Lazarus Group, Hyperliquid üzerinden 30 milyon dolarlık Bitcoin sattı

Blok zinciri verileri, Kuzey Kore bağlantılı Lazarus Group ile ilişkilendirilen cüzdanların üç haftalık bir dönemde Hyperliquid platformunda 30 milyon doların üzerinde Bitcoin sattığını gösteriyor. Bu durum, merkeziyetsiz finans (DeFi) alanında yapısal bir zafiyeti öne çıkarıyor: Merkezi borsaların aksine, Hyperliquid gibi platformlar kullanıcıların kimlik doğrulaması veya müşteri tanıma (KYC) süreçlerinden geçmeden varlık takası yapmasına veya stablecoin’lere çıkış yapmasına olanak tanıyor. Arkham araştırmacısı Emmett Gallic, Lazarus bağlantılı cüzdanların çalıntı Bitcoin’leri Hyperliquid’in emir defterleri üzerinden yönlendirerek geleneksel tarama mekanizmalarını atlattığını belirtti.

Bu olay, özellikle Trump yönetiminin kripto platformlarının denetimini yerelleştirme girişimleriyle şekillenen mevcut siyasi ortamı daha da karmaşık hale getiriyor. Düzenleyiciler, bu tür riskleri azaltmak için Hyperliquid gibi platformları ABD yargı yetkisi altına almayı hedefliyordu; ancak merkeziyetsiz platformlardaki anonimlik devam ediyor. Soruşturmacılar genellikle fonların sonraki transferlerini izlemek için haftalar harcarken, bu varlıkların nihai varış noktası belirsizliğini koruyor. Olay, DeFi likiditesinin büyümesi ile düzenleyici şeffaflık talepleri arasındaki gerilimi öne çıkarıyor ve borsalar daha güçlü tarama araçları uygulamazsa devlet destekli hacker gruplarının kara para aklama riskinin artabileceğine işaret ediyor.

Lazarus Group Hyperliquid’i Nasıl Kullandı?

Lazarus Group’un Hyperliquid üzerinde 30 milyon doların üzerinde Bitcoin satışı, merkeziyetsiz finans alanında önemli bir tarama açığını gözler önüne seriyor. Sürekli vadeli işlemler için merkeziyetsiz bir borsa olan Hyperliquid, piyasa değeri açısından ilk on kripto para arasında yer alıyor. Merkezi platformlar büyük çekimlerde KYC zorunluluğu getirirken, merkeziyetsiz platformlarda kullanıcılar kimlik doğrulaması olmadan varlık takası yapabiliyor veya stablecoin’lere çıkış yapabiliyor. Bu yapısal fark, yüksek likiditeye sahip ve denetimi zayıf platformları çalıntı fonların aklanmasında cazip hale getiriyor.

Kuzey Kore devlet destekli Lazarus Group, 2022’deki 625 milyon dolarlık Ronin Bridge saldırısı dahil olmak üzere, çalıntı fonları borsa ve mixing servisleri üzerinden dolaştırma geçmişine sahip. Mevcut olayda da Lazarus bağlantılı cüzdanlar Bitcoin’leri Hyperliquid’in emir defterleri üzerinden yönlendirdi. Bu faaliyet, Trump yönetiminin bu tür platformların denetimini resmileştirme çabalarını zorlaştırıyor. Düzenleyiciler, Hyperliquid gibi platformları ABD denetimine alarak güvenliği artırmayı hedeflerken, olay anonim aklama risklerinin devam ettiğine dikkat çekiyor.

