Fed üç yıl sonra yeniden faiz artırımına mı gidiyor?

Fed üç yıl sonra yeniden faiz artırımına mı gidiyor?

ABD Merkez Bankası, faiz kararını bu akşam Türkiye saatiyle 21.00’de açıklayacak. Başkan Kevin Warsh’ın basın toplantısı ise 21.30’da başlayacak. Piyasanın ana beklentisi, politika faizinin 25 baz puan artırılarak %3,50–3,75 aralığından %3,75–4,00 aralığına çıkarılması yönünde. Fed fon vadeli işlemleri bu ihtimali yaklaşık %93 seviyesinde fiyatlıyor. Böyle bir karar, Temmuz 2023’ten bu yana gerçekleştirilen ilk faiz artırımı olacak.

Peki piyasa neden faiz artırımı bekliyor?

Öncelikle Fed’in enflasyon göstergesi olarak yakından takip ettiği son PCE verisi hâlâ hedefin oldukça üzerinde. Temmuz ayında manşet PCE aylık %0,2, yıllık %3,7 arttı. Gıda ve enerji fiyatlarının dışarıda bırakıldığı çekirdek PCE ise aylık %0,2 ve yıllık %3,3 seviyesinde gerçekleşti. Ağustos PCE verisi henüz açıklanmadığı için Fed bu akşamki toplantıya kendi tercih ettiği göstergenin temmuz verileriyle giriyor. Ağustos PCE, 30 Eylül’de yayımlanacak.

Daha güncel olan ağustos TÜFE verisi ise ilk bakışta karışık bir tablo sundu. Manşet TÜFE aylık %0,4 artarken yıllık enflasyon %3,4 seviyesinde kaldı. Çekirdek TÜFE yıllık bazda %2,5’ten %2,4’e gerileyerek olumlu bir görüntü verdi. Ancak piyasanın faiz artırımı beklentisini güçlendiren ayrıntı, çekirdek enflasyonun aylık %0,3 artarak %0,2’lik beklentiyi aşması oldu. Yani yıllık oran gerilese de son aya ait fiyatlama momentumu beklenenden daha güçlü geldi.

İkinci önemli neden enerji fiyatları. Ağustosta enerji fiyatları aylık %2,1 ve yıllık %16,3 yükselirken benzin fiyatlarındaki yıllık artış %27,4’e ulaştı. Brent petrolün son dönemde 100 doların üzerine çıkması, enerji şokunun yalnızca akaryakıtla sınırlı kalmayarak nakliye, üretim ve hizmet fiyatlarına yayılabileceği endişesini artırıyor. Fed açısından asıl risk, geçici kabul edilebilecek petrol şokunun tüketicilerin enflasyon beklentilerini bozması ve ikinci tur fiyat artışlarına dönüşmesi.

Üretici fiyatları da bu kaygıyı destekledi. Ağustos ÜFE aylık %0,4 artarken mal fiyatlarındaki yükseliş %1,1 oldu. Bunun yanında istihdam piyasası Fed’e faiz artırmak için alan sağlıyor. Ağustosta tarım dışı istihdam 162 bin kişi artarken işsizlik oranı %4,1’de kaldı. Dolayısıyla Fed, enflasyona müdahale ederken henüz belirgin biçimde çöken bir iş gücü piyasasıyla karşı karşıya değil.

Piyasa fiyatlamasının kendisi de artık karar üzerinde baskı oluşturuyor. Goldman Sachs ve Morgan Stanley gibi büyük kurumlar son günlerde “faiz sabit kalır” tahminlerini 25 baz puanlık artış yönünde değiştirdi. Artırım ihtimalinin %90’ın üzerine çıkmasının ardından Fed’in faizi sabit bırakması, tahvil ve döviz piyasalarında sert bir fiyatlama yaratabilir ve bankanın enflasyonla mücadele konusundaki güvenilirliğini tartışmaya açabilir.

Ancak şunu da belirtmek lazım ki FED’in faiz artırım ihtimali hala %100 değil ve aksini bekleyen analistler hâla var. Bu analistlerin savunduklarına göre çekirdek PCE haziran ayında zirvesini yaptı ve son 2 aydır açıklanan verilerde düşüş gösteriyor. Haziran ayındaki zirvesinde faiz artırımına gitmeyen FED, oradan hafif düşüş eğilimine geçmişken neden faiz artışına gitsin? sorusu bazıları tarafından mantıklı bulunuyor.

Bu nedenle bu akşam yalnızca faiz kararına bakmak yeterli olmayacak. Asıl belirleyici olan, güncellenecek ekonomik projeksiyonlar, dot plot ve Warsh’ın açıklamaları olacak. Fed artışı tek seferlik bir “sigorta hamlesi” olarak mı sunacak, yoksa aralık ayında yeni bir artırımın kapısını mı açık bırakacak? Piyasaların karar sonrasındaki yönünü büyük ölçüde bu sorunun cevabı belirleyecek.