Bitcoin, haftalar boyunca 60.000 ile 65.000 dolar arasında dar bir aralıkta işlem gördükten sonra kısa sürede 70.000 doları aştı ve 80.000 dolara doğru yükselişini sürdürdü. Piyasanın bu hareketin tetikleyicisi olarak işaret ettiği unsur ise ne blok ödülü yarılanması ne de yeni bir ETF giriş dalgasıydı. Asıl etken, ABD Merkez Bankası’nın (Fed) kısa vadeli Hazine tahvillerinden aylık 40 milyar dolarlık alım yapacağını açıklaması ve ABD Hazine Bakanlığı’nın yaklaşık 1 trilyon dolara yaklaşan vadesiz hesabından uzun vadeli tahvil piyasasını desteklemek için harcama yapmaya hazır olduğunu duyurması oldu. Piyasada bu gelişmeler “para basımı” olarak yorumlandı ve Bitcoin’in yükselişiyle ilişkilendirildi. Ancak bu okuma, yalnızca kısmen doğru; yanlış kalan kısım ise bu hareketin kısa vadeli mi yoksa kalıcı mı olacağını belirliyor.
Fed’in Attığı Adım
Fed’in bu alımları, resmi olarak “Rezerv Yönetimi Operasyonu” olarak adlandırılıyor ve yetkililer ile piyasa katılımcıları bunun bir niceliksel gevşeme (QE) olmadığını vurguluyor. Gerçekten de iki operasyon birbirinden farklı. QE, uzun vadeli Hazine tahvilleri ve mortgage tahvilleri alarak uzun vadeli faizleri düşürmeyi ve yatırımcıları riskli varlıklara yönlendirmeyi amaçlıyor. Rezerv Yönetimi Operasyonu ise yalnızca bir yıl ve altı vadeli Hazine tahvillerini alıyor. Bu, varlık fiyatlarını artırmaya yönelik bir teşvik programı değil; gecelik borçlanma piyasasının işleyişini sürdürmeye yönelik bir teknik müdahale.
Fed’in bu adımı atmasının nedeni de dikkat çekici. Aralık 2025’te politika faizinin %3,50–%3,75 aralığına çekilmesinin ardından, bankacılık sistemindeki rezervler Fed’in “yeterli” olarak gördüğü yaklaşık 3 trilyon dolar seviyesinin altına geriledi. Düşük rezervler, Eylül 2019’da repo piyasasında yaşanan nakit sıkışıklığı ve kısa vadeli faizlerdeki ani yükselişin ardından Fed’in müdahale etmek zorunda kaldığı koşulları yeniden gündeme getirdi. Rezerv Yönetimi Operasyonu, Fed’in bu rezerv tamponunu yeniden doldurarak benzer bir krizin önüne geçme çabası olarak öne çıkıyor.
Bitcoin İçin Neden Önemli?
Burada, “QE değil” diyenlerin gözden kaçırdığı bir nokta var. Hazine tahvili alımları, QE kadar doğrudan para basımı anlamına gelmese de, piyasaya yeniden nakit kazandırıyor. Fed bir tahvil aldığında, o tahvili elinde tutan para piyasası fonuna rezerv aktarımı yapıyor. Böylece, Fed’in gecelik ters repo mekanizmasında park etmiş olan atıl para sistemden çekiliyor ve yeniden ekonomiye dahil oluyor. Aynı anda yapılan faiz indirimi ise risksiz getiriyi azaltıyor. Her iki etki de, getiri sağlamayan varlıkları elde tutmanın fırsat maliyetini düşürüyor. Bu da, Bitcoin’e olan talebi artıran gerçek bir likidite desteği sağlıyor; ancak bu destek, tam kapsamlı bir QE’ye kıyasla daha sınırlı.
Dolayısıyla, aralık ayındaki adım, teknik olarak önemli ama sınırlı bir likidite desteği sundu. Asıl belirleyici hareket ise ağustos ayı sonunda geldi ve bu kez Fed’den değil, Hazine Bakanlığı’ndan kaynaklandı.
