Bankalar temmuzda faiz gelirleriyle faiz giderleri arasındaki farkı büyüttü. Buna rağmen aylık net kâr %36,3 geriledi. BDDK’nın verileri, banka hisseleri için asıl soruyu tam burada ortaya koyuyor: Faizden kazanılan para neden aynı ölçüde hissedara kalan kâra dönüşmüyor?
Önce manşetteki rakamı doğru okuyalım. 596,4 milyar TL, yalnızca temmuzun değil, ilk yedi ayın toplam net kârı. Güncel BDDK tablolarından hesaplandığında temmuzun tek aylık kârı yaklaşık 68 milyar TL. Hazirandaki 106,6 milyar TL’ye göre gerileme var. Geçen yılın temmuzuna göre ise %19,8 artış söz konusu. Dolayısıyla aynı veri, aylık ivmenin zayıfladığını ve yıllık nominal büyümenin sürdüğünü birlikte gösteriyor.
Faiz tarafında ise daha olumlu bir görünüm var. Temmuzda net faiz geliri, hazirana göre %3,9 artarak 226,6 milyar TL’ye ulaştı. İlk yedi ayın toplamı 1,47 trilyon TL. Ancak gelir tutarındaki artışı, ortalama varlık büyüklüğünü dikkate almadan doğrudan marj iyileşmesi diye okumamak gerekiyor.
Gelirin ikinci ayağı olan ücret ve komisyonlarda ise aylık yavaşlama var. Kredi ücretleri ve bankacılık hizmetleri gelirlerinden ödenen ücret ve komisyonları çıkardığımızda, temmuzda 108,4 milyar TL hesaplıyoruz. Bu tutar hazirandaki 118,1 milyar TL’nin %8,2 altında. Faiz tarafındaki kazanımın bir bölümü, bu gelir kalemindeki gerilemeyle dengeleniyor.
Kârdaki yavaşlamanın önemli bir bölümü diğer gelirlerde. Alınan temettüler aylık 11,3 milyar TL’den 3,6 milyar TL’ye, diğer faiz dışı gelirler 43,4 milyar TL’den 32,8 milyar TL’ye indi. Sermaye piyasası ve kambiyo işlemlerinin toplam net zararı da 42,3 milyar TL’den 53,9 milyar TL’ye çıktı. Personel giderleri 58,3 milyar TL’den 62,3 milyar TL’ye yükseldi. Buna karşılık genel ve özel kredi karşılık giderleri 66,6 milyar TL’den 64,7 milyar TL’ye geriledi. Yani aylık kâr kaybını karşılıklara bağlamak yerine, gelirlerin bileşimine ve giderlere birlikte bakmak gerekiyor. Bu ayrım BIST için önemli. Temettü gelirinin azalmasıyla kredi tahsilatının bozulması aynı şey değil. Banka hisselerinde kalıcı kârlılığı değerlendirirken, aylık sonucun hangi kalemlerden geldiğini ayırmak gerekiyor.
Bilançonun büyüme tarafında krediler öne çıkıyor. Aktifler 53,8 trilyon TL, krediler 27,45 trilyon TL, menkul değerler 7,79 trilyon TL oldu. Yıl sonuna göre krediler %18,7 büyürken mevduat artışı %13,6’da kaldı. 30,92 trilyon TL’lik mevduat tabanı genişlese de kredi büyümesini daha pahalı kaynaklarla desteklemek, kazancın bir bölümünü fonlama maliyetine bırakabilir. Bu büyüme oranları nominal, reel genişleme olarak okunmamalı.
Faizlerin seyri bu nedenle önemli. Vade dağılımından yaptığımız hesaplamaya göre TL mevduatın yaklaşık %71’i, bir aya kadar ve bir ile üç ay arasındaki vadelerde bulunuyor. Mevduat faizleri geriler ve kredi getirileri daha yavaş yeniden fiyatlanırsa bankaların faiz farkı genişleyebilir. Fakat mevduat rekabeti maliyetleri yüksek tutarsa bu katkı gecikebilir.
Kredilerin geri dönüşü de yakından izlenmeli. Takipteki alacaklar 818,6 milyar TL. Takibe dönüşüm oranı hazirandaki %2,77’den %2,86’ya çıktı. Tüketici kredileri ve bireysel kartlardaki takipteki bakiye 339,5 milyar TL’ye ulaşıyor. Bu tutar, toplam takipteki alacakların yaklaşık %41’ine karşılık geliyor. Bu dağılım, bireysel bankacılıkta tahsilat kalitesini öne çıkarıyor.
Sermaye tarafında özkaynaklar 4,65 trilyon TL, sermaye yeterliliği oranı %16,61. Ayrıca bu veriler sektör toplamını anlatıyor. BIST’te işlem gören her bankanın müşteri dağılımı, mevduat maliyeti ve karşılık ihtiyacı farklı.
Bu tablonun banka hisseleri açısından mesajı, net faiz gelirindeki toparlanmanın tek başına yeterli olmadığı. Daha düşük maliyetli mevduata sahip, hizmet gelirlerini büyütebilen ve kredi zararlarını kontrol altında tutabilen bankalar kârlarını daha dayanıklı hâle getirebilir. Bir sonraki bilançoda takip edeceğim nokta, faiz gelirindeki kazanımın karşılıklar ve diğer giderler sonrasında net kâra ne ölçüde taşındığı olacak.
Burada yer alan bilgiler yatırım tavsiyesi içermez. Bilgi için: Midas Sorumluluk Beyanı