ABD borsaları rekor seviyelerine yakın işlem görüyor ama zemin göründüğünden daha gergin. S&P 500 son bir yılda %20 yükseldi ve zirvesinin sadece bir adım altında. Oynaklık endeksi VIX ise 2026’nın en düşük seviyelerinde, yani piyasa sakin görünüyor fakat olası bir dönüşte tampon az.
Asıl gerilim faiz tarafında. 30 yıllık Hazine tahvili faizi neredeyse yirmi yılın en yüksek seviyesine çıktı ve uzun vadeli borçlanma maliyetlerinin bu denli yükselmesi başlı başına bir endişe kaynağı haline geldi. Fed toplantı tutanakları beklenenden şahin çıkarken, gözler 27-29 Ağustos’taki Jackson Hole sempozyumuna ve Fed Başkanı Warsh’ın konuşmasına çevrildi. Üstüne petrol fiyatlarının 88 dolar civarına tırmanması ve Orta Doğu’daki jeopolitik gerilim, enflasyonist baskıları canlı tutuyor. Tüketici tarafında da çatlaklar var. Walmart altı yılı aşkın sürenin en yavaş çeyreklik satış büyümesini açıklayınca sert satıldı.
Bu tablonun yatırımcı için anlamı şu: Uzun vadeli faizlerin yükselmesi, geleceğe dönük nakit akışlarının bugünkü değerini düşürür. Bu da değerlemesi yüksek, kârı uzak geleceğe yaslanan hisseleri en kırılgan hale getirir. Böyle bir ortamda öne çıkanlar, bugünkü nakit yaratımına göre ucuz olan, varlıklarını verimli kullanan ve pahalı borçlanmaya muhtaç olmayan şirketlerdir. Bu haftaki listemiz tam da bu profili arıyor.
Bu doğrultuda ilk kriterimiz, firma değerinin FAVÖK’e oranının (FD/FAVÖK) 12’nin altında olması.
Bu çarpan, şirketin bir bütün olarak, borcu da dahil edilerek, ürettiği faaliyet kârına göre ne kadar pahalı olduğunu gösterir. İskonto oranının yükseldiği bir dönemde, uzak gelecekteki büyümeye değil bugünkü nakit üretimine göre makul fiyatlanan şirketler daha dengeli bir zemin sunar.
İkinci kriterimiz, aktif kârlılığının (ROA) %8’in üzerinde olması.
Aktif kârlılığı, şirketin sahip olduğu tüm varlıklardan ne kadar verimli kâr ürettiğini ölçer. Yüksek bir ROA, kârlılığın kaldıraçtan, yani borçtan değil, işin gerçek verimliliğinden geldiğini gösterir. Borçlanmanın pahalılaştığı bir ortamda bu ayrım kritik hale gelir.
Üçüncü kriterimiz, serbest nakit akışının satışlara oranının %10’un üzerinde olması.
Bu oran, şirketin cirosunun ne kadarını gerçek nakde çevirebildiğini gösterir. Yüksek bir oran, işin güçlü bir nakit makinesi olduğuna ve büyümesini dış finansmana muhtaç kalmadan kendi kaynaklarıyla fonlayabildiğine işaret eder.
Dördüncü kriterimiz, asit-test oranının (Quick Ratio) 1’in üzerinde olması.
Asit-test oranı, şirketin en likit varlıklarıyla kısa vadeli borçlarını karşılayıp karşılayamadığını ölçer. 1’in üzerindeki bir oran, şirketin pahalı kısa vadeli borçlanmaya sıkışmadan yükümlülüklerini rahatça çevirebildiğini gösterir.
Bu liste, rekora yakın ama faiz tarafında gerilen bir piyasada, en pahalı ve en kırılgan alanları kovalamak yerine, ucuz, verimli, nakit üreten ve likiditesi güçlü şirketlere odaklanıyor. Sektörel olarak da geniş bir yelpazeye yayılıyor.
Faiz belirsizliği ve Jackson Hole öncesi tedirginlik sürdükçe, bu tür şirketler hem sağlam bilançoları hem de bugünkü nakit üretimlerine göre makul değerlemeleriyle daha dengeli bir seçenek sunabilir.
Filtreler
- FD/FAVÖK (EV/EBITDA) < 12
- Aktif Kârlılığı (ROA) > %8
- Serbest Nakit Akışı / Satışlar > %10
- Asit-Test Oranı (Quick Ratio) > 1

Burada yer alan bilgiler yatırım tavsiyesi içermez. Bilgi için: Midas Sorumluluk Beyanı