Avrupa, Rus boru gazından uzaklaşırken sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) tedarikinde Hürmüz Boğazı’ndaki kesintilerle karşı karşıya kaldı. Yaz aylarında dolması gereken gaz depoları rekor düşük seviyelerde kalırken, soğuk hava ve Asya ile artan rekabet, enerji faturalarında yeni riskler yaratıyor.
Avrupa gaz depoları 2011’den bu yana en düşük seviyede
Avrupa gaz depolarındaki doluluk oranı ağustos ayının başında %58’in altına geriledi. Bu oran, 2011’den bu yana aynı dönemde kaydedilen en düşük seviye olarak öne çıkıyor. Depolardaki doluluk, geçen yılın aynı dönemine göre yaklaşık 12 puan daha düşük. Yaz ortasında oluşan bu fark, kış başlamadan önce kapatılması gereken stok açığının büyüklüğünü gösteriyor.
Avrupa Birliği’ndeki tesisler toplamda 102 milyar metreküpün biraz üzerinde doğal gaz depolayabiliyor. Bu depolardan yapılan çekişler, normal bir kış dönemindeki tüketimin yaklaşık %30’unu karşılayabiliyor. Dolayısıyla depolar sadece arz kesintilerine karşı yedek kaynak değil, aynı zamanda kışın talep arttığında pahalı spot gaz alımlarına bağımlılığı da azaltıyor.
Ancak doluluk oranının düşük kalması, soğuk hava dalgalarında fiyatların daha hızlı yükselmesi ve tüketimi sınırlamaya yönelik önlemlerin yeniden gündeme gelmesi riskini artırıyor.
Hürmüz krizi LNG dengesini bozdu
Avrupa’nın mevcut kırılganlığının temelinde, son yıllarda değişen doğal gaz tedarik modeli bulunuyor. Rusya’dan gelen boru gazının azalmasıyla birlikte kıta, deniz yoluyla taşınan LNG’ye daha fazla bağımlı hale geldi. Bu değişim, Avrupa’ya daha fazla tedarikçi seçeneği sunarken, uzun vadeli boru hattı sözleşmelerinin sağladığı fiyat istikrarı büyük ölçüde kayboldu. Avrupa artık aynı LNG kargoları için Asya’daki büyük alıcılarla rekabet etmek zorunda.
Hürmüz Boğazı’ndaki kesinti, bu modelin en zayıf noktasını ortaya çıkardı. Katar’ın küresel LNG arzının yaklaşık beşte birine denk gelen sevkiyatının boğazdan çıkamaması, piyasadaki kullanılabilir kargo sayısını ciddi şekilde azalttı. Avrupa gaz depoları doldurulurken genellikle Katar’dan gelecek kargolara güveniliyordu. Sevkiyatların aksaması, Avrupalı şirketleri ABD ve diğer LNG üreticilerinden daha fazla yük almaya yöneltti. Ancak Asya ülkeleri de kaybettikleri Körfez kaynaklı sevkiyatları aynı pazardan karşılamaya çalışıyor. Kısıtlı sayıdaki kargo için rekabet arttıkça, Avrupa’nın depoları doldurmak için daha yüksek fiyat teklif etmesi gerekebilir.
Kış fiyatlarında 60 euro ile 210 euro arasında fark
Avrupa doğal gaz fiyatı temmuz sonunda megavatsaat başına 60 euroya yaklaşmıştı. Diplomatik çözüm beklentilerinin güçlenmesiyle fiyat yaklaşık 53 euroya gerilese de, savaş öncesindeki 31 euro seviyesinin oldukça üzerinde kalmaya devam ediyor.
Kış için hazırlanan senaryolarda ise ciddi bir fiyat farkı öne çıkıyor. Hürmüz’deki gemi trafiğinin normale dönmesi ve LNG arzının yeniden başlaması halinde, doğal gaz fiyatının kış aylarında megavatsaat başına 60-80 euro arasında kalabileceği öngörülüyor. Katar’dan LNG alınamaması ve havanın normalden daha soğuk geçmesi durumunda ise ortalama fiyatın kasım-mart döneminde 110 euroya çıkabileceği tahmin ediliyor. Bu senaryoda Avrupa gaz depoları mart sonunda %10 seviyesine kadar gerileyebilir.
Kış sonunda daha güvenli kabul edilen %16’lık bir stok bırakılmak istenirse fiyat baskısı çok daha sert olabilir. Bu koşullarda ortalama günlük fiyatın megavatsaat başına 210 euroya kadar yükselmesi ihtimali bulunuyor. Bu seviye, 2022’de görülen 300 euronun üzerindeki tarihi zirvenin altında kalsa da mevcut fiyatın yaklaşık dört katına karşılık geliyor.
