Kripto para piyasası, gelir üretimine odaklanan yapısal bir dönüşümden geçiyor. Bitwise Yatırım Direktörü Matt Hougan, bu değişimin geleneksel yatırımcılar tarafından büyük ölçüde gözden kaçırıldığını ve merkeziyetsiz finans (DeFi) token’larında önemli bir değerleme farkı yarattığını belirtiyor. Hougan’a göre, bu fark büyük DeFi token’larının fiyatlarını ikiye katlayabilir. Geçmişte kripto varlıkların en çok eleştirilen yönlerinden biri, yatırımcılarına gelir sağlamamalarıydı. Ancak, ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu’ndaki (SEC) liderlik değişimi ve Ağustos 2025’teki Ripple davası sonrası bu dinamik değişti.
Bu gelişmeler, büyük kripto projelerinin gelir elde etmeye ve geleneksel hisse geri alımlarına benzer şekilde token geri alım programları uygulamaya başlamasını teşvik etti. Önde gelen protokoller, bu stratejiyi farklı ölçeklerde hayata geçiriyor. Hyperliquid, geçen yıl 800 milyon doların üzerinde gelir elde etti ve bunun yaklaşık %99’unu HYPE token’larını satın alıp yakmak için kullandı. Böylece, lansmandan bu yana 1,3 milyar dolar değerinde token kalıcı olarak dolaşımdan çıkarıldı. Uniswap, aralık 2025’te yaklaşık 590 milyon dolar değerinde 100 milyon UNI token’ı yaktı. Protokol, yıllık 100 milyon dolarlık gelirini devam eden geri alımlar için kullanıyor ve temmuz ayından bu yana token fiyatında %35 artış sağladı.
Diğer projeler de benzer şekilde yapılandırılmış mekanizmalarla ilerliyor. Aave, Aavenomics 3.0 programı kapsamında haftalık geri alımlar gerçekleştiriyor ve yıllık 30 milyon dolarlık yakım hedefliyor. Pump.fun ise protokol gelirinin %50’sini otomatik geri alım ve yakım işlemlerine ayırıyor. Son veriler, platformun haftalık 10,03 milyon dolar gelir elde ettiğini ve bunun 5,02 milyon dolarlık kısmıyla PUMP token’larının yakıldığını gösteriyor. 3 Ağustos ile ağustos ayı arasında 2,15 milyar token dolaşımdan çıkarıldı. Bu, daha önce tüm gelirin alımlara ayrıldığı modelden bir sapmaya işaret ediyor.
Gelir Modelinde Değişim ve Katman 1 Ekonomileri
Gelir mekaniklerine odaklanma, Katman 1 projelerinin ekonomilerini de etkiliyor. Hougan, Solana’nın SGP 0003 sürecini örnek gösteriyor. Bu süreç, işlem ücretlerinin yakımını artırmayı ve token arzını azaltmayı hedefliyor. Özellikle SIMD 0553 teklifi, Solana’daki sabit imza ücretinin yerine, yakılan bir dahil etme ücreti ve kaynak bazlı bir ücret getirmeyi amaçlıyor. Modeller, bu teklifin tam olarak uygulanması halinde mevcut ağ aktivitesiyle günlük SOL yakımının yaklaşık 648’den 7.500-9.000 SOL seviyelerine çıkabileceğini gösteriyor.
Teklif, 5 Ağustos’ta doğrulayıcı sinyal eşiğini geçti ve şu anda resmi yönetişim sürecinde. Henüz uygulamaya alınmadı. Bu yapısal değişiklik, protokollerin değer yakalayıp ekosisteme deflasyonist mekanizmalarla geri kazandırdığı daha geniş bir sektör eğilimiyle uyumlu. Sabit ücretlerden kaynak bazlı ücretlere geçiş, ağ kullanımını daha doğru yansıtmayı ve yerel varlığın dolaşımdaki arzını azaltmayı hedefliyor.
Hougan, bu yapısal dönüşümün daha esnek bir ABD düzenleyici ortamından kaynaklandığını belirtiyor. Ripple davasına atıfta bulunan Hougan, bölge mahkemesinin kurumsal satışların menkul kıymet yasalarını ihlal ettiğine, ancak bazı diğer satışların yatırım sözleşmesi oluşturmadığına hükmettiğini hatırlatıyor. Ağustos 2025’te temyizlerin reddedilmesiyle nihai karar yürürlükte kaldı ve gelir üreten kripto varlıklar için daha net bir çerçeve oluştu. Bu düzenleyici netlik, protokollerin daha önce yasal belirsizlik nedeniyle zorlanan gelişmiş ekonomik modeller tasarlamasına olanak tanıdı.
Yatırımcılar İçin Gelir Modelinin Önemi
Ortaya çıkan bu gelir modeli, Facebook’un ilk dönemlerindeki gelir elde etme şüpheciliğine benzetiliyor. O dönemde kullanıcı bağlılığı ve değer artışı, başlangıçtaki şüpheleri boşa çıkarmıştı. Pump.fun gibi protokoller, token arzını sistematik olarak azaltarak kıtlık yaratıyor ve bu da fiyatların yükselmesine zemin hazırlayabilir. Sadece bir haftada 2,15 milyar PUMP token’ının dolaşımdan çıkarılması, bu mekanizmaların ölçeğini gösteriyor.
Yatırımcılar artık yalnızca spekülatif büyüme değil, sürdürülebilir nakit akışı üreten protokollere odaklanıyor. Geleneksel piyasalarda güçlü ticari rezervasyonlar ve olumlu tarımsal beklentiler, lojistik şirketlerinde sözleşmeli tahıl kapasitesiyle sağlanan görünürlüğe benzetiliyor. Kriptoda ise bu görünürlük, zincir üstü gelir metriklerinden geliyor. Gelir ve yakım oranlarının ölçülebilmesi, dijital varlıkların daha geleneksel değerleme çerçeveleriyle analiz edilmesini sağlıyor.
Ancak bu dönüşüm risksiz değil. Modellerin etkinliği, ağ kullanımının ve gelir üretiminin sürdürülebilirliğine bağlı. Aktivite seviyeleri düşerse, yakım oranları azalacak ve token fiyatları üzerindeki deflasyonist baskı zayıflayabilir. Ayrıca, ABD’deki düzenleyici ortam dinamikliğini koruyor ve politika değişiklikleri, protokollerin bu tür agresif geri alım programlarını uygulama kabiliyetini etkileyebilir. Tüm bu risklere rağmen, mevcut eğilim kripto varlıkların değerlenme ve gelir üretme biçiminde temel bir değişime işaret ediyor.
Bu içerik hazırlanırken faydalanılan kaynaklar: ainvest.com