AfD’nin Saksonya-Anhalt zaferi Almanya’nın ekonomik toparlanmasını riske atıyor mu?

AfD’nin Saksonya-Anhalt zaferi Almanya’nın ekonomik toparlanmasını riske atıyor mu?

Almanya, pazar günü 1949’daki Federal Cumhuriyet’in kuruluşundan bu yana korunan bir eşiği aştı.

Almanya için Alternatif (AfD) partisi, Saksonya-Anhalt eyaletinde oyların yüzde 43,8’ini alarak, savaş sonrası dönemde bir Alman eyaletinde ilk kez aşırı sağcı bir partinin net zaferine imza attı.

AfD, Magdeburg Eyalet Meclisi’nde 83 sandalyeden 39’unu kazandı ve mutlak çoğunluğu yalnızca üç sandalye farkla kaçırdı.

Bu sonuç, Başbakan Friedrich Merz ve Hristiyan Demokrat Birliği (CDU) için de önemli bir dönüm noktası oldu. CDU’nun oy oranı 2021’deki yüzde 37,1’den yüzde 17,2’ye geriledi.

SPD, Yeşiller ve Sol Parti ise her biri sekiz sandalye elde etti.

Ekonomik açıdan bakıldığında, doğrudan etkilerin sınırlı kalması bekleniyor. Saksonya-Anhalt, Almanya’nın ekonomik üretiminin yüzde 2’sinden daha azını oluşturuyor.

Ancak asıl risk, Berlin’de yaşanacak gelişmelerde yatıyor.

Siyasi Ana Risk Berlin’de

AfD, 2021’deki oy oranını ikiye katlayarak, İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana bir eyalet seçiminde zafer kazanan ilk aşırı sağcı parti oldu.

Bu sonuç, federal düzeyde Merz’in desteğindeki dramatik kaybı daha da derinleştiriyor.

Almanya’da halkın yalnızca yüzde 13’ü başbakanın çalışmalarından memnun; bu oran, ARD-DeutschlandTrend tarihindeki en düşük başbakan memnuniyeti olarak kayda geçti.

Ülke genelinde AfD’nin anketlerdeki oy oranı yüzde 27’ye ulaşırken, CDU/CSU yüzde 21’de kaldı. DAWUM araştırma portalının güncel ortalamasına göre AfD, CDU/CSU’nun altı puan önünde.

Bu durum kritik, çünkü Almanya’nın ekonomik stratejisi giderek daha fazla, hükümetin siyasi açıdan hassas reformları hayata geçirebilmesine bağlı hale geliyor.

Oxford Economics ekonomisti Alexander Valentin, “Federal düzeyde siyasi bir tıkanma riskinin arttığını görüyoruz. Bu, gerekli reformları yavaşlatabilir ve Almanya’nın potansiyel büyümesini aşağı yönlü revize etmemize neden olabilir” dedi.

Doğu eyaletlerindeki seçimlerin doğrudan ekonomik etkisinin ise sınırlı kalması bekleniyor.

Oxford Economics’in hesaplamalarına göre, sonbaharda seçime gidecek üç eyalet olan Saksonya-Anhalt, Berlin ve Mecklenburg-Vorpommern, Almanya’nın gayri safi yurt içi hasılasının yalnızca yüzde 8’ini oluşturuyor.

Bu üç eyalet, federal meclisin üst kanadı olan Bundesrat’ta toplam 69 oyun sadece 11’ine sahip.

Valentin, öngörülen hiçbir seçim sonucunun, koalisyon hükümeti devam ettiği sürece, federal düzeydeki güç dengelerini değiştirmeyeceğini vurguluyor.

Dolayısıyla risk, ani bir ekonomik şoktan ziyade siyasi bulaşma ihtimalinde yatıyor.

Kurulu partilerin ağır kayıplar yaşaması, CDU ve SPD üzerindeki iç baskıyı daha da artırabilir.

Bu durumda emeklilik, işgücü piyasası ve enerji politikalarında uzlaşma sağlamak daha da zorlaşacak.

Almanya’nın Ekonomik Geleceği İçin Reform Şart

Alman sanayisinin sorunları hiçbir zaman yalnızca yetersiz kamu harcamalarından kaynaklanmadı.