Depoları doldurmak ekonomik olarak cazip değil
Avrupa gaz depoları açısından sorun sadece yeterli LNG kargosu bulmak değil. Mevcut piyasa yapısı, alınan gazın depolanmasını ekonomik olarak da cazip olmaktan çıkarıyor. Yakın vadeli doğal gaz fiyatları, kış aylarında teslim edilecek gazdan daha yüksek seyrediyor. Şirketlerin bugün pahalı gaz alıp depoya koyması ve birkaç ay sonra daha düşük fiyatla satması ticari açıdan zarar riski taşıyor.
Bu nedenle piyasa koşulları şirketleri depolama yapmaya teşvik etmiyor. Depoların %80 seviyesine çıkarılabilmesi için gaz enjeksiyon hızının çok yüksek olması ve bazı durumlarda kamu desteğinin devreye girmesi gerekebilir.
Avrupa Birliği’nin bağlayıcı depolama hedefi %90 olarak korunuyor. Ülkeler bu hedefe 1 Ekim ile 1 Aralık arasındaki esnek dönemde ulaşabiliyor. Avrupa Komisyonu ise mevcut olağanüstü piyasa şartlarında ülkelerin esneklik hükümlerini kullanmasını ve %80 seviyesini yeterli kabul etmesini öneriyor.
Buna karşın bazı piyasa tahminleri, Avrupa gaz depolarının kış öncesinde ancak %67 ile %76 arasında bir zirveye ulaşabileceğini gösteriyor. Aradaki fark, kışın hava koşullarına karşı güvenlik tamponunu daraltabilir.
Fatura hanelere ve sanayiye çıkabilir
Avrupa, 2022 enerji krizine kıyasla bugün daha az doğal gaz tüketiyor ve elektrik üretiminde yenilenebilir kaynaklardan daha fazla yararlanıyor. Bu durum, yeni bir arz krizinin etkisini azaltabilecek önemli bir avantaj sağlıyor. Ancak doğal gaz, sanayi üretimi, elektrik santralleri ve konutların ısıtılmasında hâlâ kritik öneme sahip. Fiyatların yeniden yükselmesi, gübre, kimya, cam, seramik, metal ve gıda sektörlerinin üretim maliyetlerini artırabilir.
Avrupa şirketleri 2022’deki enerji krizinde üretimi azaltmış, bazı tesisleri geçici olarak kapatmış ve yatırımlarını daha düşük enerji maliyetine sahip ülkelere kaydırmayı değerlendirmişti. Benzer bir fiyat baskısının geri dönmesi, Avrupa sanayisinin küresel rekabet gücü üzerindeki tartışmaları yeniden büyütebilir. Yüksek maliyetlerin ürün fiyatlarına yansıması ise enflasyonun gerilemesini zorlaştırabilir.
Haneler açısından etki, ülkelerin uyguladığı sabit fiyatlı sözleşmelere, vergi indirimlerine ve devlet desteklerine göre farklılık gösterecek. Ancak yüksek toptan satış fiyatlarının zaman içinde elektrik ve doğal gaz faturalarına yansıması bekleniyor.
Türkiye için LNG rekabeti riski
Avrupa gaz depoları için başlayabilecek agresif alım süreci Türkiye’yi de dolaylı olarak etkileyebilir. Avrupa’nın daha yüksek fiyatlarla LNG kargosu toplamaya başlaması, Akdeniz ve Atlantik piyasalarındaki spot fiyatları yukarı çekebilir.
Türkiye, doğal gaz ihtiyacının önemli bölümünü uzun vadeli boru hattı anlaşmalarıyla karşılıyor. Buna rağmen spot LNG fiyatları, ek ithalat maliyetleri ve elektrik üretiminde kullanılan doğal gazın fiyatı üzerinde etkili olabiliyor. Avrupa’nın kış öncesinde stok açığını hızla kapatmaya çalışması, aynı kargolar için rekabeti artırabilir. Bu süreç, Türkiye’nin enerji ithalat faturasını ve sanayi şirketlerinin maliyet görünümünü baskılayabilir.
Piyasaların önümüzdeki dönemde izleyeceği temel gelişmeler arasında Hürmüz Boğazı’ndaki geçişlerin normale dönmesi, Katar’ın LNG sevkiyatına yeniden başlaması, Avrupa’daki enjeksiyon hızı ve sonbahar hava tahminleri öne çıkıyor.
Bu içerik hazırlanırken faydalanılan kaynaklar: dunya.com