Piyasalarda bazı olaylar vardır ki etkisi yalnızca bir günle sınırlı kalmaz; aylarca hatta yıllarca hisselerin kaderini değiştirebilir.
S&P 500 endeksine dahil edilmek de bu olaylardan biri.
Dünyanın en önemli borsa göstergelerinden biri olan S&P 500, yalnızca ABD ekonomisinin sağlığını ölçmekle kalmaz; aynı zamanda küresel yatırım akımlarının yönünü de belirler.
Her çeyrekte gerçekleştirilen S&P 500 ayarlamaları bu yüzden yakından takip edilir. Çünkü bir şirketin endekse eklenmesi, çoğu zaman yalnızca prestij değil aynı zamanda ciddi bir sermaye akışı anlamına gelir.
Endeksi takip eden ETF’ler ve pasif fonlar yeni şirketleri portföylerine almak zorunda kaldıkları için ilgili hisselerde belirgin bir talep artışı oluşur.
Bu yılın ilk çeyreğinde yapılacak yeniden dengeleme öncesinde de Wall Street’te aynı soru soruluyor: S&P 500’e sıradaki adaylar kimler?
JPMorgan ve Stephens gibi kurumların yayımladığı listeler, yatırımcıların dikkatini özellikle birkaç büyük şirket üzerinde yoğunlaştırmış durumda.
Veri merkezi altyapısından biyoteknolojiye, fintech’ten enerjiye kadar farklı sektörlerden gelen bu adaylar, yalnızca endekse girme ihtimaliyle bile piyasalarda önemli bir hikaye yaratıyor.
S&P 500’e dahil olmanın arkasındaki kriterler oldukça seçici
S&P 500’e girmek her büyük şirket için otomatik bir süreç değil. Endeksi yöneten S&P Dow Jones Indices komitesi şirketleri değerlendirirken bir dizi katı kriter kullanıyor.
Bir şirketin öncelikle en az yaklaşık 22,7 milyar dolarlık piyasa değerine sahip olması gerekiyor. Bunun yanında hisselerin likiditesi de önemli.
Son altı ay boyunca aylık ortalama işlem hacminin en az 250 bin adet olması şartı bulunuyor.
Ayrıca şirketin ABD’de halka açık bir borsada işlem görmesi ve gelirlerinin büyük bölümünü ABD’de üretmesi gibi faktörler de değerlendirmeye dahil ediliyor.
Ancak bu kriterleri karşılamak tek başına yeterli değil. Komite aynı zamanda endeksin sektör dengelerini de göz önünde bulunduruyor. Eğer bir sektör endekste zaten ağırlıklıysa, yeni bir şirketin eklenme ihtimali azalabiliyor. Bu nedenle bazı büyük şirketler tüm finansal kriterleri karşılamalarına rağmen endekse dahil edilmeyebiliyor.
Bu, S&P 500’e dahil edilme ihtimalini yalnızca finansal büyüklük değil, aynı zamanda sektörel denge ve stratejik tercihler gibi daha karmaşık faktörlerin belirlediğini gösteriyor.
Değişikliklerin Mart ayındaki yeniden dengeleme takvimi kapsamında, 20 Mart Cuma günü kapanışından sonra yürürlüğe girmesi bekleniyor.
Veri merkezi ve yapay zeka altyapısı şirketleri öne çıkan adaylar arasında
Son dönemde S&P 500’e aday gösterilen şirketler arasında en dikkat çekici isimlerden biri Vertiv Holdings (VRT). Tahmin piyasaları da şirketin endekse dahil olma olasılığını %60’ın üstünde görüyor.
Veri merkezi altyapısı ve enerji yönetimi çözümleri üreten şirket, özellikle yapay zeka yatırımlarının hız kazanmasıyla birlikte güçlü bir büyüme yakaladı.
Yapay zeka uygulamaları devasa veri merkezleri gerektiriyor ve bu merkezlerin enerji verimliliği ile soğutma altyapısı giderek daha kritik hale geliyor. Vertiv tam da bu alanda faaliyet gösterdiği için yatırımcıların dikkatini çekiyor.
JPMorgan ve diğer kurumların analizlerine göre Vertiv’in hem piyasa değeri hem de işlem hacmi kriterlerini karşılaması, onu S&P 500 için güçlü adaylardan biri haline getiriyor.
