Türkiye ekonomisi 2026’nın ikinci çeyreğinde bir önceki yılın aynı dönemine göre %2,3 büyüdü. Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış veride çeyreklik büyüme %1,1 oldu ve ekonominin kesintisiz büyüme serisi 24. çeyreğe taşındı.
Manşet rakam piyasa beklentisi olan %2,9’un ve ilk çeyrekteki %2,6’nın altında kaldı. Ancak verinin asıl anlattığı şey sapma değil, büyümenin nereden geldiği.
Büyümeyi tarım taşıdı
Üretim tarafında en yüksek artış tarım, ormancılık ve balıkçılık sektöründe görüldü. Sektör %13,3 büyüdü. Bilgi ve iletişim faaliyetleri %8,6 arttı. Sanayi katma değeri %2,4 ile ortalamanın az üzerinde kaldı.
Tablonun diğer ucunda iç talebe en duyarlı kalemler yer alıyor. Ticaret, ulaştırma, konaklama ve yiyecek hizmetleri yalnızca %0,5 büyüdü. İnşaat sektörü %1,9 daraldı.
Bu dağılım önemli. Tarımdaki büyüme hava koşullarına ve sezon verimine bağlı, tekrarlanabilirliği düşük bir kalem. Ticaret ve hizmetler ise istihdamın ve hane halkı gelirinin doğrudan temas ettiği alan. Manşet büyürken bu alanların yerinde sayması, “ekonomi büyüdü ama hissetmedim” algısının veri karşılığı.
Net ihracat katkısının kaynağı
Harcama yöntemiyle bakıldığında net ihracat büyümeye pozitif katkı verdi. İlk bakışta olumlu görünüyor. Ancak katkının kaynağı ihracat performansı değil.
İkinci çeyrekte mal ve hizmet ihracatı %3,4 azaldı. İthalat ise %6,4 azaldı. Net ihracat, ihracattan ithalatın çıkarılmasıyla hesaplandığı için çıkarılan kalemin daha hızlı gerilemesi katkıyı kendiliğinden pozitife çeviriyor.
Türkiye’nin ithalatının ağırlıklı bölümünü ara malı ve enerji, yani üretim girdisi oluşturuyor. İthalatın ihracattan yaklaşık iki kat hızlı gerilemesi, üretim ve talep tarafındaki yavaşlamanın işareti olarak okunuyor. Yatırımları gösteren gayrisafi sabit sermaye oluşumu da %0,6 ile neredeyse yerinde saydı. Hane halkı tüketimi %3,5 artarak büyümenin ana taşıyıcısı olmayı sürdürdü.
Diğer göstergeler aynı yöne bakıyor
Büyüme verisiyle aynı gün açıklanan temmuz dönemi işsizlik oranı %7,6’dan %8,1’e yükseldi.
İstanbul Sanayi Odası Türkiye İmalat PMI ise ağustosta 47,7’den 48,1’e çıktı ve son üç ayın en yüksek seviyesine ulaştı. Buna rağmen endeks 50 eşiğinin altında kalmayı sürdürüyor. Nisan 2024’ten bu yana, yani üst üste 29 aydır eşiğin altında. Ankette yeni siparişler yavaşlarken istihdam artıran sektör sayısı temmuzdaki beşten ikiye indi.
Bloomberg HT tüketici güven endeksi de ağustosta aylık %4,46 gerileyerek 74,3 seviyesine indi.
Para politikası tarafında alan dar
Yavaşlayan talep tablosu tek başına para politikasında gevşeme anlamına gelmiyor. TCMB politika faizini temmuz toplantısında %37 seviyesinde sabit bıraktı ve ağustosta toplantı yapmadı.
13 Ağustos’ta yayımlanan yılın üçüncü Enflasyon Raporu’nda 2026 yıl sonu enflasyon tahmini %26’dan %28’e yükseltilirken %24’lük ara hedef korundu. Tahmin ile ara hedef arasındaki 4 puanlık fark, enflasyonun hedeflenen patikanın üzerinde seyrettiğinin kurumsal düzeyde kabulü anlamına geliyor. Revizyonda motorin, doğal gaz ve enerji dışı emtia fiyatları etkili oldu. Brent’in 91 dolar bandında bulunması maliyet kanalını canlı tutuyor.
Bu hafta ve gelecek hafta ne izlenecek
Perşembe günü ağustos ayı Tüketici Fiyat Endeksi açıklanacak. Piyasa beklentisi aylık %1,95, yıllık %31,63 seviyesinde. Bir hafta sonra, 10 Eylül Perşembe günü saat 14.00’te Para Politikası Kurulu faiz kararını duyuracak. TCMB’nin kendi Piyasa Katılımcıları Anketi’nde eylül toplantısı için politika faizi beklentisi %37, yani değişiklik yok.
Veri beklentinin altında gelirse yavaşlayan talep ile gerileyen enflasyon aynı yöne bakar ve eylül karar metninde tonun yumuşayıp yumuşamayacağı tartışılır. Beklentinin üzerinde gelirse ekonominin yavaşladığı ancak parasal sıkılığın korunduğu denklem sürer. İkinci senaryo, kur ve tahvil tarafında oynaklığın artabileceği bir zemin oluşturur.
Büyüme verisi geriye bakan bir gösterge. Talebin gerçekten yavaşlayıp yavaşlamadığı sorusunun cevabı önümüzdeki iki haftada, enflasyonun ana eğiliminde aranacak.
Burada yer alan bilgiler yatırım tavsiyesi içermez. Bilgi için: Midas Sorumluluk Beyanı