Volkswagen’ın denetim kurulu, şirket tarihinin en büyük yeniden yapılanma planını görüşmek üzere bir hafta içinde toplanacak. Bu süreçte yönetim, sendikalar ve şirketin ikinci büyük hissedarı olan Aşağı Saksonya eyaleti karşı karşıya gelmiş durumda.
Avrupa’nın en büyük otomotiv üreticisi olan Volkswagen, ABD gümrük vergileri, Çin’de düşen satışlar ve Avrupa’da Asyalı rakiplerin artan rekabetiyle mücadele ederken kârlılığını yeniden canlandırmaya çalışıyor.
PLAN NEDİR, KİMLER OY KULLANACAK?
Şu anda masada üç farklı yeniden yapılanma önerisi bulunuyor.
Şirket yönetimi, işten çıkarmaların iki katına çıkarılmasını, bazı fabrikaların kapatılmasını ve bazı şirket birimlerinin ayrılmasını istiyor. Bu öneriler, işçi temsilcileri ve Aşağı Saksonya hükümetinin kendi planlarını sunmasına yol açtı. Bu alternatif planlar ise esasen işten çıkarmalara ve tesis kapatmalarına karşı çıkıyor.
İşçi temsilcileri ve Aşağı Saksonya’nın çoğunluğa sahip olduğu denetim kurulu, 4 Eylül’de toplanarak yönetimin yeniden yapılanma planını görüşecek ve oylayacak.
Konuya yakın kaynaklara göre, 40 maddelik plan temmuz ayındaki önceki kurul toplantısında olduğu gibi reddedilirse, yönetim ekim ayı gibi erken bir tarihte olağanüstü genel kurul çağrısı yapabilir ve yeniden yapılanma stratejisini doğrudan yatırımcıların oyuna sunabilir. Bu tür bir adım, Almanya’nın uzlaşmaya dayalı kurumsal kültüründe oldukça sıra dışı kabul ediliyor.
OLAĞANÜSTÜ GENEL KURULUN (EGM) AVANTAJI NE?
Volkswagen’ın denetim kurulundaki güç dengesi, hissedar yapısından farklılık gösteriyor ve bu durum, analistlere göre Avrupa’nın en büyük sanayi şirketinde kriz dönemlerinde karar alma süreçlerini yavaşlatıyor.
20 sandalyeli denetim kurulunda bir koltuk boşken, Aşağı Saksonya ve işçi konseyi toplam 12 sandalye ile çoğunluğu elinde bulunduruyor ve herhangi bir yeniden yapılanma planını engelleyebiliyor. Kurul üyeleri, şirketin çıkarına hareket etmediklerinde şahsen sorumlu tutulabiliyor.
Ancak genel kurulda işçilerin oy hakkı bulunmazken, Aşağı Saksonya’nın oy payı yüzde 20 ile sınırlı. Kalan yüzde 80’lik pay ise Porsche ve Piech ailelerinin yatırım aracı Porsche SE’de (yüzde 53,3), Katar’da (yüzde 17) ve diğer hissedarlarda (yüzde 9,7) bulunuyor.
Bu yapı, Volkswagen’ın Almanya’da borsada işlem gören şirketlerde büyük yapısal kararlar için genellikle gereken yüzde 75 çoğunluğa ulaşmasını mümkün kılabilir ve denetim kurulundaki tıkanıklığın aşılmasını sağlayabilir.
SÜREÇ BU KADAR KOLAY MI?
Her zaman değil. Volkswagen Yasası olarak bilinen düzenlemeye göre, şirket bölünmeleri gibi büyük kurumsal adımlar genellikle yüzde 80’in üzerinde hissedar onayı gerektiriyor.
Bu durum Aşağı Saksonya’ya etkin bir engelleme hakkı tanırken, konuya yakın kaynaklara göre Volkswagen yönetimi, Almanya Anonim Şirketler Yasası’nın 111. maddesini devreye sokarak bu engeli aşabilir.
Bu maddeye göre, yönetim denetim kurulunun isteğine aykırı olarak olağanüstü genel kurul çağrısı yaparsa, EGM’de alınacak kararlar için yalnızca kullanılan oyların dörtte üçü yeterli oluyor. Ayrıca şirketlerin tüzüklerinde daha yüksek oy barajı koyamayacağı da belirtiliyor.
Bu durum, paydaşlar arasında uzun sürecek bir hukuki anlaşmazlığı tetikleyebilir.
Volkswagen ayrıca, binek otomobil ve parça birimlerinin ileride ayrılması planlarını yatırımcılara ayrı ayrı oylatmayı da gündeme alabilir. Zira bu tür adımların Volkswagen Yasası kapsamına girme riski daha yüksek.
UZLAŞMA İHTİMALİ VAR MI?
Görüşmeler devam ediyor. Denetim kurulunun icra komitesi; VW işçi konseyi başkanı, Aşağı Saksonya eyalet başbakanı ve Porsche ile Piech ailelerinin üyelerinden oluşuyor. Bu komite, denetim kurulu toplantısından bir gün önce, 3 Eylül’de bir araya gelerek mevcut durumu değerlendirecek.
Konuya yakın iki ayrı kaynak, olası bir uzlaşmanın işten çıkarmaların kapsamı ve risk altındaki fabrikaların geleceği üzerinde yoğunlaşabileceğini belirtiyor. Ancak sektörün derinleşen krizi, anlaşmaya varmayı daha da zorlaştırıyor.
Bu içerik hazırlanırken faydalanılan kaynaklar: marketscreener.com