Ayrıca veri merkezi yatırımlarının küresel ölçekte hız kazanması, şirketin uzun vadeli büyüme hikâyesini de destekliyor. Bu yüzden birçok yatırımcı Vertiv’i yalnızca bir endeks adayı değil, aynı zamanda yapay zeka altyapısı temasının önemli temsilcilerinden biri olarak görüyor.
Finans ve fintech tarafında SoFi gibi şirketlerin şansı artabilir
S&P 500’ün mevcut sektör dağılımına bakıldığında finansal hizmetler ve iletişim sektörlerinin piyasa büyüklüğüne kıyasla endekste görece düşük ağırlığa sahip olduğu görülüyor. Bu durum, bazı finans şirketlerinin endekse dahil edilme olasılığını artırabilir.
Bu bağlamda SoFi Technologies (SOFI) dikkat çeken isimlerden biri. Dijital bankacılık ve finansal teknoloji alanında faaliyet gösteren SoFi, özellikle genç yatırımcılar ve kredi ürünleri üzerinden büyüyen bir platform modeli oluşturmuş durumda. Tahmin piyasalarına göre SOFI’nin endekse dahil olma ihtimali %12 seviyesinde.
Stephens tarafından yapılan analizlere göre SoFi, aday şirketler arasında en yüksek serbest dolaşım likiditesine sahip finans hisselerinden biri olarak öne çıkıyor. Bu endekse dahil edilecek şirketler için önemli bir kriter çünkü pasif fonların büyük miktarda hisse alımı gerçekleştirebilmesi gerekiyor.
Fintech şirketlerinin son yıllarda yaşadığı değerleme dalgalanmalarına rağmen SoFi’nin büyüme hikâyesi ve kullanıcı tabanı, onu S&P 500 için potansiyel bir aday haline getiriyor. SoFi gibi bir dijital bankacılık şirketi olan Affirm (AFRM) de endekse dahil olabilecek hisseler arasında boy gösteriyor. Tahmin piyasalarında AFRM için ihtimal %5 ile sınırlı.
Biyoteknoloji ve sağlık şirketleri de güçlü adaylar arasında bulunuyor
S&P 500 adayları arasında Alnylam Pharmaceuticals (ALNY) gibi biyoteknoloji şirketleri de yer alıyor. RNA tabanlı tedaviler geliştiren şirket, nadir hastalıklar alanında önemli bir teknoloji platformu oluşturmuş durumda.
Biyoteknoloji şirketleri genellikle gelir yapıları ve kârlılık döngüleri nedeniyle endekslere dahil edilme konusunda daha karmaşık değerlendirmelerden geçse de Alnylam’ın piyasa değeri ve ürün portföyü, onu güçlü adaylardan biri haline getiriyor.
Sağlık sektöründeki yenilikçi şirketlerin S&P 500’e dahil edilmesi, endeksin yalnızca teknoloji veya finans ağırlıklı olmadığını; aynı zamanda bilimsel inovasyonun temsilcilerini de kapsadığını gösteriyor.
Reddit ve sosyal medya platformlarının yükselişi endeks adaylarına yeni bir boyut ekliyor
Dikkat çeken bir diğer potansiyel aday ise Reddit (RDDT). Sosyal medya platformu, halka arzının ardından hızla büyüyen kullanıcı tabanı ve reklam gelirleriyle yatırımcıların radarına girdi.
Stephens’e göre iletişim hizmetleri sektörü endekste görece düşük ağırlığa sahip olduğu için Reddit gibi şirketlerin eklenme ihtimali artabilir.
Reddit’in en büyük avantajlarından biri, kullanıcı toplulukları üzerinden oluşan güçlü etkileşim ve veri ekosistemi. Platform, hem reklam gelirleri hem de yapay zeka modellerinin eğitimi için kullanılan veri lisanslaması gibi yeni iş modelleri geliştirmeye başladı.
Bu nedenle Reddit’in S&P 500’e dahil edilmesi, sosyal medya şirketlerinin finansal piyasalar içindeki rolünün daha da güçlendiğini gösterebilir.
