Kraken-Hyperliquid ortaklığında ABD gelirleri token sahiplerine ulaşmayabilir

HYPE, gelir rakamlarından ziyade manşetlerle rekor seviyelere yükseliyor. Bloomberg, Hyperliquid Labs’in, kripto borsası Kraken’in ana şirketi Payward ile, Payward’ın CFTC tarafından düzenlenen borsası ve takas kuruluşu Bitnomial üzerinden ABD’li müşterilere sürekli vadeli işlemler sunmak için ileri düzeyde görüşmeler yürüttüğünü bildirdi. Bu anlaşma görüşmeleri, Başkan Trump’ın 19 Ağustos’ta CFTC’nin Hyperliquid’i ABD’de “tamamen yasal ve uyumlu bir şekilde” faaliyete geçirmeye çalıştığını açıklamasının ardından geldi. Sadece bu açıklama bile token’da %11’lik bir artışa yol açtı.

Piyasanın bu gelişmeye verdiği tepki net. Hyperliquid’in uygulaması ABD kullanıcılarına coğrafi olarak engelli, yani en büyük zincir üstü türev ürünler platformu, bugüne kadar ABD pazarına erişemedi. Platform, zincir üstü sürekli vadeli işlemlerin yaklaşık %70’ini tek başına gerçekleştiriyor. Uyumlu bir kapı açılırsa, en yeni ve en yoğun kullanılan kripto işlem platformu, dünyanın en büyük bireysel yatırımcı pazarını da portföyüne katmış olacak.

Ancak anlaşmanın şartları, Payward’a ödeme yapılırken token sahiplerinin ikinci planda kaldığını gösteriyor.

HYPE fiyatının neden bir temele sahip olduğuna bakıldığında, platformun sürekli vadeli işlemlerden — kriptoda en yüksek hacimli, kaldıraçlı ve süresiz sözleşmelerden — ücret kazandığı görülüyor. Protokol, bu işlem ücretlerinin yaklaşık %99’unu otomatik olarak zincir üstü şekilde kendi token’ını satın almak için kullanıyor ve bugüne kadar 1,3 milyar doların üzerinde HYPE token’ı piyasadan çekti. İş modeli olarak bakıldığında, yaklaşık 19 milyar dolarlık piyasa değeri ve yıllık 950 milyon dolara yakın ücret geliriyle, bu geri alımlar her yıl token’ın değerinin yaklaşık %5’ini piyasadan kaldırıyor. Bu yapı, kripto dünyasında temettüye en yakın model olarak öne çıkıyor; ancak burada herhangi bir sözleşmesel zorunluluk yok ve yönetişim, dağıtım oranını istediği zaman değiştirebiliyor.

Rekor fiyatı gündeme getiren anlaşmaya gelince: Haberlere göre, ABD’li kullanıcılar Bitnomial üzerinden hesap açacak ve Hyperliquid’in altyapısı üzerinde oluşturulan belirli kripto sürekli vadeli işlemlerini alıp satabilecek. Ancak Hyperliquid’in kendi uygulaması ABD’de hâlâ engelli olacak ve tüm offshore ürünler sunulmayacak. Egzotik piyasalar ve offshore’daki yüksek kaldıraç seçenekleri ABD teklifine dahil edilmiyor.

Bitnomial, Payward’ın bir iştiraki. Ana şirket, Bitnomial’i Mayıs ayında 550 milyon dolara kadar bir bedelle satın aldı; bu işlemde Payward’ın değeri 20 milyar dolar olarak belirlendi ve şirket aynı anda bir aracı kurum, takas kuruluşu ve borsa sahibi oldu. Payward, platformu ve kayıtlı müşteri verilerini elinde tutuyor. Hyperliquid’in alacağı ise sabit bir lisans ücreti ve ABD işlem gelirlerinden pay olarak belirtiliyor. Ancak, Bitnomial üzerinden gerçekleşen işlem hacminin geri alım mekanizmasına aktarılıp aktarılmayacağı net değil. Bu eksik bilgi, anlaşmanın en kritik noktası. Lisans ücreti doğrudan Payward’a gidiyor. Token sahipleri ise yalnızca ABD gelirleri aynı %99’luk geri alım mekanizmasına yönlendirilirse pay alabilecek; şu ana kadar bu konuda bir açıklama yapılmadı.

