Altcoin açık pozisyonu Bitcoin’i geçti, ancak bu altcoin sezonu değil kaldıraç birikimi

Altcoin açık pozisyonu Bitcoin’i geçti, ancak bu altcoin sezonu değil kaldıraç birikimi

Bu hafta öne çıkan başlıklardan biri, altcoin türevlerindeki açık pozisyonun yeniden Bitcoin’i geride bırakması oldu. Kripto piyasasında bu durum genellikle “başlangıç işareti” olarak görülüyor; yani sermayenin Bitcoin’den küçük hacimli altcoin’lere kaydığı ve klasik bir altcoin sezonunun başladığı şeklinde yorumlanıyor. Ancak detaylara inildiğinde tablo daha farklı. Açık pozisyon, piyasada henüz kapatılmamış türev sözleşmelerinin toplamını gösteriyor. Bu, yeni bir sermaye akışından ziyade çözülmeyi bekleyen brüt kaldıraç anlamına geliyor. Piyasa, yakın zamanda tarihinin en sert sıkışmalarından birini yaşadı ve “açık pozisyonun geçilmesi” esasen şu anda kimlerin borçla pozisyonda kaldığını gösteriyor.

Altı hafta önceki tabloya bakıldığında, 19 Ağustos’ta ABD Hazine Bakanlığı, uzun vadeli Hazine tahvillerinde likiditeyi desteklemek için geri alım işlemlerini en az 4 milyar dolara çıkaracağını açıkladı. Bu, devletin kendi borç piyasasına müdahale ederek itibari parayı ucuzlatmasının en saf örneği olarak öne çıkıyor. Bitcoin, itibari krediye en hızlı tepki veren varlık olarak, bu gelişmeye sert bir yükselişle yanıt verdi. Orta 60.000 dolar seviyelerinden bir haftadan kısa sürede 81.000 doların üzerine çıkarak haftalık bazda %22,7’lik bir artış kaydetti. Bu, Bitcoin’in tarihindeki en büyük dolar bazlı yükseliş oldu. Hareketin arkasında ise zorunlu alımlar vardı; yaz aylarındaki düşüşte açığa satış yapan kaldıraçlı yatırımcılar tasfiye edildi. Sadece bir günde 3 milyar doların üzerinde kısa pozisyon kapandı, 72 saat içinde toplamda 5 milyar dolardan fazla pozisyon tasfiye edildi.

Bu hareketin organik bir yükselişten ziyade bir sıkışma olduğunu gösteren en önemli veri ise açık pozisyonun kendisi. Fiyatlar hızla yükselirken, Bitcoin vadeli işlemlerindeki açık pozisyon beş ayın en düşük seviyesine geriledi. Bu, yeni uzun pozisyonların açılmasından ziyade, kısa pozisyonların kapatılması ve kaldıraçlı işlemlerin temizlenmesi anlamına geliyor. Kısa pozisyonların kapatılmasıyla yaşanan bu tür yükselişler, ilk bakışta gerçek talep kaynaklı yükselişlerle aynı görünebilir; ancak fark, piyasadaki toz duman dağıldıktan sonra ortaya çıkıyor.

Peki altcoin grafiklerinde neden bir “parti havası” var? Çünkü kaldıraç yeniden devreye girdi ve “geçişin” asıl konusu da bu. Son dönemde Ethereum, Solana, XRP ve Dogecoin’deki toplam vadeli işlem pozisyonları birkaç hafta içinde yaklaşık iki katına çıktı. Ethereum’un sürekli vadeli işlemler hacmi, 2022 döngüsünden bu yana ilk kez Bitcoin’i geride bıraktı. Solana tarafında ise tablo daha net: Açık pozisyonlar tüm zamanların en yüksek seviyelerine yakın seyrederken, sürekli vadeli işlemlerde fonlama oranı Eylül 2025’ten bu yana en yüksek seviyeye ulaştı. İzlenen balina cüzdanlarının üçte ikisi uzun pozisyonda ve SOL emir defterinde ortalama kaldıraç oranı her iki tarafta da 18x seviyesine yaklaştı.