Yavaş ilerleyen izin süreçleri, yüksek enerji maliyetleri, nitelikli işgücü eksikliği, eskiyen altyapı ve azalan rekabet gücü, uzun vadeli yatırım kararlarını zorlaştırıyor.

Intel’in Saksonya-Anhalt’taki yarı iletken projesinin iptali, bu sıkıntıların sembolü haline geldi.

ABD’li çip üreticisi, burada yaklaşık 30 milyar euroluk bir fabrika kompleksi kurmayı planlıyordu. Proje, yaklaşık 10 milyar euro devlet desteği ve 3.000 doğrudan istihdam vaadiyle destekleniyordu. Ancak Intel, temmuz 2025’te bu projeden vazgeçti.

Ülkenin en önemli sanayi kolunda ise tablo daha da netleşiyor.

Volkswagen, 89 yıllık tarihinde en büyük yeniden yapılanmayı yürütüyor.

Üç eylül tarihinde, denetim kurulu 2030 Gelecek Planı’nı onayladı ve hâlihazırda devam eden 50.000 kişilik işten çıkarmalara 50.000 kişi daha ekledi.

Böylece on yıl sonunda yaklaşık 100.000 pozisyon, yani toplam iş gücünün yüzde 15’i ortadan kalkacak.

Emden, Zwickau, Hannover ve Neckarsulm’daki dört Alman fabrikasında otomobil üretiminin 2031 sonrasındaki geleceği ise henüz güvence altına alınmış değil.

Volkswagen hisseleri, 2020’deki zirvesinden bu yana yüzde 78 değer kaybetti.

Diğer Alman otomotiv şirketleri de benzer sorunlarla karşı karşıya.

2026’nın ilk sekiz ayında Almanya’da 2,65 milyon otomobil üretildi; bu, bir yıl öncesine göre yüzde 4, 2019 seviyesinin ise yüzde 16 altında.

Siyasi parçalanma, bu sorunların çözümünü daha da zorlaştırıyor.

Piyasalar Temkinli, Panik Yok

Pazar günkü eyalet seçimlerine finans piyasalarının tepkisi şu ana kadar sınırlı kaldı.

DAX endeksi yüzde 0,3 düşüşle işlem gördü.

On yıllık Alman devlet tahvili getirisi pazartesi günü yalnızca bir baz puan artarak yaklaşık yüzde 3,35’e yükseldi ve son 15 yılın en yüksek seviyesine yaklaştı.

Haziran ayında yüzde 2,8’lik artış, esas olarak yükselen enerji fiyatları, yeni enflasyon endişeleri ve Avrupa Merkez Bankası’nın daha sıkı para politikası beklentisinden kaynaklandı; Almanya’daki iç siyasi dalgalanmaların etkisi ise daha sınırlı kaldı.

Yine de kalıcı yüksek faizler, siyasi hataların maliyetini artırıyor.

Ekonomik Veriler İyileşiyor, Siyasi Zaman Daralıyor

Tam da bu dönemde, Alman ekonomisinin temel göstergeleri iyileşmeye başladı.

S&P Global’in sanayi satın alma yöneticileri endeksi, temmuzda 52,2 puandan ağustosta 54,3 puana yükselerek son 51 ayın en yüksek seviyesine ulaştı.

Yeni siparişler, şubat 2022’den bu yana en güçlü artışı kaydetti. Bu artışta savunma sanayi siparişleri, veri merkezi inşaatları ve stok artırımları etkili oldu.

S&P Global Market Intelligence Ekonomik Analiz Direktör Yardımcısı Phil Smith, “Alman imalat sanayisindeki toparlanma ağustos ayında bir vites daha yükseltti” dedi.

Almanya böylece ekonomik olarak bir dönüm noktasında bulunuyor.

Pazar günkü seçim, başlayan toparlanmayı sona erdirmiyor. Savunma harcamalarındaki artış, altyapı yatırımları ve sanayideki yeni siparişler büyümeyi desteklemeye devam edebilir.

Almanya’nın finansal gücü artık tartışma konusu değil.

Ancak pazar gününden bu yana asıl soru, ülkenin bu kaynakları akıllıca kullanacak siyasi bütünlüğe sahip olup olmadığı. Bu konuda belirleyici olacak iki yıllık süreç ise şimdiden başlamış durumda.

Bu içerik hazırlanırken faydalanılan kaynaklar: euronews.com