JPMorgan’ın endekse eklenmesini beklediği hisseler
JPMorgan’ın yayımladığı S&P 500’e dahil edilebilecek hisseler listesi, endekse girebilecek şirketlerin oldukça farklı sektörlerden geldiğini gösteriyor. Listede şu şirketler yer alıyor:
- Vertiv Holdings (VRT)
- Marvell Technology (MRVL)
- Ferguson Enterprises (FERG)
- Cheniere Energy (LNG)
- Alnylam Pharmaceuticals (ALNY)
- Heico (HEI)
- Coupang (CPNG)
- FTAI Aviation (FTAI)
- Veeva Systems (VEEV)
- Reddit (RDDT)
- Zoom (ZM)
- Tradeweb Markets (TW)
- Royalty Pharma (RPRX)
- LPL Financial (LPLA)
- SoFi Technologies (SOFI)
- First Citizens BancShares (FCNCA)
Bu çeşitlilik, S&P 500’ün ABD ekonomisinin farklı alanlarını temsil etme hedefini yansıtıyor. Teknoloji, finans, enerji ve sağlık gibi sektörlerin her biri potansiyel adaylar arasında temsil ediliyor.
Tahmin piyasaları Strategy’i için de umutlu
S&P 500’e potansiyel adaylar konuşulurken listenin en tartışmalı isimlerinden biri kuşkusuz Strategy (MSTR).
Uzun süredir yatırımcılar ve analistler arasında şirketin endekse dahil olup olamayacağı tartışılıyor. Özellikle şirketin piyasa değeri büyüdükçe ve işlem hacmi arttıkça bu tartışma daha da görünür hale geldi. Hatta geçen çeyrekte de aynı konu gündeme gelmiş, ancak süreç beklenenden daha karmaşık ilerlemişti.
Bugün gelinen noktada tahmin piyasaları MSTR için oldukça düşük bir ihtimal gösteriyor. Polymarket gibi platformlarda şirketin S&P 500’e dahil edilme olasılığı yaklaşık %1 civarında fiyatlanıyor. Bu oran ilk bakışta oldukça düşük görünse de yatırımcıların Strategy’nin potansiyelini tamamen göz ardı etmediğini gösteriyor. Çünkü şirket, teknik kriterlerin bir kısmını güçlü biçimde karşılıyor.
Strategy’nin en önemli avantajlarından biri piyasa değeri ve likidite açısından gerekli eşiğin üzerinde olması. S&P 500 için gereken yaklaşık 22,7 milyar dolarlık piyasa değeri ve işlem hacmi kriterleri şirket için bir sorun oluşturmuyor. Bu açıdan bakıldığında Strategy, endeks için finansal büyüklük açısından uygun adaylardan biri.
Ancak endekse girişin önündeki asıl engel kârlılık kriteri. S&P 500’e dahil olabilmek için bir şirketin yalnızca son çeyrekte değil, aynı zamanda son dört çeyreğin toplamında da pozitif net kâr açıklamış olması gerekiyor. Strategy’nin bugüne kadar endekse girememesinin temel nedeni tam olarak bu nokta.
Şirketin finansalları büyük ölçüde Bitcoin varlıklarının değerine bağlı olduğu için kârlılık dönemsel olarak ciddi dalgalanmalar gösterebiliyor. Bu, geleneksel işletme modeli olan şirketlere kıyasla Strategy’nin finansallarını daha volatil hale getiriyor.
Bununla birlikte son finansal sonuçlar şirket açısından önemli bir kırılma yaratmış olabilir. Strategy, 5 Şubat’ta açıkladığı 2025 dördüncü çeyrek sonuçlarında hisse başına 16,37 dolar kâr açıkladı. Analistlerin beklentisi ise -18,64 dolar zarar yönündeydi. Bu sonuç beklentilerin yaklaşık %188 üzerinde gerçekleşerek güçlü bir sürpriz yarattı.
Bu güçlü sonuçların arkasındaki en önemli faktörlerden biri, Bitcoin fiyatlarındaki yükseliş ve şirketin varlık değerlemesindeki değişim. Şirket bu dönemde muhasebe standartlarını değiştirerek yeni Finansal Muhasebe Standartları Kurulu (FASB) kılavuzlarını benimsemeye başlıyor. Yeni muhasebe standartları, şirketlerin kripto varlıklarını finansal tablolarında daha farklı şekilde değerlemesine izin veriyor. Bu sayede Bitcoin varlıklarının değer artışı finansal tablolara daha doğrudan yansıyor ve şirket S&P 500’e giriş için gerekli kârlılık kriterlerine yaklaşıyor.