Başlığın gölgelediği asıl nokta ise şu: Açık pozisyonun Bitcoin’i geçmesi, kaldıraç yoğunluğunun nerede toplandığını gösteriyor ve bu durum, gerçek bir sermaye rotasyonu başlamadan da yaşanabiliyor. Rotasyon göstergelerine bakıldığında ise altcoin sezonu sinyali alınmıyor. Altcoin Season Endeksi, yani belirli bir dönemde Bitcoin’i geride bırakan üst düzey coin’lerin oranı, şu anda 31 seviyesinde; bu da Bitcoin sezonunun devam ettiğini ve gerçek bir altcoin sezonu için gereken 75 seviyesinden oldukça uzak olunduğunu gösteriyor. Bitcoin hakimiyeti ise yaklaşık %59 seviyesinde. Öte yandan, Bitcoin son bir yılda yaklaşık -%9 değer kaybetmiş durumda; bu haftaki toparlanmaya rağmen fiyat 80.000 dolar civarında ve 52 haftalık zirvesi olan 125.000 doların oldukça gerisinde. Yani “geçiş”, türev piyasadaki pozisyonlanmayı yansıtıyor; fon akışları ise rotasyonun henüz başlangıç aşamasında olduğunu gösteriyor.

Ayrıca, bu “geçişi” olduğundan büyük gösteren bir ölçüm tuzağı da var. Bitcoin vadeli işlemlerindeki açık pozisyonun yalnızca yaklaşık %12’si doğrudan Bitcoin ile teminatlandırılıyor; geri kalanı stablecoin veya itibari para ile teminatlandırılmış durumda. Açık pozisyonun dolar cinsinden artması, çoğu zaman fiyat artışından kaynaklanıyor. Yani altcoin açık pozisyon rekoru, aslında birkaç yüksek beta vadeli işlem sözleşmesinin fiyatlanmasından ibaret olabilir. Solana örneğinde, zincir üstü sürekli vadeli işlem hacmi haftalık bazda gerilerken, merkezi borsalardaki kaldıraç artmaya devam etti. Yani kaldıraç, gerçek işlem hacminin önünde gidiyor.

Bireysel yatırımcılar için kritik olan detay ise şu: Yükselen açık pozisyon ve aşırıya kaçan, tek taraflı fonlama oranı, bir sonraki hareketin yönünü değil, hareket geldiğinde kimin zorunlu aktör olacağını gösteriyor. Ağustos ayındaki sıkışmanın ardından piyasa, yoğun kısa pozisyondan yoğun uzun pozisyona döndü. Bitcoin’de fonlama oranı pozitif kaldı; 90 sekiz saatlik dönemin 88’inde uzun pozisyonlar, kısa pozisyonlara ödeme yaptı. Son dönemde kısa pozisyondan çıkarılan yatırımcılar, şimdi altcoin tarafında dar ve yüksek kaldıraçlı uzun pozisyonlarda bekliyor. Bu tabloda yaşanacak küçük bir aşağı yönlü hareket, sessizce çözülmek yerine zincirleme tasfiyeleri tetikleyebilir; tıpkı önceki sıkışmada olduğu gibi.

Altcoin açık pozisyonunun Bitcoin’i geçmesini doğru okumak için bunu bir volatilite sinyali olarak görmek gerekiyor; yeni bir yükselişin kesin işareti olarak değil. Gerçek bir boğa koşusu için, kaldıraçlı işlemlerin arkasında spot talebin de güçlenmesi gerekiyor; yani ETF’lere spot girişler, stablecoin arzında büyüme ve fonlama oranlarının aşırı seviyelerden normale dönmesi şart. Spot para piyasaya dahil olursa, kaldıraç yükselişi destekler ve kırılma gerçek olur. Ancak spot talep gelmezse, açık pozisyon rekoru yalnızca tetiklenmeyi bekleyen kalabalık bir işlem anlamına gelir. ABD Hazine Bakanlığı’nın geri alım programı, varlık sınıfı için destekleyici bir gelişme; ancak bu etki, piyasada zaten bir kez yaşandı ve milyarlarca dolarlık pozisyonu sildi. Bundan sonraki adım, gerçekten nakit alıcıların piyasaya girip girmeyeceğiyle ilgili; borsalardaki sözleşme sayısının artmasıyla değil.

Bu içerik hazırlanırken faydalanılan kaynaklar: ainvest.com