Analistler: Çin teknolojisi küresel şirketler için vazgeçilmez hale geliyor

Washington, Pekin’in teknolojik hedeflerini sınırlamak için adımlarını sıklaştırsa da, yapay zekâdan elektrikli araç bataryalarına kadar Çin teknolojisi, dünyanın en büyük şirketlerinin iş süreçlerine giderek daha fazla entegre oluyor.

Apple, Çin’deki yapay zekâ uygulamaları için Alibaba ve Baidu ile çalışırken, Ford batarya teknolojisinde CATL’yi tercih ediyor. Volkswagen, Çin’de akıllı elektrikli araç geliştirmek için Xpeng ile iş birliği yaparken, Stellantis ise Leapmotor ile elektrikli araç üretimi ve ortak satın alma alanındaki ortaklığını genişletiyor.

Analistler, Çinli şirketlerin artık küresel işletmelerin kolayca göz ardı edemeyeceği bir teknoloji ve inovasyon kaynağına dönüştüğünü belirtiyor.

Pazar araştırma şirketi IDC China’nın genel müdürü Kitty Fok, “Beş yıl önce Çin, küresel şirketlerin ürün sattığı bir pazardı. Bugün ise bazı sektörlerde yetkinlik aradıkları bir kaynak haline geldi” dedi.

Bu gelişme, Washington’ın Çin teknolojisini kısıtlamaya yönelik çabalarını artırdığı bir dönemde yaşanıyor.

2019’da Huawei’yi kara listeye aldıktan sonra, ABD yönetimi ileri düzey çipler ve çip üretim ekipmanlarına kapsamlı kısıtlamalar getirdi. Ayrıca, ABD’li yatırımcıların Çinli yarı iletken, kuantum teknolojisi ve yapay zekâ şirketlerine yatırım yapmasını sınırlandırdı; aralarında sözleşmeli çip üreticisi Semiconductor Manufacturing International Corporation (SMIC) gibi firmaların da bulunduğu şirketlere yasaklar getirdi.

Pazardan teknoloji kaynağına dönüşüm

Çin, giderek daha fazla teknoloji sektöründe güçlü bir konum elde etti.

Counterpoint Research baş analisti Soumen Mandal’a göre, BYD, Changan ve Chery gibi otomobil üreticileri, 2025’te küresel elektrikli araç pazarının yaklaşık yüzde 63’ünü oluşturdu. CATL, BYD, CALB ve Gotion gibi batarya üreticileri ise pazarın yaklaşık yüzde 70’ini elinde bulunduruyor.

Mandal, maliyet, ölçek, üretim derinliği, tedarik zinciri entegrasyonu ve inovasyon hızının, küresel şirketlerin Çinli firmalarla çalışmaya devam etmesinin başlıca nedenleri olduğunu belirtti.

Mandal, “Çin’in teknolojik yükselişi, düşük maliyetli üretimden ölçek, tedarik zinciri derinliği ve inovasyon hızına kayıyor” dedi ve küresel şirketlerin jeopolitik risk ile ticari gerçekler arasında denge kurmaya çalıştığını ekledi.

Bu dönüşüm, özellikle elektrikli araç bataryalarında belirginleşmiş durumda.

CATL, küresel otomotiv endüstrisine derinlemesine entegre oldu. Örneğin Ford, Michigan’daki 3,5 milyar dolarlık batarya fabrikasında CATL’nin lityum-demir fosfat batarya teknolojisini kullanmak için şirketle birlikte çalışıyor.

Fok, Çinli elektrikli araç batarya teknolojisinin küresel tedarik zincirlerine entegrasyonunun kolayca geri döndürülemeyeceğini belirtti.

“Elektrikli araç bataryalarında yapısal dönüşüm zaten tamamlandı. Tedarikçi değiştirmek, bir çeyrekte alınacak bir satın alma kararı değil; yıllar süren mühendislik, test ve yeniden sertifikasyon gerektiriyor” dedi.

