Justin Sun, 20 Ağustos’ta yaptığı açıklamada, bir Kaliforniya federal yargıcının World Liberty Financial’ın tüm iddialarını özel tahkime taşıma talebini reddettiğini ve kendi bireysel iddialarının açık mahkemede kalacağını belirtti.
Kamuya açık dava kayıtları, World Liberty’nin tahkim talebinde bulunduğunu ve dava materyallerinin gizlenmesi için ayrı bir başvuru yaptığını doğruluyor.
Bu gelişme, Para Birimi Denetleme Ofisi’nin (OCC) World Liberty Trust Company için ön koşullu onay vermesinden altı gün sonra geldi. Ulusal düzeyde faaliyet gösterecek olan bu güven bankasının, USD1’in ihracı ve rezerv varlıklarının yönetimini devralması planlanıyor.
Onay hâlâ ön koşullu ve geçici nitelikte olduğu için, World Liberty Trust, açılış öncesi gerekliliklerin tamamını yerine getirmeden faaliyete başlayamayacak. OCC, nihai yetkilendirme öncesinde, araya giren bir gelişme olması durumunda onayı değiştirme, askıya alma veya iptal etme yetkisini açıkça saklı tutuyor.
WLFI token’ları üzerindeki kontrolün nasıl uygulandığına dair anlaşmazlık mahkemede görünürlüğünü korurken, düzenleyiciler bankanın açılıp açılmayacağı konusunda hâlâ tam yetkiye sahip.
World Liberty Anlaşmazlığının Önemi Artıyor
Süreç, Eylül 2025’te World Liberty’nin Sun bağlantılı WLFI varlıklarını, token’lar borsalara yöneldiğinde kısıtlamasıyla başladı. Sun, Nisan ayında şirketin token’larını dondurduğu ve WLFI transfer edilebilir hâle geldiğinde satışları kısıtlayacak araçları gizlice geliştirdiği iddiasıyla dava açtı.
World Liberty ise bu iddiaları reddediyor ve Sun’ın yasaklı transferler yaptığını, projenin çıkarlarına aykırı davrandığını öne sürüyor. Temel tartışma, WLFI sahipliğini kısıtlama yetkisinin kimde olduğu, hangi prosedürlerle ve hangi denetim altında kullanıldığına dayanıyor.
Bu soru, Haziran ayında stablecoin ihraççısının, ayrı bir anlaşmazlık sırasında HTX bağlantılı cüzdanları dondurmasıyla teorik olmaktan çıktı. Bu adım, HTX’in USD1’i tamamen listeden çıkarmasına ve müşteri bakiyelerini USDT’ye çevirmesine yol açtı.
Sun’ın kişisel varlıklarına uygulanan idari yetkiler, OCC onayı gelmeden aylar önce borsa bağlantılı müşteri fonlarına da uygulanmıştı.
USD1 Güvenlik Duvarının Arkasına Geçiyor
World Liberty Trust Company’nin, USD1’in ihracı ve itfasını üstlenmesi ve rezervlerini yönetmesi bekleniyor. Bu görev, daha önce BitGo tarafından yürütülüyordu. OCC’nin ilgili belgesinde, bankanın WLFI token’larının ihracı, saklanması veya alım-satımıyla ilgilenmeyeceği açıkça belirtiliyor.
OCC’nin başvurusunda, World Liberty Financial LLC ile önerilen güven bankasının dolaylı ortak sahipliğe sahip olduğu, çünkü USD1’in World Liberty Financial’ın temel ürünlerinden biri olarak faaliyet gösterdiği ifade ediliyor.
Sun’ın açtığı davada ortaya çıkacak detaylar, ortak yöneticiler, hazine kararları ve yönetişim süreçleri üzerinden bu ayrımın ne kadar net korunduğunu test edebilir.
USD1’in Büyüklüğü Müşteri Koruması Açısından Neden Kritik?
Sun’ın tazminat talebi yüz milyonlarca dolara işaret ediyor ve kamuya açık paylaşımlarında USD1’in yaklaşık 4 milyar dolarlık piyasa değerine vurgu yapıyor. Ancak bu yaklaşım, iki farklı fon havuzunu birbirine karıştırıyor.
USD1’in rezervleri, stablecoin sahiplerine karşı itfa yükümlülüklerini karşılamak için tutuluyor. GENIUS Act kapsamında federal stablecoin kuralları, ihraççıların dolaşımdaki token’ları en az bire bir oranında karşılayacak şekilde tanımlanabilir rezervler bulundurmasını ve bu rezervlerin ihraççının diğer varlıklarından ayrılmasını şart koşuyor.
OCC ayrıca World Liberty Trust’ın, USD1 itfalarını karşılamak için tutulan rezervlerden ayrı olarak en az 20 milyon dolar Tier 1 sermaye bulundurmasını zorunlu kılıyor.
USD1’in büyüklüğü, World Liberty yapısında yönetişimde yaşanacak bir aksaklık durumunda stablecoin sahipleri için riskleri artırıyor.
USD1, adres dondurma ve işlemleri duraklatma gibi standart idari fonksiyonlara sahip. Bu araçlar, neredeyse tüm merkezi stablecoin ihraççıları tarafından yaptırım uyumu, mahkeme kararları ve kolluk kuvveti talepleri için kullanılıyor. Circle ve Tether da USDC ve USDT üzerinde benzer yetkileri saklı tutuyor.
World Liberty’nin şu anda karşı karşıya olduğu temel soru, bu yetkilerin kim tarafından, hangi iç prosedürlerle ve hangi denetim altında kullanılacağı. USD1, OCC’nin doğrudan denetlediği bir banka bünyesine geçtiğinde bu durumun değişip değişmeyeceği ise belirsizliğini koruyor.
World Liberty’nin Güvenlik Duvarı Testi Geçebilecek mi?
Olumlu senaryoda, mahkeme kararı Sun’ın kamuya açık iddialarını daraltıyor ve World Liberty, WLFI ile banka arasında net bir ayrım olduğunu göstererek OCC’nin açılış öncesi koşullarını yerine getiriyor.
OCC, yeni bir komplikasyon olmadan nihai yetkilendirmeyi veriyor. Bu durumda, güven bankası yapısı USD1’in denetimiyle ilgili yönetişim şüphelerine yanıt oluyor ve yeni bir belirsizlik kaynağı olmaktan çıkıyor.
Olumsuz senaryoda ise, kamuya açık belgeler WLFI token kontrol kararlarının USD1 yönetişimi, ortak yöneticiler veya hazine düzenlemeleriyle bağlantılı olduğunu ortaya koyuyor.
Bu durumda, sorun Sun’ın bireysel anlaşmazlığından çıkarak grup düzeyinde kontrol mekanizmalarına genişliyor. OCC, World Liberty Trust’ın açılıp açılmayacağı konusunda hâlâ tam takdir yetkisine sahipken, soru artık sadece Sun’ın davası değil, tüm grup genelindeki kontrol süreçleri oluyor.
Bu süreçteki bir sonraki önemli gelişmenin, yazılı mahkeme kararı ve ardından gelecek başvurularda ortaya çıkması bekleniyor. Bu kayıtlar, World Liberty’nin bağlı kuruluşları, yöneticileri ve token kontrol mekanizmalarının birbirleriyle ilişkisini, banka açılışa hazırlanırken gözler önüne serecek.
Bu içerik hazırlanırken faydalanılan kaynaklar: cryptorank.io