Çalıntı fonlar yeni bir platforma ulaştığında, soruşturmacıların transferleri izleyebilmesi genellikle haftalar alıyor; bu nedenle 30 milyon doların nihai varış noktası bir süre daha gizli kalabilir. Bu riskin nasıl sonuçlanacağı, Hyperliquid ve benzeri platformların daha güçlü tarama araçlarını ne kadar hızlı devreye alacağına bağlı olacak. Haberin yazıldığı tarihte Hyperliquid, cüzdan hareketleriyle ilgili kamuya açık bir açıklama yapmamıştı. Blok zinciri araştırmacısı Emmett Gallic, ABD Hazine Bakanlığı Yabancı Varlıklar Kontrol Ofisi (OFAC) tarafından yaptırım uygulanan Kuzey Koreli Lazarus Group ile bağlantılı cüzdanların 31 Ağustos itibarıyla Hyperliquid üzerinden 30 milyon doların üzerinde transfer gerçekleştirdiğini bildirdi. Fonlar, platformun HyperUnit servisi üzerinden yönlendirilirken, Bitcoin önce Ethereum ve Solana’ya çevrildi, ardından Tron, Solana ve Ethereum ağları arasında köprülenerek taşındı.

Aynı cüzdan kümesi, araştırmacı ZachXBT tarafından 2024’te tespit edilmiş ve bu adreslerin 61 milyon dolarlık çalıntı fonla bağlantılı olduğu belirtilmişti. Hyperliquid’den çıkan varlıklar, KuCoin, LBank ve Kraken gibi merkezi borsalara ve etiketlenmemiş Tron tabanlı servislere aktarıldı. Fonların birden fazla platforma dağıtılması, yasa dışı gelirlerin nihai varış noktasını gizlemek için sıkça kullanılan bir yöntem.

Hyperliquid’in ABD Düzenleyici Süreci İçin Ne Anlama Geliyor?

Bu gelişme, Hyperliquid’in ABD pazarına resmi erişim sağlama çabalarıyla aynı döneme denk geliyor. Başkan Donald Trump, Ağustos ayında Emtia Vadeli İşlemler Komisyonu (CFTC) Başkanı Mike Selig’in Hyperliquid için uyumlu bir yol haritası üzerinde çalıştığını belirtmişti. Ayrıca, Kraken’in ana şirketi Payward’ın, ABD’li kullanıcıların Bitnomial üzerinden Hyperliquid bağlantılı sürekli vadeli işlemlere erişebilmesi için Hyperliquid Labs ile ileri düzey görüşmeler yürüttüğü bildiriliyor. Bitnomial, CFTC tarafından düzenlenen bir türev ürünler platformu olarak öne çıkıyor.

Bu süreçte, yaptırım uygulanan cüzdan hareketleriyle borsanın ABD denetimine alınma çabaları yan yana ilerliyor. Düzenlenmiş bir model, müşteri kimliği tespiti, yaptırım taraması ve piyasa gözetimi gibi endişeleri giderebilir; ancak herhangi bir anlaşmanın hayata geçmesi için düzenleyici onay gerekiyor. Hyperliquid’in ABD’deki geleceği, açık blok zinciri erişimi ile daha güçlü uyum gereklilikleri arasında denge kurmasına bağlı olacak. Lazarus Group bağlantılı transferler, merkeziyetsiz ticaret platformlarının daha geniş benimsenme arayışında karşılaştığı zorlukları öne çıkarıyor.

Blok zinciri analiz verilerine göre, Lazarus Group ile bağlantılı cüzdanlar üç hafta içinde Hyperliquid üzerinden 30 milyon doların üzerinde Bitcoin transfer etti. Bu transferler, ABD’li yetkililer ile Payward’ın Hyperliquid sürekli vadeli işlemlerine düzenlenmiş erişim yollarını araştırdığı dönemde gerçekleşti. Lazarus Group cüzdanları, Bitcoin satarak elde ettikleri gelirle Ethereum ve Solana aldı ve ardından varlıkları Kraken, LBank ve KuCoin gibi merkezi borsalara taşıdı.

