İngiltere Merkez Bankası, sterlin cinsinden sistemik stablecoin’lere yönelik düzenleme taslağını 10 Kasım 2025’te yayımlayarak, regülasyon tasarım sürecini resmen başlattı. Yasal düzenlemenin 2026 sonunda yürürlüğe girmesi bekleniyor. Banka, detayları 2026 yılı içinde netleştirmeyi hedefliyor. Bu takvim, İngiltere pazarına girmeye hazırlanan stablecoin ihraççıları için operasyonel sürecin başlangıcını işaret ediyor.
Stablecoin benimsenmesinde akış kısıtlarını belirleyen tutma limitleri, bireyler için coin başına 20.000 sterlin, işletmeler için ise 10 milyon sterlin olarak geçici şekilde öneriliyor. Bu eşikler, finansal sistemin dijital paraya uyum sağlarken krediye erişimin devamlılığını korumak amacıyla tasarlandı. Geçiş sürecinin reel ekonomiye finansman sağlama açısından risk oluşturmadığı tespit edildiğinde bu limitler kaldırılacak.
Teminat varlık çerçevesi ise %60/%40 oranında katı bir dağılım öngörüyor. Sistemik stablecoin ihraççıları, teminat varlıklarının en fazla %60’ını kısa vadeli İngiltere devlet tahvillerinde, kalan %40’ı ise İngiltere Merkez Bankası’ndaki faizsiz hesaplarda tutabilecek. Bu yapı, güçlü bir itfa kapasitesi sağlarken merkez bankası gözetimini de sürdürüyor. Lansmanda sistemik kabul edilen veya FCA rejiminden geçiş yapan ihraççılar için ise geçici olarak teminat varlıklarının %95’ine kadar kısa vadeli devlet tahvillerinde tutulmasına izin verilecek. Bu yüksek oran, ihraççıların İngiltere pazarında ölçeklenirken sürdürülebilirliğini desteklemeyi amaçlıyor.
Rekabetçi Konum: İngiltere, ABD ve AB Akış Pencereleri
İngiltere’nin 2026 sonu takvimi, 6-9 aylık önemli bir ilk hareket avantajı yaratıyor. ABD’de GENIUS Act’in 2027’nin ilk çeyreğinde yürürlüğe girmesi beklenirken, İngiltere rejimi 2026 sonunda devreye alınacak. Bu zaman aralığı, İngiliz ihraççılara tokenlaştırılmış finans akışlarını, ABD’li rakipler yeni regülasyonlarına tam olarak adapte olmadan önce yakalama fırsatı sunuyor.
AB’nin blok zinciri pilot programı ise dikkat çekici bir örnek oluşturuyor. 18 ay önce başlatılan bu pilot, 6 milyar avroluk üst sınırın altyapı yatırımlarını teşvik etmek için yetersiz kalması nedeniyle sınırlı ilgi gördü. İngiltere, bu deneyimden ders alarak Dijital Menkul Kıymetler Sandbox’ında (DSS) sabit bir üst sınır yerine, katılımcıların sistem dayanıklılığını kanıtladıkça limitlerin kaldırıldığı bir geçiş sistemi uyguluyor. Bu yaklaşım, başarılı denemelerin yapay kısıtlamalarla engellenmeyeceği mesajını veriyor.
DSS, Aralık 2028’e kadar düzenlenmiş bir test ortamı sunacak. Programa başvuru penceresinin ise Mart 2027 civarında kapanması bekleniyor. Bu süreç, şirketlere İngiltere’nin kalıcı rejimi tam olarak yürürlüğe girmeden önce tokenlaştırılmış varlık altyapılarını geliştirme ve test etme imkânı tanıyor. Böylece Londra, aksi halde New York veya kıta Avrupası’na yönelebilecek finansal akışları çekme potansiyeli kazanıyor.
Akış Ölçütleri ve Temel İzleme Noktaları
İngiltere rejiminin başarısı, üç ana akış metriğiyle ölçülecek: İlk olarak stablecoin ihraç hacimleri, ardından DSS katılımı ve tokenlaştırılmış menkul kıymet işlemleri, son olarak da sınır ötesi ödeme geçişleri.
Stablecoin ihraç hacimleri, temel gösterge olacak. Yeni İngiltere Merkez Bankası rejimi altında sterlin cinsinden sistemik stablecoin dolaşımının toplamına odaklanılacak. AB’nin blok zinciri pilotundaki 6 milyar avroluk üst sınır, altyapı yatırımlarını teşvik etmekte yetersiz kalmış ve düşük katılıma yol açmıştı. İngiltere’de sabit bir üst sınır bulunmuyor; ancak %60/%40 teminat varlık yapısı, ihraççıların ekonomisini ve ölçeklenebilirliğini belirleyecek. İhraç hacminin AB pilotundaki tavanı aşması, İngiltere modelinin işlediğine işaret edecek.
DSS katılımcı sayısı ve tokenlaştırılmış menkul kıymet işlem hacimleri ise ikinci seviye göstergeleri oluşturuyor. Başvuru penceresinin Mart 2027’de kapanacak olması, şirketler için net bir taahhüt süresi sağlıyor. Sandbox’a katılanların ve tokenlaştırılan varlıkların çeşitliliği, İngiltere’nin geçiş sistemine olan piyasa güvenini gösterecek. DSS içindeki işlem hacimleri ise kalıcı rejim başlamadan önce tokenlaştırılmış menkul kıymetlerin anlamlı bir likiditeye ulaşıp ulaşamayacağını ortaya koyacak.
Sınır ötesi ödeme akışları ise üçüncü ve potansiyel olarak en dönüştürücü metrik olarak öne çıkıyor. Geleneksel SWIFT altyapısından regüle stablecoin ödeme kanallarına geçiş izlenecek. Tokenizasyonun sağladığı gerçek zamanlı atomik mutabakat, azalan karşı taraf riski ve programlanabilirlik gibi avantajlar, İngiltere rejimi güvenilir bir altyapı sunarsa önemli akış değişimlerine yol açabilir. Bu noktada, İngiltere’nin ABD’ye karşı ilk hareket avantajı kritik önem taşıyor.
Bu içerik hazırlanırken faydalanılan kaynaklar: ainvest.com