ABD ile yeniden alevlenen ticaret savaşı ortamında, Kanada Başbakanı Mark Carney, ülkesinin Avrupa Birliği (AB) ile ekonomik ve güvenlik ortaklığını derinleştirme sözü verdi.
Carney’nin bu açıklaması, Ottawa ile Washington arasındaki ticaret görüşmelerinin geçen hafta sonuçsuz kalmasının ardından geldi. Kanada, ABD’yi Fransızca diline yönelik taleplerle egemenliğine müdahale etmekle suçlamıştı.
Buna karşılık ABD Başkanı Donald Trump, Truth Social üzerinden yaptığı açıklamada, 1 Ocak 2027 itibarıyla otomobil ve kamyonlara uygulanan gümrük vergilerinin yüzde 50’ye çıkarılacağını duyurdu.
Trump, “KANADA’YA İHTİYACIMIZ YOK, ONLARIN BİZE İHTİYACI VAR! İşlerinin yüzde 95’ini ABD ile yapıyorlar, bizde ise tam tersi!” ifadelerini kullandı.
Kanada ise 8 Eylül’den itibaren 700’den fazla Amerikan ürününe yüzde 15 ile yüzde 50 arasında değişen gümrük vergileri getireceğini açıkladı. Bu ürünlerin toplam değeri yaklaşık 20 milyar dolar (17,2 milyar euro) olarak belirtildi.
Trump’ın 2025’te yeniden başkanlığa gelmesi ve ABD-Kanada ticaret ilişkilerine yönelik tekrar eden eleştirileri sonrası Ottawa, “benzer düşüncelere sahip” bir ortak arayışıyla AB’ye yönelmeye başladı.
Carney, pazartesi günü yaptığı açıklamada, “Bu sonbaharda, dünyanın ikinci büyük ekonomisi olan Avrupa Birliği ile çok daha güçlü ve derin bir ekonomik ve güvenlik ortaklığı kurmak için yoğun görüşmelere başlayacağız” dedi.
Politico’nun aktardığına göre, Kanada Başbakanı, Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in davetiyle 16 Eylül’de Strasbourg’da yapılacak AB Durumu konuşmasına katılacağını doğruladı. Bu davet, ABD ile ticaret savaşı başlamadan önce yapılmıştı.
İkinci Trump yönetiminin başlangıcından bu yana Brüksel ve Ottawa, ticari ilişkilerini Washington’dan bağımsızlaştırma hedefini paylaşıyor. Ancak AB ile Kanada arasında zaten bir ticaret anlaşması bulunduğu için, ilişkilerin ne kadar derinleşebileceği tartışma konusu.
Her iki tarafın da sınırları var.
Birbirine Bağlı Kanada ve ABD Piyasaları
Kritik ham maddelerden enerji ve savunmaya kadar son aylarda birçok alan öne çıktı ve bu başlıkların, sonbaharda düzenlenecek Kanada-AB zirvesinin gündemini belirlemesi bekleniyor.
Kanada, AB’ye kritik ham maddelere daha iyi erişim sunmayı planlıyor. Brüksel, nadir toprak elementlerinin üretim ve işlenmesinde tekel konumunda olan Çin’den uzaklaşmak istiyor. Kanada’nın lityum, grafit ve nikel gibi güçlü yerli kaynakları sayesinde Ottawa, AB’yi kendi metal değer zincirine entegre etme konusunda önemli fırsatlar sunuyor.
Enerji tarafında ise Kanada, şu anda ağırlıklı olarak ABD’ye sağladığı enerji kaynaklarını AB’ye de sunmayı gündeme alabilir.
Kanada-AB Ticaret ve Yatırım Derneği Başkanı Mark Camilleri, Euronews’e yaptığı açıklamada, “Enerji konusunda sadece petrol ve gaz değil, nükleer de dahil olmak üzere daha uygulanabilir bir Kanada-AB koridorunu konuşmalıyız. AB’nin enerji ihtiyacı artıyor ve arzı hâlâ büyük ölçüde ithalata bağımlı” dedi.
Savunma alanında Kanada, AB üyesi ülkelerin ortak tedarik yoluyla savunma sanayi üretimine yatırım yapmasını destekleyen 150 milyar euroluk SAFE savunma fonunun bir parçası. Ayrıca Kanada, Alman-Norveç ortaklığı TKMS’yi 12 yeni denizaltı inşa etmek üzere seçerek iş birliğini daha ileriye taşıyor. Arktik güvenliği konusunda ilişkilerin derinleştirilmesi de gündemde.
Kanadalı şirketler ise Avrupa pazarına artan bir ilgi gösteriyor. Ancak bu çeşitlenme kısa sürede gerçekleşmeyecek; coğrafi yakınlık hâlâ önemli bir faktör.
Camilleri, “Kanada ekonomisi büyük ölçüde ABD ve Kuzey Amerika ekonomisine entegre. Yaşanan siyasi sorunlara rağmen bu ilişkiyi çözmeyi düşünmüyoruz” ifadelerini kullandı.
Avrupalılar da Kanada ile entegrasyona sınır koyuyor. 2016’da imzalanan ticaret anlaşması, AB pazarına erişimin kolay olmadığının bir göstergesi. Anlaşma hâlâ tüm AB üyesi ülkeler tarafından onaylanmadı ve 2017’den bu yana sadece geçici olarak uygulanıyor.
Zayıf AB Üyeliği Umutları
Coğrafya, sadece Kanadalılar için değil, AB için de önemli.
Avrupa Birliği Antlaşması’nın 49. maddesi, üyeliği “herhangi bir Avrupa Devleti”ne açıyor. Fas, geçmişte “yeterince Avrupalı” bulunmadığı için üye olamamışken, Kanada’nın coğrafi olarak çok daha uzakta olması “Avrupa devleti” olarak kabul edilmesini zorlaştırıyor.
Brüksel merkezli düşünce kuruluşu Bruegel’den kıdemli uzman Guntram Wolff, Brüksel’de yeni bir açıklığın oluştuğunu ve stratejik uyumun “oldukça ileri gidebileceğini”, ancak tam üyeliğe ulaşmasının muhtemel olmadığını belirtiyor.
Mevcut anlaşmanın ötesinde ticaretin daha da serbestleştirilmesi bir seçenek olabilir. Ancak Kanada piyasasının AB’ye entegrasyonu ne kadar ileri gidebilir?
Wolff, “Norveç’in olduğu noktaya kadar gidilebilir; yani tek pazar üyeliği. Kanada’nın bunu isteyip istemediğini ve tüm Avrupa ülkelerinin buna sıcak bakıp bakmadığını önümüzdeki haftalarda göreceğiz” dedi.
Norveç, İzlanda ve Lihtenştayn, AB üyesi ülkelerle birlikte “Avrupa Ekonomik Alanı”nın bir parçası. Bu üyelik, AB’nin dört özgürlüğünün – mal, insan, hizmet ve sermaye serbestisi – uygulanmasını gerektiriyor. Bu özgürlükler, tek pazarın temelini oluşturuyor.
Ancak bir AB yetkilisi, Euronews’e yaptığı açıklamada, bu seçeneğin şu anda masada olmadığını ve şimdilik teorik bir tartışma olarak kaldığını belirtti.
Bu içerik hazırlanırken faydalanılan kaynaklar: euronews.com