Zamanlama da bu farkı daha belirgin kılıyor. HYPE, 27 Ağustos’ta başkanlık açıklamasının etkisiyle yaklaşık 86 dolarla rekor kırdı; ortada henüz bir anlaşma yokken, token iki hafta içinde yaklaşık %45 yükseldi ve 19 Ağustos’ta 58 dolardan 84 dolara çıktı. Nasdaq’ta işlem gören Grayscale Hyperliquid Staking ETF’i (HYPG), HYPE’ı tutan ve staking getirisini yansıtan regüle bir ürün olarak son 20 işlem gününde yaklaşık %53 yükseldi ve kendi rekoruna yakın seyrediyor. Günlük işlem hacmi ise 3 milyon dolar civarında ve %0,29 sponsor ücreti alıyor.

Token’ın arz dinamikleri ise bu tabloya karşı bir denge unsuru oluşturuyor. HYPE’ın 1 milyar adetlik maksimum arzının yalnızca yaklaşık %22’si dolaşımda; kalan token’lar her ayın 6’sında açılıyor ve bu süreç 2027’ye kadar devam edecek. Pazartesi günkü haberden birkaç gün önce, 29 Ağustos’ta yaklaşık 14,2 milyon token’ın kilidi açıldı — bu da yaklaşık 1,2 milyar dolar değerinde ve dolaşımdaki arzın %6’sına denk geliyor. Geri alım mekanizması, bu arz artışına karşı bir denge sağlıyor. Yani, yükseliş beklentisi, işlem hacminin kilit açılımlarından daha hızlı büyümesine bağlı.

Payward açısından bakıldığında, bu anlaşma oldukça avantajlı. Şirket, uygun fiyatlı bir lisanslı altyapı satın aldı ve şimdi kripto dünyasının en hızlı büyüyen türev platformuna ABD pazarında alan kiralayabiliyor. Müşteri ve takas verileri ise Payward’da kalıyor; bu da halka arz hazırlığındaki özel bir şirket için önemli bir rekabet avantajı. Bu ticarete doğrudan yatırım yapılamıyor; Payward halka açık değil. Yatırım yapılabilen araçlar ise HYPE token’ı veya ETF’i.

Anlaşma, başkanlık söylentisini isimli ve müzakere edilmiş bir yapıya dönüştürüyor ve CFTC’ye sunulmuş durumda. Üstelik, Payward’ın lisanslarını kiralayarak, Polymarket’in kendi lisansını almak için ödediği 112 milyon dolarlık maliyetten çok daha düşük bir maliyetle ilerleniyor. Ancak, ABD işlem hacminden elde edilen ücretlerin HYPE geri alımına aktarılıp aktarılmayacağına dair net bir bilgi yok. Onay garantisi bulunmuyor ve merkeziyetsiz, “merkezi operatör yok” tasarımı, ABD’li düzenleyicilerin manipülasyon ve yaptırım riskleri nedeniyle uzun süredir dikkat çektiği bir konu.

Yaklaşık 84 dolar seviyesinde, HYPE’ın ücret mekanizması yıllık bazda piyasa değerinin yaklaşık %5’ini geri alımlara yönlendiriyor. Bu, gerçek bir rakam ve iş modeli. Bunun üzerindeki fiyat ise, ABD pazarından elde edilecek gelirin token’a mı yoksa sadece altyapıya mı gideceğine dair kaldıraçlı bir bahis niteliğinde. Ücret paylaşımı açıklanana kadar, bu bahsin tek bir kırılma noktası var: ABD gelirleri geri alıma aktarılmazsa, prim yanlış tarafa gitmiş olacak.

Bu içerik hazırlanırken faydalanılan kaynaklar: ainvest.com