Blok zinciri kayıtları, işlem akışlarını gösterse de borsa hesap sahipliğini veya platformların fonların kaynağını tespit edip etmediğini doğrulamıyor. ABD makamları, Lazarus Group’u Kuzey Kore’nin devlet destekli siber operasyonlarıyla ilişkilendiriyor ve grup, 2022’deki 625 milyon dolarlık Ronin Network saldırısı dahil olmak üzere büyük kripto hırsızlıklarıyla bağlantılı. Son faaliyetler, kullanıcıların bağlı cüzdanlar üzerinden sürekli kontrat ticareti yaptığı Hyperliquid’in merkeziyetsiz yapısına dikkat çekiyor. Analistler, halka açık blok zinciri kayıtlarının işlem takibini mümkün kıldığını, ancak varlıklar borsalara ulaştıktan sonra sahipliğin izlenmesinin zorlaştığını belirtiyor.

Bu arada, Payward’ın ABD’li yatırımcıların Bitnomial üzerinden seçili Hyperliquid sürekli kontratlarına erişebilmesini sağlayacak bir yapı üzerinde görüşmeler yürüttüğü bildiriliyor. Düzenlenmiş bir model, müşteri kimliği tespiti, yaptırım taraması ve piyasa gözetimi gibi endişeleri giderebilir; ancak herhangi bir anlaşmanın hayata geçmesi için düzenleyici onay gerekiyor. Lazarus Group bağlantılı transferler, merkeziyetsiz ticaret platformlarının daha geniş benimsenme arayışında karşılaştığı zorlukları öne çıkarıyor.

Kuzey Kore bağlantılı Lazarus Group, zincir üstü analiz şirketi Lookonchain’e göre yaklaşık 19,42 milyon dolar değerinde 244,148 Bitcoin transfer etti. 28 Ağustos’ta bildirilen bu işlemde fonlar cüzdanlar arasında taşındı; ancak varış noktası ve önceki hırsızlıklarla bağlantısı açıklanmadı. Ağustos ayının başlarında gerçekleşen 262,2 BTC’lik (yaklaşık 16,64 milyon dolar) başka bir büyük transferle birlikte, ağustos ayındaki toplam hareket 36 milyon doları aştı. Varış noktası açıklanmadığı için bu fonların satılıp satılmadığı veya sadece konsolide edilip edilmediği belirsizliğini koruyor.

Bu cüzdanların yeniden gündeme gelmesi, Şubat 2025’teki Bybit saldırısının hukuki yansımalarıyla aynı döneme denk geliyor. Bu saldırıda Lazarus aktörleri TraderTraitor adıyla 1,5 milyar dolar çalmıştı. Bybit, ABD federal mahkemesinde Kuzey Kore ve Reconnaissance General Bureau’ya dava açarak varlık transferlerini engelleyen geçici bir tedbir kararı aldı. FBI, saldırıyı Kuzey Koreli aktörlere atfetti ve çalınan varlıkların muhtemelen devlet parasıyla değiştirileceği uyarısında bulundu. Nisan 2025 itibarıyla Bybit CEO’su Ben Zhou, çalınan fonların %27,6’sının binlerce adrese dağıtıldığı için izlenemediğini açıkladı.

Chainalysis, Kuzey Koreli hackerların 2025’te en az 2,02 milyar dolar değerinde kripto para çaldığını ve bunun bir önceki yıla göre %51 artış anlamına geldiğini tahmin ediyor. Toplam çalıntı miktarı ise 6,75 milyar doları aşıyor. Grup, son dönemde kimlik taklidi ve çalışan erişimi yöntemlerini kullanarak kripto şirketlerini hedef alıyor. Son saldırılar arasında, Nisan 2026’da KelpDAO’nun KatmanZero tabanlı köprüsünden 292 milyon doların çekilmesi de yer alıyor; burada saldırganlar doğrulama sistemlerine sahte veri iletti. ABD Hazine Bakanlığı yaptırımları, Amerikalıların Lazarus Group ile işlem yapmasını yasaklıyor ve grubun ABD yargı yetkisine giren varlıklarının bloke edilmesini gerektiriyor.

Bu içerik hazırlanırken faydalanılan kaynaklar: ainvest.com