AfD’nin seçim zaferi Alman piyasaları için yeni risk sinyali verdi

AfD’nin seçim zaferi Alman piyasaları için yeni risk sinyali verdi

AfD’nin seçim zaferi Alman piyasaları için yeni risk sinyali verdi

ABD piyasalarının İşçi Bayramı nedeniyle kapalı olduğu bir günde, Almanya pazartesi sabahına yatırımcıların göz ardı edemeyeceği bir siyasi sonuçla uyandı.

Almanya için Alternatif (AfD) partisi, Saksonya-Anhalt eyaletinde oyların yüzde 43,8’ini alarak savaş sonrası dönemde ilk kez bir aşırı sağ partinin bir Alman eyaletinde doğrudan zafer kazanmasını sağladı. Parti, eyalet parlamentosundaki 83 sandalyenin 39’unu elde etti ve mutlak çoğunluğa sadece üç sandalye uzak kaldı. Şansölye Friedrich Merz’in liderliğindeki Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) ise 2021’deki yüzde 37,1’lik oy oranından yüzde 17,2’ye geriledi. Katılım oranı ise yüzde 77,8 ile rekor kırdı.

Seçim Sonuçlarının Alman Piyasalarına Etkisi

Kısa vadede ekonomik etkiler sınırlı olabilir. Saksonya-Anhalt, Almanya’nın GSYH’sinin yalnızca yüzde 1,8’ini oluşturuyor. Ancak siyasi mesaj, Saksonya-Anhalt’ın çok ötesine uzanıyor. Asıl risk, bu sonucun Almanya’nın ekonomik toparlanma kabiliyeti hakkında verdiği sinyalde yatıyor. Özellikle de ülkenin sanayi modeli en çok dönüşüme ihtiyaç duyduğu bir dönemde.

Oxford Economics kıdemli ekonomisti Alexander Valentin, “Ulusal düzeyde siyasi bir çıkmaz riskinin arttığını ve bunun gerekli reformları sekteye uğratabileceğini, Almanya’nın potansiyel büyümesini aşağı yönlü revize etmemize yol açabileceğini düşünüyoruz” dedi.

Almanya, yıllardır zayıf seyreden sanayi büyümesinin ardından yatırımlara dayalı bir toparlanma süreci inşa etmeye çalışıyor. Geçen yıl Berlin, 500 milyar euroluk bir altyapı fonunu onayladı ve savunma harcamaları için borç kurallarını gevşetti.

Son yıllarda büyüme zayıf seyrederken, Almanya’nın üretim gücü özellikle otomotiv sektöründe rekabetçiliğini kaybetti. Alman Otomobil Birliği verilerine göre, Almanya 2026’nın ilk sekiz ayında 2,65 milyon binek otomobil üretti. Bu rakam, bir önceki yıla göre yüzde 4, 2019 seviyelerine göre ise yüzde 16 daha düşük. Mevsimsellikten arındırılmış yıllık bazda üretim yaklaşık 3,6 milyon adette seyrediyor; bu da 2000-2018 dönemindeki 5-6 milyon aralığının oldukça altında.

Bu baskı, şirketlerde yeniden yapılanmaya dönüşüyor. Volkswagen (VWAGY), 3 Eylül’de 89 yıllık tarihinin en büyük yeniden yapılanmasını onayladı ve mevcut 50 bin kişilik işten çıkarmalara ek olarak 50 bin kişilik yeni bir işten çıkarma planı açıkladı. Volkswagen hisseleri, 2020 zirvesinden bu yana yüzde 78 değer kaybetti.

Son beş yılda Alman hisseleri, ABD borsasına kıyasla ciddi şekilde geride kaldı. iShares Germany Index Fund (EWG), eylül 2021’den bu yana sadece yüzde 24 yükselirken, SPDR S&P 500 ETF Trust (SPY) ile arasında neredeyse 50 puanlık bir fark oluştu.

Alman Tahvil Getirilerinde Ek Baskı

Almanya’nın ekonomik görünümü kırılgan seyrederken, tahvil piyasası da yatırımcılara güvenli liman sunmuyor. 10 yıllık Bund getirisi yaklaşık yüzde 3,36’ya yükselerek 2011’den bu yana en yüksek seviyesine ulaştı. Bu, uzun yıllar boyunca Avrupa’da zayıf büyüme ve mali baskı dönemlerinde en güvenli varlıklardan biri olarak görülen Bund için önemli bir dönüş anlamına geliyor.

Ancak bu kez yatırımcılar farklı bir sorunla karşı karşıya: Enflasyon. Euro Bölgesi’nde enflasyon ağustos ayında yüzde 3’ün üzerine çıktı; artan petrol ve gaz fiyatları tüketici fiyatlarına yansıdı. Brent petrol, pazartesi günü Ortadoğu’daki gerilimin etkisiyle varil başına 97 dolara yaklaştı ve enerji maliyetlerinin Avrupa için yeniden önemli bir risk unsuru olabileceği endişesini artırdı.

Bu durum, sanayi tabanı enerji maliyetlerine son derece duyarlı olan Almanya için özellikle sıkıntılı. Aynı zamanda Avrupa Merkez Bankası’nın büyümeyi destekleme alanını da daraltıyor. Piyasalarda ECB’nin perşembe günü faizi 25 baz puan artırarak yüzde 2,5’e yükseltmesi bekleniyor. Deutsche Bank ise enerji kaynaklı enflasyonun sürmesi halinde aralık ayında bir artış daha öngörüyor.

Yüksek Bund getirileri, finansal koşulları başka bir açıdan daha sıkılaştırıyor. Şirketler, hanehalkı ve hükümet için borçlanma maliyetleri artıyor; üstelik Berlin’in altyapı ve savunma harcamalarıyla yatırımı teşvik etmeye çalıştığı bir dönemde.

Yatırımcılar açısından Almanya, zayıf sanayi büyümesi, yüksek enerji maliyetleri ve artan faiz oranlarının bir arada yaşandığı zorlu bir tabloyla karşı karşıya.

Bu içerik hazırlanırken faydalanılan kaynaklar: Benzinga