Afrika’da milyar dolarlık 7 mega proje: Çin, ABD ve Avrupa yakından izliyor

Afrika’da hayata geçirilmesi planlanan projeler arasında, Tanzanya’da 42 milyar dolarlık LNG yatırımı, Kenya’da 17 milyar dolarlık bir rafineri ve dünyanın en büyük havacılık merkezlerinden biri olması hedeflenen yeni Etiyopya havalimanı öne çıkıyor.

Bazı projeler ise Afrika’nın uzun süredir devam eden sorunlarına çözüm getirmeyi amaçlıyor; bunlar arasında güvenilmez enerji altyapısı, yüksek ulaşım maliyetleri ve ithal yakıta bağımlılık yer alıyor.

Bu projeler, enerji, havacılık, ticaret ve kritik maden tedarik zincirlerini yeniden şekillendirme potansiyeline sahip. Ayrıca Çin, ABD ve Avrupa arasında Afrika üzerindeki etki yarışını da daha da kızıştırıyor.

17 milyar dolarlık Dangote Doğu Afrika Rafinerisi — Kenya

Dangote Industries, Kenya’nın Lamu kentinde günlük 700 bin varil kapasiteli bir rafineri kurmayı planlıyor. Bu yatırım, şirketin Nijerya dışındaki en büyük rafineri yatırımı olabilir.

Yaklaşık 17 milyar dolar değerindeki projede, saha seçimi, zemin etüdü ve mühendislik çalışmaları başladı. Rafineri, Doğu Afrika’nın ithal petrol ürünlerine olan bağımlılığını azaltabilir ve Uganda, Ruanda, Tanzanya ve Güney Sudan gibi pazarlara hizmet edebilir.

Kenya için bu rafineri, uzun süredir gündemde olan LAPSSET koridorunu canlandırabilir ve Lamu’yu önemli bir sanayi ve enerji merkezi haline getirebilir.

Projenin ölçeği, Çin, ABD, Avrupa ve diğer ülkelerden büyük mühendislik, inşaat ve teknoloji şirketlerinin de ilgisini çekiyor.

Bu nedenle proje, yalnızca Doğu Afrika’nın enerji güvenliği için değil, aynı zamanda kıta genelinde altyapı işlerinde ve etki alanında küresel rekabet açısından da kritik öneme sahip.

12,5 milyar dolarlık Bishoftu Uluslararası Havalimanı — Etiyopya

Etiyopya, 12,5 milyar dolarlık Bishoftu Uluslararası Havalimanı’nın inşasına ocak 2026’da başladı. Proje, Başbakan Abiy Ahmed ve Ethiopian Airlines CEO’su Mesfin Tasew’in liderliğinde yürütülüyor.

Projeye şimdiden dünya çapında tasarımcılar ve mühendisler ilgi gösterdi. Dar Al-Handasah liderliğinde, Zaha Hadid Architects, Pascall+Watson, Landrum & Brown ve TYLin’in de dahil olduğu bir konsorsiyum yer alıyor. Çin, Fransa, İtalya, Güney Kore ve Türkiye’den büyük inşaat grupları da ihaleler için yarışıyor.

İlk aşamada havalimanı yılda 60 milyon yolcu kapasitesine sahip olacak; tam kapasiteye ulaşıldığında bu sayı 110 milyona çıkacak. Dört pist ve yaklaşık 270 uçaklık park alanı planlanıyor.

Bu ölçekle Bishoftu, Dubai International, Londra Heathrow, İstanbul Havalimanı ve Singapur Changi gibi küresel havacılık merkezleriyle rekabet edecek.

Grand Stade Hassan II — Fas

Fas, 2030 FIFA Dünya Kupası’na İspanya ve Portekiz ile birlikte ev sahipliği yapmaya hazırlanırken, Kazablanka yakınlarında 115 bin kişilik Grand Stade Hassan II için yaklaşık 5 milyar dirhem (yaklaşık 500 milyon dolar) yatırım yapıyor.

Fas hükümeti ve Caisse de Dépôt et de Gestion tarafından desteklenen stadyumun 2028’e kadar tamamlanması bekleniyor.

Tamamlandığında, kapasite açısından dünyanın en büyük futbol stadyumu olacak ve Dünya Kupası finali düşünülerek tasarlanıyor.

Futbolun ötesinde, bu proje Fas’ın 2030 öncesinde havalimanları, demiryolları, turizm ve kentsel gelişim alanlarında yürüttüğü daha geniş altyapı hamlesinin bir parçası. Ülkeye küresel ölçekte iddialarını sergileme fırsatı sunuyor.