Hazine Bakanlığı’nın Hamlesi
Ağustos ayı sonunda Hazine Bakanlığı, uzun vadeli tahvil piyasasını desteklemek amacıyla likidite destekli geri alım işlemlerinin büyüklüğünü iki katına çıkararak operasyon başına asgari tutarı 2 milyar dolardan 4 milyar dolara yükseltti. Ayrıca, bu işlemlerin bir kısmının Hazine’nin Fed’deki vadesiz hesabından finanse edilebileceği belirtildi. Bu hesap, yaklaşık 929 milyar dolara ulaşmıştı ve iki üst düzey yetkili, bu kaynağın uzun vadeli faizler üzerinde “önemli bir etki” yaratabileceğini ifade etti. Bu açıklama, 30 yıllık tahvil faizinin %5,3’ü aşarak 2007’den bu yana en yüksek seviyeye çıktığı bir dönemde geldi.
Buradaki teknik detay, Bitcoin’in neden tepki verdiğini açıklıyor. Hazine’nin vadesiz hesabı, ekonomiden çekilmiş ve merkez bankasında atıl duran bir kaynağı temsil ediyor. Hazine bu bakiyeyi kullanarak kendi tahvillerini geri aldığında, bu para yeniden özel sektör bankalarının rezervlerine aktarılıyor. Yani sisteme likidite enjekte ediliyor. Bu gelişme, Bitcoin’in konsolidasyon sürecinden çıkmasını sağladı. Yükseliş, aynı zamanda kısa pozisyonların tasfiye edilmesiyle de hız kazandı; bu da hareketin yeni stablecoin girişlerinden ziyade, marjinal alıcılar ve pozisyonlanma kaynaklı olduğunu gösteriyor. Kripto piyasasının korku ve açgözlülük endeksi ise 73 seviyesine yükselerek açgözlülük bölgesine yerleşti.
Likidite Desteğinin Sürdürülebilirliği
Ancak, bu gelişmelerin gözden kaçan bir yönü var. Azalan bir vadesiz hesabın yeniden doldurulması gerekiyor ve Hazine Bakanlığı bunun takvimini yayımladı. Eylül sonu itibarıyla vadesiz hesabın yaklaşık 950 milyar dolarda kalması, ekim sonunda ise 1,05 trilyon dolara ulaşması bekleniyor. Hesabın yeniden doldurulması ise yeni Hazine tahvili ihracı anlamına geliyor; bu da, piyasadan likidite çekilmesine yol açıyor. Tahvil ihracı, Bitcoin’deki yükselişi destekleyen rezervleri tersine çekiyor. Tahvil stratejistleri, eylül ortasına kadar yaklaşık 350 milyar dolarlık bir likidite çekilmesine işaret ediyor. Hazine’nin geri alım işlemleri, net kamu borcunu azaltmadan, eğrinin bir bölümünde likiditeyi artırırken diğer bölümünde azaltıyor.
Gerçek tablo bu şekilde. Fed’in tahvil alımları ve Hazine’nin tahvil destekleri, piyasaya izlenebilir ve ölçülebilir bir likidite sağlıyor; ancak bu destek, süresi belli olan ve önceden planlanmış bir dalga niteliğinde. Likidite enjeksiyonu şu anda en güçlü seviyede, ancak sonbaharda vadesiz hesabın yeniden doldurulması ve yeni tahvil arzı ile birlikte tersine dönecek.
Bu analiz, Bitcoin’in sert bir düşüş yaşayacağı ya da yükselişin sonsuza dek süreceği anlamına gelmiyor. Asıl mesele, marjinal alımın hangi kaynakla ve hangi takvimle finanse edildiği. Likidite, muhasebe akışı tek yönde devam ettiği sürece gerçek; ancak planlanan takvimde tersine dönmesi bekleniyor. “Fed tahvil alıyor, para basıyor, Bitcoin alınır” şeklindeki basit okuma, iki farklı operasyonu tek bir başlıkta topluyor ve rezerv yönetimini teşvik programı ile karıştırıyor. Asıl fark burada yatıyor: Bu, belirli bir tarihte tersine dönecek, fonlanmış bir yükseliş hareketi. İzlenmesi gereken temel değişken ise Fed’in yeni bir başlığı değil; ekim ayında Hazine’nin tahvil ihracının rezervleri ne ölçüde çektiği. Çünkü bu gelişme, rüzgarı arka plandan öne doğru çevirecek asıl unsur olacak.
Bu içerik hazırlanırken faydalanılan kaynaklar: ainvest.com