Kripto para alım satımı yapmadıysanız stablecoin kavramı size yabancı olabilir. Ancak uzmanlar, stablecoin’lerin kısa sürede ana akım finans dünyasında yer bulacağını öngörüyor.
Stablecoin’ler, genellikle ABD dolarına sabitlenen ve değer dalgalanması diğer dijital token’lara göre çok daha düşük olan bir kripto para türü. Morningstar verilerine göre, şu anda dolaşımdaki stablecoin’lerin toplam piyasa değeri yaklaşık 300 milyar dolar seviyesinde ve bu varlıklar ağırlıklı olarak kripto alım satımı yapan yatırımcıların nakitlerini park ettikleri güvenli liman olarak kullanılıyor. Ancak finansal kurumların ödemelerde veya bankalar ile kredi kartı şirketleri arasındaki para transferlerinde stablecoin kullanımına ısınmasıyla, pazarın 2035’e kadar 1,45 trilyon dolara ulaşması bekleniyor.
Bunun en somut örneklerinden biri, haziran ayında Visa, Mastercard ve BlackRock gibi devlerin de aralarında bulunduğu 140’tan fazla şirketin, ABD dolarına endeksli yeni bir stablecoin olan Open USD’ye destek vermesi oldu. Kripto sektöründeki uzmanlar, bu adımın geleneksel finans dünyasının blockchain teknolojisini benimsediğine işaret ettiğini belirtiyor. Blockchain, merkeziyetsiz ve dijital bir kayıt defteri olarak, bireyler arası, tüketici-işletme ve hatta finansal kurumlar arasında para transferinde önemli bir araç haline gelebilir.
TruStage Digital Assets stablecoin şirketinin başkanı Brian Kaas, blockchain teknolojisinin para transferi ve işlemler üzerinde köklü bir değişim potansiyeli taşıdığını vurguluyor. Kaas, stablecoin’lerin ve blockchain’in, artık tamamen dijitalleşen dünyamız için tasarlandığını ifade ediyor.
Stablecoin’ler kripto dünyasında ‘casino çipi’ gibi çalışıyor
Kripto paralar hakkında bilinen en temel gerçeklerden biri, fiyatlarının aşırı dalgalanması. Örneğin, bu yılın ocak ayında Bitcoin’in fiyatı 96.000 doları aşarken, ağustos başına kadar yaklaşık %33 değer kaybetti. Bu tür oynaklık, kripto paraların doğrudan para birimi olarak kullanılmasını zorlaştırıyor.
Duke Financial Economics Center’dan Lee Reiners, stablecoin’lerin, kripto paraların “değişim aracı olarak kullanılmak için fazla oynak” olma sorununu çözmek üzere tasarlandığını belirtiyor.
Stablecoin ihraççıları, ABD Hazine tahvilleri gibi yüksek kaliteli varlıklardan oluşan bir rezerv tutarak, coin’lerin fiyatının ABD dolarına sabitlenmesini sağlıyor. Yani bir şirket 100 dolarlık stablecoin ihraç ettiğinde, rezervinde de 100 dolar değerinde düşük riskli varlık bulunduruyor.
Bu yapı sayesinde stablecoin’ler, kripto varlık alım satımında veya transferinde dijital nakit gibi kullanılabiliyor. Örneğin, 100 dolarlık Bitcoin sattığınızda, gerçek ABD doları transferinin onaylanmasını beklemeden anında 100 dolarlık stablecoin alabiliyorsunuz.
Reiners, stablecoin’leri “kripto casinolarındaki casino çiplerine” benzetiyor.
Stablecoin’ler özel şirketler tarafından ihraç ediliyor ve bu şirketler, rezervlerinden elde ettikleri faizin büyük kısmını kendilerine saklıyor. Yasal olarak, bu faiz doğrudan coin sahiplerine ödenemiyor. Ancak bazı ihraççılar, çevrim içi aracı kurumlar gibi üçüncü taraflarla anlaşarak, platformlarında stablecoin tutan yatırımcılara “ödül” adı altında getiri sunabiliyor.
Bu ödüller, mevduat hesabından elde edilen faize benzer görünebilir. Ancak Better Markets adlı finansal tüketici savunuculuğu kuruluşunun COO’su Amanda Fischer, stablecoin’lerde önemli riskler bulunduğuna dikkat çekiyor.
Öncelikle, koruma mekanizmaları farklı. Federal Mevduat Sigorta Kurumu (FDIC), stablecoin ihraç kurallarının oluşturulmasına katkı sağlasa da, stablecoin’ler mevduat hesaplarında olduğu gibi FDIC sigortası kapsamına girmiyor.
Fischer, “Bir finansal hizmetler şirketine bir dolar verdiğinizde ve onlar bu parayı sizin adınıza tuttuklarında, bunun hesap başına 250.000 dolara kadar devlet güvencesinde olmasını beklersiniz. Ancak stablecoin’lerde durum böyle değil” diyor.
