Bir ABD portföyü eksiye döndüğünde ilk his genelde rahatsız edicidir. Akla ilk gelen düşünce genellikle şöyle olur: Aynı hisselerde ya da aynı pazarda biraz daha bekleyip zararı orada kapatmak. Ama bu düşünce, davranışsal finansın uzun süredir tanımladığı bir tuzağa çok yakın durur.
Bu eğilime “geri kazanma güdüsü” (get-even-itis) denir, kayıp yaşanan pozisyona ya da pazara duygusal bir bağ kurup, “beni kaybettiren burası, o zaman kazandıracak olan da burası olmalı” mantığıyla hareket etmek. Oysa bir pazarın kaybettirmiş olması, gelecekte o pazarın en hızlı toparlanacak yer olacağını garanti etmez. Unutmamak gerekir ki, fiyatların hafızası yoktur ve geçmişi hatırlamazlar.
Rakamlar da bu duygusal mantığı desteklemez. %5 kayıp masum görünse de derinleştikçe toparlanma matematiği orantısızlaşır, %20 kayıptan dönmek için %25 getiri, %50 kayıptan dönmek için ise %100 getiri gerekir. Kaybı “aynı yerde ve tek hamlede” kapatma baskısı bu orantısızlığı görmezden gelmeye ve daha büyük pozisyonlar almaya iter, ki bu da genelde kaybı azaltacağına daha da büyütür.
2025 bu konuda öğretici bir yıl oldu. ABD teknoloji hisselerindeki değerleme kaygıları ve ticaret politikasındaki belirsizlik Wall Street’i zorlarken, Almanya’nın büyük mâli teşvik paketi ve savunma harcamalarındaki artışı, DAX 40’a aynı dönemde %23’e yakın değer kazandırdı. Aynı takvim yılında, aynı “hisse senedi” varlık sınıfında, iki farklı coğrafya çok farklı sonuçlar üretti.
Bunun nedeni tam bir bağımsızlıktan çok kısmi bir bağımsızlıktır. DAX’ın S&P 500 ile korelasyonu uzun dönemde yaklaşık 0,7-0,8 bandında ölçülür, yani ikisi çoğu zaman aynı yöne gider ama aynı hızda ve aynı zamanda değil. İşte bu fark, tek bir pazara bağlı kalmadan kaybı yönetmeyi sağlar.
Pratik açıdan bu şu anlama gelir. Zararda olan bir ABD pozisyonuna daha fazla sermaye yatırmak yerine, yeni sermayeyi farklı bir coğrafyaya, örneğin Avrupa’ya yönlendirmek portföyün toparlanmasını tek bir pazarın gidişatına bırakmaz. Avrupa hisseleri hem farklı bir döngüde hareket eder hem de farklı sektörel ağırlıklara (otomotiv, sanayi, sağlık, yazılım) sahiptir.
Zararı kabul etmek pozisyonu terk etmek anlamına gelmiyor. Sadece “kazandıracak olan yer, kaybettiren yer olmak zorunda değil” fikrini kabul etmek demek. İlk adım küçük olabilir, ilgilendiğin Avrupa şirketlerini izleme listene ekleyip parça alımla küçük bir pozisyon açmak, sermayenin tek bir hikayeye bağlı kalmasını önler.
Burada yer alan bilgiler yatırım tavsiyesi içermez. Bilgi için: Midas Sorumluluk Beyanı