2025 sonu itibarıyla, Ethereum ekosistemi tarihindeki en yüksek işlem hacmine ulaştı. Ancak bu işlemlerin %94’ünden fazlası doğrudan Ethereum üzerinde değil, onun üzerine inşa edilen Katman 2 ağlarında gerçekleşiyor. Bu oran, Ethereum’un ölçeklenebilirlik yarışında öne geçtiğinin bir göstergesi olarak paylaşılıyor.
Bu veri gerçek; ancak yanlış yorumlandığında, Ethereum’un değerinin nereye evrildiği konusunda kafa karışıklığı yaratabiliyor. Katman 2’lere kayan bu işlem hacmi, aynı zamanda ana ağın bu işlemlerden gelir elde etmesini de engelledi. Eskiden kullanım ve değer yaratımı Ethereum’da aynı hikayenin parçasıyken, artık bu iki unsur birbirinden ayrılmış durumda. Bugün, Ethereum varlığını anlamak için en kritik konu bu ayrışma.
%94’lük Oran Ne Anlama Geliyor?
Katman 2, işlemleri kendi ağında işleyip özetini Ethereum’a gönderen ayrı bir ağ olarak çalışıyor. Yıllarca bu işlemlerin ana zincire taşınması maliyetliydi: Rollup kullanıcıları, tüm işlem verisinin ana zincire sığdırılması için yüksek ücretler ödüyordu ve bu da ETH’nin yakılmasıyla arzı azaltıyordu. Yani, daha fazla kullanıcı daha fazla işlem ücreti ve daha kıt bir token anlamına geliyordu.
Mart 2024’te devreye alınan Dencun (EIP-4844) güncellemesiyle birlikte “blob” adı verilen, rollup’ların özetlerini çok daha düşük maliyetle ana zincire göndermesini sağlayan yeni bir depolama alanı sunuldu. Bu değişiklik, Katman 2 işlemlerini kullanıcılar için neredeyse ücretsiz hale getirdi ve işlem hacmi hızla arttı. 2025’te Ethereum üzerinde çalışan ağlar, ekosistemdeki tüm işlemlerin yaklaşık %94’ünü taşırken, 2026 sonuna gelindiğinde bu oran %98’e yaklaştı. Katman 2’ler, ana zincirin 68 katı kadar kullanıcı işlemi gerçekleştiriyor.
Dolayısıyla, %94’lük oran bir efsane değil; Ethereum’un, Katman 2 ekonomisinin altında bir mutabakat katmanına dönüştüğünü gösteriyor.
Gelirin Dağılımı ve Etkileri
Ancak bu başlıkta eksik kalan bir nokta var. Blob’ların işlemleri ucuzlatmasıyla birlikte, ana zincirin her işlemden aldığı pay ciddi şekilde düştü. Döngü zirvelerinde günlük Katman 1 işlem ücretleri onlarca milyon dolara ulaşırken, bu rakam 2025’te yaklaşık 500.000 dolara geriledi. Katman 2 ağlarının Ethereum’a ödediği toplam ücretler ise 2024’te yaklaşık 113 milyon dolarken, 2025’te 10 milyon dolara düştü. Yani, Ethereum bu ağların elde ettiği gelirin %10’undan daha azını alıyor.
Bu durum, arz üzerinde de doğrudan etkili oldu. ETH yakımı ana ağdaki işlem ücretlerine bağlı olduğu için, ücretler bu kadar düşünce Ethereum yeniden hafif enflasyonist bir yapıya döndü. Merge sonrası yaşanan deflasyonist “ultrasound money” dönemi sona erdi ve arz tekrar yavaşça artmaya başladı. Böylece, ekosistem hiç olmadığı kadar yoğunlaşırken, ETH sahipliğinin getirdiği doğrudan fayda zayıfladı. Yani, daha fazla aktivite var ama token’ın kendisi bundan daha az yararlanıyor.
Geliri Kim Topluyor?
Durumu daha net görmek için, işlem ücretlerinin kimde toplandığına bakmak gerekiyor. Coin Metrics ve L2 analiz platformlarının da gösterdiği gibi, örneğin Coinbase’in işlettiği Katman 2 ağı Base, Dencun güncellemesinden bu yana kullanıcılarından yaklaşık 98 milyon dolar işlem ücreti topladı ve bunun sadece 4,9 milyon dolarını Ethereum’a aktardı. Kalan 94 milyon dolar ise Base’in kasasında kaldı. Bu durum sadece Coinbase’e özgü değil; her rollup’ta işlemleri sıralayan “sequencer” makinesi, hem işlem ücretlerini hem de çıkarılabilir değeri topluyor. Mevcut tasarımda ise Ethereum’un doğrulayıcıları ve token sahipleri bu gelirden pay alamıyor.
Bu analiz, ekosistem büyümesiyle kârlı bir iş arasındaki farkı ortaya koyuyor. Katman 2’lerin inşa ettiği yapı gerçek ve kalıcı; kullanıcılar, işlemler ucuz ve hızlı olduğu için bu ağlara dönüyor. Ancak bir şeyin benimsenmesiyle, bundan gelir elde etmek farklı şeyler. Katman 2 patlaması, Ethereum’un yüksek hacimli, düşük marjlı bir mutabakat modeliyle çalışabileceğini gösterdi; fakat ETH sahiplerinin bu hacimden pay alıp almadığı henüz kanıtlanmış değil.
Yol Ayrımı
Tüm bu gelişmeler, Katman 2’lerin Ethereum için kalıcı bir olumsuzluk anlamına gelmiyor; ancak yatırım tezinin artık daha spesifik ve henüz kanıtlanmamış bir temele dayandığını gösteriyor. Yol haritasında, değerin tekrar ana katmana yönlendirilmesi hedefleniyor: Daha fazla blob ile artan Katman 2 trafiği karşılanacak ve “based rollup” ile ePBS gibi iki yeni mekanizma sayesinde, sequencer ücretleri ve çıkarılabilir değer Coinbase, Arbitrum’un Offchain Labs’i gibi operatörler yerine Ethereum doğrulayıcılarına aktarılacak. Bu çözümler hayata geçerse, ayrışma azalacak ve başlık tekrar token’ın ekonomisini anlatmaya başlayacak. Ancak kâğıt üzerinde kalırlarsa, Ethereum yoğun kullanılan ama hizmetleri için ücret almakta zorlanan bir mutabakat katmanı olarak kalacak; kullanım yaratıp değer yakalayamayan bir ağ olacak.
Bu soru hâlâ gündemde ve piyasa fiyatlaması da bunu yansıtıyor. ETH, rekor ağ aktivitesine rağmen yaklaşık 2.500 dolardan işlem görüyor ve yıl bazında değer kaybetti. Toplam kripto piyasa değerindeki payı ise Solana ve Sui gibi rakiplerin aynı gelir modelinden daha fazla pay almasıyla azaldı. Yatırımcılar, bugünkü kazançlara değil, gelecekte değer yakalamanın yeniden sağlanacağı beklentisine yatırım yapıyor.
%94’lük oran doğru; ancak Ethereum’un kendi başarısından gelir elde edip etmediğini göstermiyor. Bu oran, ekosistemin ölçeklenebilirlik yarışını kazandığını ortaya koyuyor. Ancak asıl yatırım kararı, bu ayrışmanın derinleşip derinleşmeyeceği ya da yeniden kapanıp kapanmayacağı sorusuna dayanıyor.
Bu içerik hazırlanırken faydalanılan kaynaklar: ainvest.com