Küresel ölçekte yapay zekâ altyapısı inşa etme yarışı, günümüzde ekonomik büyümeye katkı sağlıyor. Ancak Uluslararası Ödemeler Bankası (BIS), bu yükselişin geçmişte yaşanan bazı acı yatırım balonlarını hatırlattığı uyarısında bulundu.
Basel merkezli ve sıklıkla merkez bankalarının bankası olarak anılan BIS’in yıllık raporunda, yapay zekâya yönelik coşkunun, beklenen kârların gerçekleşmemesi durumunda harcamalarda keskin bir düşüşe yol açabileceği belirtildi.
BIS’e göre, en büyük beş hiper ölçekli teknoloji şirketinin 2025-2026 yılları arasında yapay zekâya yönelik sermaye projelerine 1 trilyon dolardan fazla harcama yapması bekleniyor. Bu uyarı, yapay zekânın küresel hisse piyasalarındaki yükselişin, şirket borçlanmalarının ve sermaye harcamalarının başlıca itici güçlerinden biri haline gelmesiyle önem kazanıyor. Eğer bu yatırımlardan beklenen getiriler sağlanamazsa, teknoloji değerlemeleri üzerinde baskı oluşabilir, kredi koşulları sıkılaşabilir ve ekonomik büyüme yalnızca Silikon Vadisi ile sınırlı kalmayacak şekilde yavaşlayabilir.
BIS, getirilerdeki olası bir düşüşün, yatırımcılar ve kredi verenlerin yapay zekâ projelerini finanse etme isteğini azaltabileceğini belirtti. Böyle bir değişim, mevcut harcama dalgasının yerini daha geniş çaplı bir daralmaya bırakabilir ve finansal koşulları sıkılaştırabilir.
Yapay zekâ ekosistemine bağlı şirketler, hem hisse hem de tahvil piyasalarından büyük miktarda sermaye topladı. Teknoloji şirketleri, veri merkezleri, bilişim altyapısı ve yapay zekâ geliştirme için yüz milyarlarca dolarlık borçlanmaya gitti ve bu süreçte olağanüstü elverişli borçlanma koşullarından yararlandı.
Yatırımcıların yapay zekâ odaklı hisselere olan ilgisi de yüksek seyrediyor. SpaceX’in (SPCX) halka arzı gibi son dönemdeki dikkat çekici işlemler, piyasada güçlü talep gördü ve bazı portföy yöneticileri, bu coşkunun temel göstergelerin önüne geçtiği endişesini dile getiriyor.
BIS, yapay zekânın uzun vadede önemli verimlilik artışları ve sektörler arası etkinlik sağlayabileceğini kabul ediyor. Ancak tarihte, gelecekteki kârları karşılamayan sermaye akışlarının yaşandığı pek çok döneme dikkat çekiyor. 1830’lardaki kanal inşaatı furyası, 1840’lardaki Britanya demiryolu genişlemesi ve 1990’ların sonundaki internet yatırımı dalgası bu örnekler arasında yer alıyor.
Her birinde, gerçek bir teknolojik atılım yatırımcı coşkusunu tetikledi; ancak aşırı sermaye dağılımı, beklenen ticari getiriler gerçekleşmeyince yerini sancılı geri çekilmelere bıraktı.
BIS, benzer bir tablonun bugün de yalnızca hisse fiyatlarını değil, finansal istikrarı da tehdit edebileceği uyarısında bulundu. Yapay zekâ altyapısı için yoğun borçlanan şirketler nedeniyle, yatırımcıların risk algısında ani bir değişim finansal istikrarı zorlayabilir.
Raporda ayrıca küresel ekonominin karşı karşıya olduğu daha geniş çaplı zorluklara da değinildi. Son yıllarda İran’ı da içeren çatışmalar gibi bir dizi şok atlatılmış olsa da, enerji piyasalarındaki kesintiler hâlâ önemli bir risk olarak görülüyor. Hürmüz Boğazı’nın neredeyse kapanması, küresel petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği kritik bir güzergâhı tehdit etti.
BIS’e göre, bu durumun yarattığı enflasyonist baskılar şimdiden hissedilmeye başladı ve birçok politika yapıcının beklediğinden daha uzun sürebilir.
Tüm bu gelişmeler ışığında, yatırımcılar ve politika yapıcıların inatçı enflasyon, yapay zekâ yatırımlarının sürdürülebilirliği, artan finansal kırılganlıklar ve kötüleşen kamu maliyesi gibi giderek büyüyen bir risk listesiyle karşı karşıya olduğu vurgulandı.
Bu içerik hazırlanırken faydalanılan kaynaklar: Seeking Alpha