Buna rağmen Strategy’nin iş modeli giderek daha fazla Bitcoin tutmaya yönelik olmaya başladı. Bu da geleneksel işletme gelirleri yerine varlık değerine dayalı bir finansal profil yaratıyor. S&P 500 komitesinin bu tür bir iş modeline nasıl yaklaşacağı ise belirsizliğini koruyor. Tüm bunlar göz önüne alındığında tahmin piyasalarının gösterdiği %1 ihtimal makul.
Endekse dahil edilme hisseler için güçlü bir katalizör yaratabilir
S&P 500’e dahil edilmek genellikle ilgili hisse için kısa vadede güçlü bir fiyat katalizörü oluşturuyor. Bunun temel nedeni, pasif yatırım fonlarının zorunlu alımları.
S&P 500’ü takip eden ETF’ler ve fonlar, endekste yapılan değişikliklerin ardından portföylerini güncellemek zorunda kalıyor. Bu durum yeni eklenen hisselerde talebi artırırken, bazı durumlarda fiyatların kısa süre içinde yükselmesine neden olabiliyor.
Bu etki yatırım literatüründe çoğu zaman “endekse eklenme efekti” olarak adlandırılıyor.
Eylül 2025 dönemindeki yeniden dengeleme süreci bu etkinin somut bir örneğini sunuyor. S&P 500’e eklenen AppLovin (APP), Robinhood (HOOD) ve Emcor Group (EME) hisselerinin duyuru ile endekse dahil edilme günü arasındaki performansı incelendiğinde önemli fiyat artışları görülüyor.
Örneğin AppLovin, S&P tarafından yapılan duyuru ile yeniden dengeleme günü arasındaki süreçte %31,3 yükseldi. Hisse fiyatı 5 Eylül’de yaklaşık 490 dolar seviyesindeyken, endekse giriş günü olan 22 Eylül’de 643,5 dolara ulaştı.
Benzer şekilde Robinhood hissesi de aynı dönemde %23,3 değer kazandı ve yaklaşık 101 dolardan 124,9 dolara yükseldi.
Daha sınırlı bir hareket görülse de Emcor Group hissesi de duyuru ile endekse giriş günü arasında %4,9 artış kaydetti. Bu durum, endeks dahil edilme etkisinin her şirkette aynı büyüklükte olmasa da genellikle pozitif yönde gerçekleştiğini gösteriyor.
Fiyat hareketleri yalnızca duyuru ile endekse giriş günü arasındaki dönemde değil, sonrasında da devam edebiliyor. Örneğin AppLovin hissesi, endekse dahil edilmesinden sonraki beş işlem günü içinde %10,7 daha yükseldi. Robinhood hissesi de aynı dönemde yaklaşık %9,5 artış kaydetti.
Ancak unutmamak lazım ki uzun vadede performansı belirleyen unsur yine şirketin temel finansalları oluyor. Yani endekse dahil edilmek güçlü bir başlangıç yaratabilir fakat kalıcı değer yaratımı şirketin büyümesine bağlı.
Küresel belirsizliklere rağmen Wall Street’in iyimserliği sürüyor
S&P 500’ün bu yıl şu ana kadar sınırlı bir performans göstermesine rağmen Wall Street stratejistlerinin büyük bölümü yıl sonu için hâlâ iyimser. Bloomberg tarafından takip edilen analistlerin ortalama tahmini, endeksin yıl sonuna kadar yaklaşık %10 yükselmesi yönünde.
Bu iyimserliğin temelinde iki faktör bulunuyor: ABD ekonomisinin beklenenden güçlü kalması ve şirket kârlarının artmaya devam etmesi.
Son bilanço sezonunda S&P 500 şirketlerinin kârları %13 büyüme gösterdi ve bu oran beklentilerin yaklaşık altı puan üzerinde gerçekleşti. Buna rağmen piyasa tepkisinin sınırlı kalması bazı stratejistleri endişelendirmiş durumda.
Jeopolitik riskler, yüksek faiz oranları ve özel kredi piyasasındaki stres gibi faktörler ise piyasanın önündeki potansiyel riskler arasında sayılıyor.
Burada yer alan bilgiler yatırım tavsiyesi içermez. Bilgi için: Midas Sorumluluk Beyanı