından, 29 Ekim Perşembe günü TSİ 15.30’da eylül ayı PCE enflasyonu açıklanacak. Gıda ve enerji fiyatlarını dışarıda bırakan çekirdek PCE, enflasyonun temel eğilimini takip etmek için kullanılan önemli göstergelerden biri. Cleveland Fed’in 26 Ekim tarihli model tahmini, aylık çekirdek PCE artışını yaklaşık %0,28 seviyesinde gösteriyor; bu rakam piyasa konsensüsü değil, model tahmini.
Verinin beklentilerin üzerinde gelmesi, sıkı para politikasının devam edeceği endişesini artırabilir. Daha ılımlı bir sonuç ise faiz baskısının hafiflemesine yardımcı olabilir. Burada petrol kaynaklı fiyat artışlarının ekonominin diğer alanlarına yayılıp yayılmadığı da önemli. Enerji doğrudan çekirdek göstergenin dışında olsa da taşımacılık ve üretim maliyetleri üzerinden diğer fiyatları dolaylı olarak etkileyebilir. Üstelik veri Fed kararından sonra açıklanacağı için, yarın oluşan ilk fiyatlama perşembe günü yeniden değişebilir.
Haftanın bir diğer büyük başlığı, aynı gün ve saatte açıklanacak ABD üçüncü çeyrek büyümesinin ilk tahmini. Bu veri, ekonominin yüksek faiz ve enerji maliyetleri karşısında ne kadar dirençli kaldığını gösterecek. Manşet büyümenin yanında, tüketici harcamalarının ve şirket yatırımlarının büyümeye katkısı da önemli olacak.
Büyüme ve enflasyonun birlikte değerlendirilmesi gerekiyor. Güçlü büyümenin ılımlı enflasyonla birleşmesi, şirket kârlarına ilişkin beklentileri destekleyebilir. Güçlü büyümeye yüksek enflasyonun eşlik etmesi ise Fed’in daha fazla sıkılaşabileceği endişesini artırabilir. Piyasalar açısından daha zorlayıcı tablo, büyümenin yavaşlarken enflasyonun yüksek kalması olur: Böyle bir durumda hem şirketlerin kazanç beklentileri baskılanabilir hem de Fed’in ekonomiyi destekleme alanı daralabilir.
Jeopolitik tarafta ise birbirini takip eden iki seçim öne çıkıyor. İsrail bugün sandığa giderken, ABD ara seçimleri 3 Kasım Salı günü yapılacak. Dolayısıyla piyasalar açısından bu haftadan gelecek haftaya uzanan kritik bir siyasi takvim söz konusu. İsrail’de sonuç kadar kurulabilecek koalisyon da önem taşıyor. Hükümetin şekillenmesi zaman alabileceği için seçim gecesi bütün belirsizliklerin ortadan kalkması beklenmemeli.
ABD’de ise Kongre’de oluşacak denge, yönetimin iç politikadaki hareket alanı ve dış politika üzerindeki siyasi baskılar açısından izlenecek. Bununla birlikte seçim sonucunu, İran politikasının otomatik olarak değişeceği şeklinde okumamak gerekiyor. Kongre’deki güç dengesi önemli olsa da başkanın dış politikadaki yetkileri ve yönetimin askeri ya da diplomatik tercihleri belirleyici olmaya devam edecek. Şu ana kadar anketlerde görüldüğü kadaıyla Demokrat’ların ara seçimleri kazanması bekleniyor.
Trump’ın ABD ara seçimlerinden önce İran’a saldırı olmayacağını söylemesi, seçim sonrasındaki açıklamalara yönelik hassasiyeti artırıyor. Ancak bu ifade, seçimlerin ardından mutlaka yeni bir saldırı gerçekleşeceği anlamına gelmiyor. Piyasalar hem müzakerelerde ilerleme ihtimalini hem de çatışmanın yeniden tırmanma riskini takip edecek.
Borsalar açısından bu gelişmeleri birbirine bağlayan unsur petrol ve enflasyon olacak. Gerilimin azalması enerji fiyatlarındaki baskıyı hafifleterek faiz beklentilerine ve risk iştahına destek verebilir. Çatışmanın genişlemesi ise enerji maliyetlerini yükseltip şirketlerin kâr marjlarını ve tüketicilerin harcama gücünü baskılayabilir; aynı zamanda Fed’in işini zorlaştırabilir. Dolayısıyla güçlü teknoloji bilançolarının piyasaya etkisi, faiz ve jeopolitik cepheden gelecek haberlerle birlikte şekillenecek.
Bu hafta, gündem yoğunluğu ve fiyatlamaları değiştirme potansiyeli açısından yılın en kritik haftası diyebiliriz. Yarın Fed ve teknoloji bilançolarıyla oluşacak beklentiler, perşembe günü büyüme ve enflasyon verileriyle yeniden sınanacak. Ardından dikkatler ABD ara seçimlerine çevrilecek. Şirketlerin büyüme hikâyesinin yüksek faiz ve jeopolitik belirsizlik karşısında ne kadar güçlü kalabildiği, yılın son bölümünde piyasaların yönünü belirleyen temel unsurlardan biri olabilir.