Nijerya–Cezayir Trans-Sahra Doğalgaz Boru Hattı — Nijerya, Nijer ve Cezayir

Yaklaşık 13 milyar dolara mal olması beklenen Trans-Sahra Doğalgaz Boru Hattı, Nijerya gazını 4.000 kilometreden fazla bir mesafede Nijer üzerinden Cezayir’e taşıyacak. Burada, Avrupa’ya gaz sağlayan mevcut altyapıya bağlanabilecek.

Boru hattı yılda 30 milyar metreküpe kadar gaz taşıyabilecek. 2026’da Nijerya, Nijer ve Cezayir güncellenmiş fizibilite çalışmasını onayladı; Cezayir kendi bölümünde çalışmaları ilerletiyor.

Avrupa Birliği’nin 2027 sonuna kadar Rus enerji ithalatını aşamalı olarak sonlandırma planı ve alternatif tedarikçi arayışı, projenin küresel önemini artırıyor.

Nijerya’nın büyük gaz rezervlerini Cezayir’in Akdeniz ihracat altyapısına bağlayan bu proje, hem Afrika entegrasyonu için önemli bir koridor hem de Avrupa için stratejik bir enerji hattı olabilir.

Grand Inga Hidroelektrik Projesi — Kongo Demokratik Cumhuriyeti

Grand Inga, Afrika’nın en eski ve en iddialı altyapı hayallerinden biri. Tüm projenin maliyeti 100 milyar dolara kadar çıkabilirken, bir sonraki büyük aşama olan Inga 3’ün maliyeti 10 milyar doların üzerinde bekleniyor.

Kongo Nehri’nin devasa hidroelektrik potansiyeli üzerine kurulan Grand Inga, tamamlandığında ortalama 39.000 MW elektrik üretebilir ve dünyanın en büyük enerji üretim projeleri arasında yer alır.

Dünya Bankası, Inga 3’ü hazırlamak ve projeyi ilerletecek kurumları güçlendirmek için planlanan 1 milyar dolarlık programın ilk 250 milyon dolarını onayladı.

Hayata geçerse Grand Inga, Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nde elektrik erişimini dönüştürebilir, Afrika genelinde pazarlara enerji sağlayabilir ve madencilik, imalat ve sanayileşmenin genişlemesi için gerekli enerjiyi sunabilir.

Lobito Koridoru — Angola, Kongo Demokratik Cumhuriyeti ve Zambiya

Yaklaşık 6 milyar dolarlık Lobito Koridoru, eski bir demiryolunu Afrika’nın en stratejik ulaşım hatlarından birine dönüştürüyor.

ABD, Avrupa Birliği ve Afrika’daki ortaklar tarafından desteklenen proje, Angola’nın Atlas Okyanusu kıyısını Kongo Demokratik Cumhuriyeti ve Zambiya’nın maden açısından zengin bölgelerine bağlıyor.

Koridorun önemi, elektrikli araçlar, bataryalar ve modern enerji şebekeleri için kritik olan bakır ve kobalt gibi minerallerden kaynaklanıyor.

Afrika için daha büyük fırsat ise, bu koridoru yalnızca maden ihracatını hızlandırmak için değil, aynı zamanda bu mineraller etrafında sanayi inşa etmek için kullanmak.

42 milyar dolarlık Tanzanya LNG Projesi

Tanzanya’da planlanan LNG projesi, tahmini maliyet açısından listedeki en büyük yatırım.

Yaklaşık 42 milyar dolarlık bu proje, 2010-2015 yılları arasında yapılan büyük açık deniz gaz keşiflerinin ticarileştirilmesini amaçlıyor. Shell, Equinor, ExxonMobil ve Tanzanya devlet ortakları projede yer alıyor.

Müzakereler projeyi geciktirse de, küresel enerji dinamiklerindeki değişim Tanzanya gazına olan ilgiyi yeniden artırıyor.

Equinor, Hürmüz Boğazı’ndaki enerji akışındaki kesintilerin, alıcıların alternatif kaynak arayışında projeyi daha cazip hale getirdiğini belirtti.

Proje hayata geçerse, Tanzanya önemli bir LNG ihracatçısı olabilir ve Doğu Afrika’nın küresel pazarlara alternatif enerji tedarikçisi olarak konumunu güçlendirebilir.

Bu içerik hazırlanırken faydalanılan kaynaklar: businessinsider.com