Geçici Devlet Başkanı Ahmed el-Şaraa, Washington’ın Suriye’yi teröre destek veren ülkeler listesinden çıkarmasını memnuniyetle karşıladı. Bu adım, Şam yönetiminin uzun yıllar süren iç savaşın ardından ülkeyi yeniden inşa etme çabaları kapsamında önemli bir yaptırım hafifletmesi olarak değerlendiriliyor.
El-Şaraa, salı sabahı yaptığı konuşmada, “Bugün Suriye, geçmişinin karanlık bir lekesini üzerinden atıyor ve acı dolu bir dönemi geride bırakıp kalkınma, yeniden yapılanma ve inşa yoluna giriyor” dedi.
Washington’ın pazartesi günü aldığı karar, onlarca yıldır yürürlükte olan ve ağır ekonomik kısıtlamalar getiren bir tanımlamayı iptal etti. Bu gelişme, 2024’te uzun süreli Suriye lideri Beşar Esad’ın devrilmesinin ardından iki ülke arasındaki ilişkilerin yumuşamasında bir başka adım olarak öne çıkıyor.
ABD Hazine Bakanlığı da buna paralel olarak yaptırımların hafifletildiğini açıkladı.
El-Şaraa, “Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump’a ve yanımızda duran tüm dost ve destekçi ülkelere teşekkürlerimi sunuyorum” ifadelerini kullandı.
ABD Dışişleri Bakanlığı ayrıca, daha önce küresel terör örgütü olarak tanımlanan El Nusra Cephesi’nin —daha sonra Hay’at Tahrir el-Şam (HTS) adını aldı— bu statüsünü de kaldırdı. El-Şaraa, Esad’ı deviren hızlı saldırının başını çeken bu grubun liderliğini üstlenmişti.
HTS, 2016’da El Kaide ile bağlarını koparmadan önce Suriye’deki El Kaide’nin bir kolu olarak faaliyet gösteriyordu.
Suriye’nin yeni yönetimi, ülkeye yatırım çekerek, on yılı aşkın süren iç savaşta ağır hasar gören altyapıyı yeniden inşa etmeyi hedefliyor.
Refah yolunda yeni bir dönem
Suriye, ilk olarak aralık 1979’da —ABD Başkanı Jimmy Carter döneminde— Esad rejiminin Filistinli silahlı gruplara verdiği destek ve Tahran’la olan ittifakı nedeniyle listeye alınmıştı.
Bu tanımlama, ABD dış yardımlarının ve silah ihracatının yasaklanması, çift kullanımlı ürünlerin ihracatına kontrol getirilmesi ve finansal/ticari işlemlere sınırlamalar gibi çeşitli kısıtlamalar içeriyordu.
ABD, temmuz ayında Suriye’yi teröre destek veren ülkeler listesinden çıkarmayı planladığını açıklamıştı. Bu adım, El-Şaraa’ya duyulan güvenin bir göstergesi olarak yorumlandı.
El-Şaraa, kasım 2025’te Beyaz Saray’da Trump ile bir araya gelmiş ve bu ziyaret iki ülke arasındaki buzların çözülmesini hızlandırmıştı.
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, pazartesi günkü kararın Suriye’ye “refah yolunu” açtığını belirtti.
Rubio, bu adımın “Suriye’de özel sektör yatırımlarının önündeki son büyük engelleri kaldırdığını, ülkenin ekonomik toparlanmasını ve küresel ekonomiye yeniden entegrasyonunu teşvik ettiğini” söyledi.
Suriye Dışişleri Bakanı Esad el-Şaibani, Washington’ın bu kararını “tarihi bir dönüm noktası” olarak nitelendirdi ve bunun “yeni Suriye devletinin uluslararası barış ve güvenliğe bağlılığını” yansıttığını ifade etti.
Maliye Bakanı Muhammed Barniye ise resmi haber ajansı SANA’ya yaptığı açıklamada, bu adımı “Suriye diplomasisinin başarısı” olarak değerlendirdi.
Barniye, kararın “Suriye’nin küresel ekonomik ve finansal sisteme entegrasyonunu güçlendirmek, yatırım ve modern teknolojileri çekmek ve kalkınma fırsatlarını desteklemek için uzun zamandır beklenen büyük bir kapı açtığını” söyledi.
Dünya Bankası, Suriye altyapısında doğrudan fiziksel hasarın yaklaşık 108 milyar dolar (92,5 milyar euro) olduğunu, toplam yeniden inşa ihtiyacının ise yaklaşık 216 milyar dolar (185 milyar euro) seviyesinde bulunduğunu tahmin ediyor. Bu rakam, Suriye’nin 2024’teki toplam GSYH’sinin yaklaşık 10 katına denk geliyor.
On yılı aşkın süren iç savaşta yaklaşık 500 bin kişinin hayatını kaybettiği, savaş öncesi 22 milyonluk nüfusun yarısının ise yerinden edildiği belirtiliyor. Bu kişilerin çoğu henüz ülkeye dönmedi.
Suriye’nin listeden çıkarılmasının ardından, ABD’nin teröre destek veren ülkeler listesinde yalnızca Küba, İran ve Kuzey Kore kaldı.
Bu içerik hazırlanırken faydalanılan kaynaklar: euronews.com