Merkeziyetsiz finans (DeFi) alanında faaliyet gösteren bir Ethereum (ETH) yatırımcısının hikayesi, genellikle bir gün kazanan, ertesi gün ise tasfiye edilen bir yatırımcı anlatısı olarak öne çıkıyor. Bu anlatının en çok belgelenen örneklerinden biri, Hyperliquid isimli merkeziyetsiz sürekli vadeli işlemler platformunda yaşandı. Söz konusu yatırımcı, 125.000 dolarlık bir teminatı dört ayda yaklaşık 43 milyon dolarlık zirveye taşıdıktan sonra, bu tutarın neredeyse tamamını 48 saatten kısa sürede kaybetti.
Sürecin detaylarına bakıldığında, yatırımcının hesabı yükselişin zirvesinde 66.749 ETH’lik uzun pozisyon taşıyordu. Bu pozisyonun değeri yaklaşık 303 milyon dolara ulaştı. Ancak bu tutarın neredeyse tamamı borçlanma yoluyla elde edilmişti. Tasfiyeden iki gün önce yatırımcı, yaklaşık 7 milyon dolarlık kârı realize ederek hesabında yine yaklaşık 7 milyon dolar bıraktı. Ardından, piyasa yön değiştirirken yeni bir kaldıraçlı uzun pozisyon açtı. Ethereum fiyatı 4.750 dolardan 4.200 dolar seviyesine gerilerken, pozisyon ETH’nin 4.000 dolara yaklaşmasıyla 6,2 milyon dolardan tasfiye edildi. Hesapta kalan bakiye ise yaklaşık 771.000 dolar oldu. Dört ayda elde edilen onlarca milyon dolarlık kazanç, iki günde altı haneli bir bakiyeye indi.
Buradaki kritik nokta, yatırımcının önce kazanıp sonra kaybetmiş olması değil. 43 milyon dolar, geleneksel anlamda bir para değildi; bu tutar, kaldıraçlı uzun pozisyondaki özsermayeyi, yani pozisyonun kontrol ettiği ETH ile borçlu olunan ETH arasındaki farkı temsil ediyordu. Bu fark, yalnızca fiyat uygun seviyede kaldığı sürece yatırımcıya ait olabiliyor. Kaldıraçlı uzun pozisyon, ETH teminat gösterilerek alınan bir kredi niteliğinde ve “kazanç” da fiyatın yüksek kalmasına bağlı bir hak olarak ortaya çıkıyor; bankada güvende duran bir bakiye değil.
Tasfiye ise, platformun kendi kredi koşullarını otomatik olarak uygulaması anlamına geliyor. Borsalar, pozisyonları asgari teminat oranına göre izliyor ve genellikle herhangi bir borsanın anlık fiyatı yerine ağırlıklı bir “işaret fiyatı” kullanıyor. Teminat bakiyesi bu sınırın altına düştüğünde, çoğu kripto platformu ek teminat çağrısı yapmadan pozisyonu piyasa fiyatından kapatıyor. Daha yüksek kaldıraç, daha dar bir teminat tamponu anlamına geliyor; bu da küçük bir fiyat hareketinin bile tasfiyeyi tetiklemesine yol açıyor. Hatta fiyat sabit kalsa bile, sürekli vadeli işlemlerde uzun ve kısa pozisyonlar arasında periyodik fonlama ücretleri uygulanıyor ve bu da zamanla teminatı eritebiliyor.
Bu hikayeyi piyasa yapısı açısından ilginç kılan unsur ise, pozisyonun karşı tarafında kimin olduğu. Hyperliquid’de bir sürekli vadeli işlem uzun pozisyonu tasfiye edildiğinde, kaybeden pozisyon ortadan kaybolmuyor. HLP kasası, yatırımcılara karşı taraf olarak konumlanıyor. Mart 2025’te bir balina, 4,3 milyon USDC teminatla 113.000 ETH’lik 50 kat kaldıraçlı uzun pozisyon açtı, ardından teminatın bir kısmını çekerek teminat tamponunu daralttı ve tasfiye oldu. HLP kasası, pozisyonu devralarak 4 milyon doların üzerinde dalgalı zararı üstlendi. Hyperliquid’in yanıtı ise açgözlülükle ilgili bir uyarı yapmak olmadı; bunun yerine, Bitcoin için maksimum kaldıraç oranını 40x’e, Ethereum için ise 25x’e düşürdü. Protokol, aracılık edeceği kaldıraç seviyesini yeniden tanımladı.
Aynı yapı, ters yönde de geçerli. pension-usdt.eth olarak bilinen balina, arka arkaya 23 kazançlı işlemle yaklaşık 49 milyon dolar kâr elde etti. Ancak, 50.000 ETH’lik (yaklaşık 106 milyon dolar değerinde) kısa pozisyonu, Ethereum fiyatı yükselince zorunlu tasfiye ile 23,9 milyon dolar kayba dönüştü. Kazançlar ve tasfiyeler, aynı enstrümanın farklı zamanlardaki ölçümleri olarak öne çıkıyor: Kazanan, piyasanın henüz sınırını aşmadığı kaldıraçlı bir pozisyon; tasfiye ise o pozisyonun kritik çizgiyi geçmesiyle gerçekleşiyor.
Bu tür hikayelerin tekrar tekrar gündeme gelmesinin nedeni, kaldıraçlı işlemlerde kazanç ve kaybın aynı işlemde iç içe geçmiş olması. Manşetlerde “dörtlü kazanç” olarak sunulan başarılar, aslında fiyat bazlı dört ayrı hak talebine benziyor. Pratikte ise, Ethereum’un yükselişinden faydalanmak isteyen bir yatırımcının bunu elde etmek için ETH borçlanmasına gerek yok; doğrudan sahip olmak yeterli. ETH sahibi olmak, kazancın zamanla azalmasına veya değer kaybetmesine yol açabilir, ancak fiyat bir kredi verenin belirlediği çizgiyi geçtiği için bakiyenin sıfırlanmasına neden olmaz. Kaldıraçlı pozisyon açan yatırımcı, aslında hiçbir zaman tam anlamıyla kendisine ait olmayan bir pozisyonu taşımak için platforma, fonlama akışına ve karşı taraf kasasına ödeme yapıyor.
Bu içerik hazırlanırken faydalanılan kaynaklar: ainvest.com