Bununla birlikte, bazı şirketler için Çinli teknoloji firmalarıyla çalışmak, esas olarak Çin pazarında rekabet etmek anlamına geliyor.

Fok’a göre, Çin’de faaliyet gösteren çok uluslu şirketler, yapay zekâ hizmetleri veya bulut altyapısı ihtiyaçları için yabancı sağlayıcılara getirilen kısıtlamalar nedeniyle yerel firmalarla çalışmak zorunda kalıyor.

“Çin’de bunun çoğu bir tercih değil” diyen Fok, Apple’ın Alibaba ve Baidu ile yaptığı iş birliğine dikkat çekti.

Omdia baş analisti Lian Jye Su ise, Çin pazarına erişimin bu tür ortaklıkların ana nedeni olmaya devam ettiğini, özellikle de küresel otomobil üreticilerinin Çin’de satmak üzere yazılım, yapay zekâ ve diğer sistemler için Çinli tedarikçilere yöneldiğini belirtti.

Ancak tek neden bu değil. Su, batarya, elektrikli araç, enerji depolama ve uygulamalı yapay zekâ gibi alanlarda tedarik zincirleri ve inovasyon akışlarında “yavaş ama kalıcı bir yapısal değişim” yaşandığını söyledi.

Yapay zekâ yeni sınır olabilir

Bu eğilim, giderek daha yetenekli Çinli modellerin, şirketlerin Çin teknolojisine sadece ucuz olduğu için yöneldiği fikrine meydan okuduğu yapay zekâ alanında da kendini göstermeye başladı.

IDC’nin bu yıl başında Avrupalı şirketlerle yaptığı bir ankete göre, Çinli yapay zekâ modellerinin yaygın şekilde benimsenmesinin başlıca iki nedeni maliyet değil; güvenlik ve uyumluluk gereksinimleri ile üstün performans oldu.

Fok, “Batılı şirketlerin ucuz olduğu için Çin yapay zekâsına yöneldiği yönündeki yaygın anlatı yanlış. Karar, performans ve uyumluluk odaklı alınıyor” dedi.

ABD merkezli Anthropic ve OpenAI’dan farklı olarak, Alibaba ve DeepSeek gibi Çinli firmalar açık kaynaklı modellere odaklanıyor ve bu sayede küresel geliştiriciler için daha erişilebilir hale geliyor.

Su’ya göre, ABD’nin kısıtlamaları Pekin’i ileri düzey yarı iletkenler gibi alanlarda sınırlandırsa da, Çin’de yerli inovasyonu hızlandırdı.

Su, “ABD kısıtlamalarının temel etkisi, Çin’de yerli inovasyon ve verimliliği tetiklemesi oldu” dedi ve Çinli tedarikçilerin yapay zekâ, batarya ve otomotiv yazılımında rekabetçi kalmaya devam ettiğini ekledi.

Dönüşümün sınırları

Jeopolitik faktörler, Çin teknolojisinin nasıl ve nerede benimseneceğini şekillendirmeye devam ediyor.

Su, ileri düzey yarı iletkenler, siber güvenlik bağlantılı hizmetler, savunma ve ulusal güvenlik gibi alanlarda Çin teknolojisine direncin en yüksek olmasını bekliyor.

Analistler, Çin teknolojisinin benimsenmesinin sektörlere göre farklılık göstereceğini belirtiyor.

Counterpoint’tan Mandal, Çin teknolojisinin elektrikli araçlar, bataryalar, tüketici elektroniği, robotik, drone’lar ve seçili yapay zekâ ile yarı iletken alanlarında küresel ölçekte yayılmasını bekliyor. Bu durumun, “daha parçalı ama pragmatik bir küresel teknoloji ekosistemi” oluşturacağını ifade ediyor.

Fok ise, batarya ve elektronik üretiminde dönüşümün artık yapısal olduğunu, yapay zekâda geçiş sürecinin devam ettiğini ve otomotiv yazılımının henüz erken aşamada olduğunu belirtti.

Bu içerik hazırlanırken faydalanılan kaynaklar: cnbc.com