Bitcoin’in arkasındaki önemli isimlerden biri olan kriptograf Adam Back, Satoshi Nakamoto’nun ağ güvenliği için ödünç aldığı proof-of-work tekniğinin mucidi olarak biliniyor. Blockstream’in CEO’luğunu üstlenen Back, kendi bitcoin hazinesi şirketini de Nasdaq’ta halka arz etmeye hazırlanıyor. Ağustos ayı sonunda ise benzer bir modeli uygulayan, Paris’te işlem gören ve neredeyse yalnızca bitcoin tutan Capital B adlı şirkete 8,8 milyon dolar yatırım yaptı. Şirket, bu fonla 376 adet daha bitcoin almayı planlıyor ve elindeki toplam miktarı 3.145’ten yaklaşık 3.521’e çıkararak Avrupa’nın halka açık en büyük ikinci kurumsal bitcoin sahibi olmayı hedefliyor.
Bireysel yatırımcılar için bu işlem, büyüklüğünden daha fazlasını ifade ediyor. “Bitcoin hazinesi” stratejisinin pratikte nasıl işlediğine dair güncel ve somut bir örnek sunuyor. Bu model, bir grup bitcoin’i, kendi performansıyla bitcoin’in önüne geçebilecek bir hisse senedine dönüştürmeyi amaçlıyor. Bu yapıyı anlamak, Nasdaq’ta işlem gören büyük şirketlerden birkaç sentten işlem gören Fransız mikro ölçekli hisselere kadar sektördeki çoğu şirketin işleyişini kavramak anlamına geliyor.
Modelin temelinde basit bir fikir yatıyor: Bir şirket hisse senedi satarak nakit topluyor ve bu parayla bitcoin alıyor. Ancak hisse senedi, sadece bir saklama kutusu değil; aynı zamanda bir kaldıraç işlevi görüyor. Bu kaldıraç, yalnızca bir koşul sağlandığında hissedar lehine çalışıyor: Hisseler, arkalarındaki bitcoin’in değerine kıyasla primli işlem görüyorsa.
Bu primin neden kritik olduğuna dair bir örnek: Bir şirketin elinde bir bitcoin ve 100 hisse varsa, her hisse bir bitcoinin %1’ine denk geliyor. Şirket, yeni hisseleri bitcoin başına değerin iki katı bir fiyattan satabilirse, her yeni hisse, kasadaki karşılığından daha fazla bitcoin almaya yetecek nakit sağlıyor. Her sermaye artırımı, hisse başına düşen bitcoin miktarını artırıyor ve prim, yeni primler doğuruyor. Bu yapıyı yakından takip eden analistler, Capital B’nin 553 işlem günü boyunca bitcoin varlık değerinin üzerinde kapandığını ve ilk sermaye artırımlarının bu varlık değerinin katlarıyla fiyatlandığını belirtiyor.
Adam Back’in yatırımı, bu mekanizmayı yönetenlerin döngünün devam ettiğine inandığını gösteriyor. Back, bu alanda pasif bir gözlemci değil; Nasdaq’ta halka arz edilmesi planlanan ve yaklaşık 30.000 bitcoin taşıyacak bir şirketin de kurucu ortağı. Capital B’deki payı, bu işlem ve alınan varantlarla birlikte yaklaşık üç katına çıktı. Şirket, bu sahiplik yapısını ayrıntılı şekilde açıklıyor.
Ancak mevcut tablo, bu mekanizmanın hız kaybettiğine işaret ediyor. Son sermaye artırımlarındaki prim oranlarına bakıldığında, Eylül 2025’te bitcoin karşılığının yaklaşık 2,3 katı, geçen mayısta 1,3 katı, bu ağustosta ise yeni hisseler önceki kapanışa sadece %15 primle, yani neredeyse alınacak bitcoin’in değeriyle fiyatlandı. Sistem hâlâ çalışıyor, ancak artık neredeyse başa baş noktada ilerliyor.
Muhasebe verileri de benzer bir tablo çiziyor. Capital B, elindeki bitcoin’ler için toplamda yaklaşık 329 milyon dolar harcadı. Ancak bu varlıkların güncel 77.000 dolarlık fiyatla değeri yaklaşık 242,5 milyon dolar seviyesinde. Strateji, hisse senedinin değerini bitcoin’in üzerinde tutmayı başarsa da, alımların büyük kısmı zararda. Ayrıca, hisse senedinin sahip olduğu “prim”in tamamı hissedarlara ait değil; kasadaki bitcoin’lerin yaklaşık üçte biri bitcoin cinsinden tahvil sahiplerine ait. Yani, adi hissedarlar kasadaki her bitcoin’in yaklaşık üçte ikisine sahip.
Yeni başlayan yatırımcıların dikkat etmesi gereken bir diğer unsur ise şirketin 8 Eylül’de on hissesi birleştirerek ters bölünme (reverse split) yapacak olması. Yönetim, bu adımın kurumsal yatırımcıları çekmek için atıldığını belirtiyor. Ancak hissedar açısından bakıldığında, ters bölünme sadece fiyatı değiştiriyor, değeri değil. Bu tür adımlar genellikle hisse fiyatı son zirvesinden ciddi şekilde gerileyen şirketlerde görülüyor.
Tüm bu gelişmeler, bitcoin’in kötü bir yatırım olduğu ya da Adam Back’in yanlış yaptığı anlamına gelmiyor. Ancak bu hisseyi almak, doğrudan bitcoin almakla aynı karar değil. Hisse senedi, aynı yükseliş beklentisini kaldıraçlı şekilde yansıtıyor; prim yükseldiğinde bitcoin’i geride bırakabiliyor, ancak prim çöktüğünde daha fazla zarar ettirebiliyor. Ayrıca, bu modelin sürdürülebilmesi, Fransız bir mikro ölçekli şirketin hisse değerinin kasasındaki bitcoin’in üzerinde kalmasına bağlı ve bu koşul giderek zayıflıyor. Bitcoin’e olan inançla bu hisseyi almak, bu inancın üzerine başkasının finansal mühendisliğini de eklemek anlamına geliyor. Bu mühendislik bugüne kadar çalıştı, ancak eskisi kadar etkili değil.
Bu içerik hazırlanırken faydalanılan kaynaklar: ainvest.com