Ayrıca, stablecoin’inizi dolara çevirmek istediğinizde, genellikle doğrudan ihraççıya değil, bir aracı kuruma başvurmanız gerekiyor. Bu da, paranızın değerinin, onu tutan özel şirketin güvenilirliğine bağlı olduğu anlamına geliyor. Fischer, “Paranızı geri alabilme kabiliyetiniz, bu üçüncü taraf hizmet sağlayıcılarının güvenilirliğine bağlı” diyor.
Şu an için, atıl nakdine getiri arayan tasarruf sahiplerinin, yüksek getirili mevduat hesapları, vadeli mevduat sertifikaları veya para piyasası hesapları gibi geleneksel ürünleri tercih etmesi daha güvenli görünüyor. Fischer, stablecoin’lerin daha yüksek getiri sunmasının, sigorta eksikliği ve daha gevşek düzenleyici ortamdan kaynaklandığını belirtiyor. Yine de stablecoin’lerin avantajları, kullanım alanı genişledikçe daha fazla öne çıkmaya başlıyor.
Stablecoin’lerin geleceği: ‘daha hızlı, daha ucuz, 7/24’
Stablecoin’ler için dönüm noktası, geçen yıl Kongre’nin dijital varlıklar için düzenleyici bir çerçeve oluşturan GENIUS Yasası’nı kabul etmesiyle yaşandı. Bu yasa, hangi şirketlerin stablecoin ihraç edebileceğini ve rezervde hangi varlıkların tutulabileceğini belirledi.
Bu düzenleme, finansal kurumların stablecoin kullanımına kapı açtı. FRNT Financial dijital varlık şirketinin CEO’su Stephane Ouellette, stablecoin’lerin para transferinde önemli iyileştirmeler getireceğini söylüyor. Ouellette, blockchain tabanlı ödeme altyapısının daha hızlı, daha ucuz ve 7/24 çalıştığını, böylece para transferlerinde banka onayı veya hafta başını bekleme zorunluluğunun ortadan kalktığını vurguluyor.
Bunun nasıl yaygınlaşacağı ise henüz net değil. Bazı uzmanlar, ABD’li tüketicilerin stablecoin’leri hem günlük harcamalarda hem de büyük alımlarda kullanabileceğini öne sürüyor. Kaas, örneğin bir araba satışı gibi işlemlerde stablecoin ile anında ödeme yapılabileceğini belirtiyor.
Kaas, “Gerçek zamanlı olarak bu ödemeyi gerçekleştirebilirsiniz. Fonların orada olduğundan ve geçerli olduğundan emin olursunuz. Üstelik bu işlem, pazar günü saat 19.00’da bile gerçekleşebilir” diyor.
Kaas, büyük perakendecilerin kendi stablecoin’lerini çıkarıp, nakit işlemlerden tasarruf ederken, müşterilere de stablecoin kullanımı karşılığında rezerv varlıklarından elde ettikleri faizle indirim sunabilecekleri bir modelin de mümkün olduğunu düşünüyor.
Ancak Reiners, tüketicilerin kısa sürede kendi dijital stablecoin cüzdanlarını yönetmeye başlamasını beklemiyor. Şu an için kredi kartlarının sunduğu kolaylık, ödül ve tüketici korumasının stablecoin’lerle karşılanamayacağını belirtiyor.
Reiners, “ABD’de tüketici ödeme alışkanlıkları oldukça durağan. İnsanlar kolay kolay değişmiyor. Kredi kartlarımıza adeta bağımlıyız; mil ve ödül istiyoruz” diyor.
Uzmanlara göre, tüketiciler geleneksel banka ve kredi kartlarını kullanmaya devam edecek; ancak arka plandaki işlemler blockchain üzerinde stablecoin ile gerçekleşecek.
Kaas, “Bugün kullandığımız ödeme altyapısı internetten önceye dayanıyor. Bazı altyapılar 30-40 yıllık. Bu da, yapay zekânın giderek daha fazla etkilediği bir ekonomide hızlanan işlemleri yönetmekte yetersiz kalıyor” diyor.
Nitekim stablecoin ihraççısı Circle’ın CEO’su Jeremy Allaire, yakın zamanda yayımladığı uzun bir makalede, gelecekte yapay zekâ ajanlarının yönettiği bir ekonomide paranın blockchain üzerinde ‘makine hızında’ hareket etmesi gerekeceğini savundu.
Bu dönüşümün kazanan ve kaybedenleri henüz belli değil. Ancak Kaas, sıradan tüketiciler için bu değişimin ilk etapta neredeyse fark edilmeyeceğini düşünüyor.
Kaas, “Ortalama bir tüketici, stablecoin ile tanıştığında muhtemelen kripto para hakkında hiçbir şey bilmeyecek veya anlamayacak” diyor.
Bu içerik hazırlanırken faydalanılan kaynaklar: cnbc.com