UniCredit CEO’su Andrea Orcel, Commerzbank için maliyetleri azaltma, yönetim katmanlarını sadeleştirme ve gelir artışına daha fazla odaklanma üzerine kurulu bir yol haritası hazırladı. Bu formül, İtalyan bankasını Avrupa’nın en kârlı bankalarından biri haline getirmede etkili olmuştu.
UniCredit’in mevcut ve eski yöneticileriyle yapılan röportajlar, bu dönüşümün nasıl gerçekleştiğini ve aynı modelin Alman bankasında uygulanmasının neden daha zor olabileceğini ortaya koyuyor.
Orcel, geçen ay Commerzbank’ın kendi planını ocak ayından itibaren uygulaması gerektiğini belirtti. Orcel, Alman bankasının hisselerinin yüzde 48’ini güvence altına aldı.
Plan kapsamında, Frankfurt merkezli bankanın maliyet tabanının 1,3 milyar euro azaltılması, yani toplamın beşte biri kadar küçültülmesi öngörülüyor. Ayrıca, Commerzbank’ın UniCredit’in Almanya biriminden 2029-2030’a kadar ayrı tutulması planlanıyor.
Almanya’daki düzenleyiciler, bu düşmanca teklifin şimdiden çalışanlar ve yönetim üzerinde olumsuz etki yarattığını belirtti. Avrupa Merkez Bankası (ECB) denetçileri ise entegrasyonun zorlu ve uzun süreceğini vurguladı.
‘ŞİŞKİN MERKEZİN’ KÜÇÜLTÜLMESİ
UniCredit’in deneyimi, önümüzdeki sürece dair ipuçları sunuyor.
Orcel, 2021’de CEO olduktan sonra UniCredit’in çalışan sayısını beşte bir oranında azalttı. Eski bir UBS yatırım bankacısı olan Orcel, “şişkin merkez” olarak tanımladığı merkezi kurumsal ekiplerin boyutunu küçülttü. Yüzlerce çalışanı şubelere kaydırarak satış çabalarını artırdı.
Banka tarafından “katman azaltma” olarak adlandırılan süreçte, üst yönetim ile müşteriyle doğrudan temas eden roller arasındaki yönetim katmanı sayısı dokuzdan dörde indirildi.
Yüksek faiz oranları ve sıkı maliyet kontrollerinin desteğiyle UniCredit, rekor kârlardan elde edilen nakdi hissedarlarına dağıttı. Orcel’in göreve geldiği 2021’den bu yana şirketin hisseleri on kat arttı; bu, Avrupa sektör ortalamasının yaklaşık üç katı.
Ancak yöneticiler, bu katı disiplinin kurum içinde baskı yarattığını belirtiyor.
UniCredit, temmuz ayında yaptığı açıklamada, dijital bölüm hariç “iş dışı fonksiyonların” maliyetlerinin toplam maliyetlere kıyasla beş kat daha fazla azaltıldığını bildirdi. Birçok kaynak, gelir getiren pozisyonların destek fonksiyonlarına göre daha fazla değer gördüğünü aktardı.
Bankacılık denetçileri, bankalar maliyet azaltırken uyum ve risk gibi kontrol fonksiyonlarında yeterli personel kalıp kalmadığını izliyor.
UniCredit, konuya ilişkin yorum yapmadı.
Chicago Booth profesörü Kilian Huber, Orcel’in Alman bankasında kontrolü ele geçirmesini sağlayan finansal becerilerden farklı bir yetenek setine ihtiyaç duyacağını söyledi.
Huber, “Şimdi karşı karşıya olduğu zorluklar, yıllar sürecek kültür ve geçiş süreçlerini yönetmekle ilgili” dedi ve Commerzbank’ta “bir tür kültür şoku” yaşanabileceğini öngördü.
Satın almanın gerçekleşmesine kesin gözüyle bakılıyor. Reuters’ın haberine göre ECB, ön değerlendirmede engel teşkil edecek bir durum bulmadı ancak entegrasyonun “zorlu ve uzun soluklu” olacağını, kültürel farklılıklar ve düşmanca teklifin yarattığı gerilimlerin süreci daha da zorlaştıracağını vurguladı.
‘KATMAN AZALTMA’ SONUÇ VERDİ
UniCredit’te Orcel, Jean-Pierre Mustier döneminde beş yıl süren yeniden yapılanmanın ardından yıllık faaliyet giderleri gelirin yüzde 52’sine düşmüş bir banka devraldı. Bu oran, Commerzbank’ın mevcut yüzde 50 seviyesine yakın.
Orcel, bu oranı 18 puan daha aşağı çekti. Yıllık maliyet tabanından 470 milyon euro daha tasarruf sağladı; bu sırada gelirler hızla arttı.
UniCredit’in organizasyon şemasında birimleri daha büyük bölümlerde birleştirerek, hem bölüm içindeki toplam çalışan sayısını hem de bu işleri denetleyen üst düzey yöneticileri azalttı.
UniCredit, temmuz ayında organizasyonel birim sayısının 2020 sonundaki yaklaşık 11.500’den 6.400’e düştüğünü açıkladı.
Orta düzey bir yönetici, maliyet disiplininin o kadar sıkı olduğunu, bunun rekor temettü dağıtan bir bankadan ziyade zor durumdaki bir bankaya daha uygun göründüğünü söyledi.
Çok sayıda uzun süreli üst düzey yönetici ayrıldı; üst yönetimde yüksek oranda değişim yaşandı.
KURUMSAL KÜLTÜR FARKLILIĞI
UniCredit’in yüzde 34’lük maliyet/gider oranı, İtalyan rakibi Intesa Sanpaolo’nun yüzde 36’lık oranıyla benzer seviyede. Her iki oran da ECB denetimindeki bankaların yüzde 55’lik ortalamasının oldukça altında.
Ancak yöneticiler, UniCredit ile Intesa arasındaki kurumsal kültür ve yönetim tarzının farklı olduğuna dikkat çekiyor.
Intesa, çalışanlarına iş güvencesi sağlarken maaşları sınırlı tutmasıyla biliniyor. Orcel ise, büyük ABD yatırım bankalarının yaklaşımını getirdi; burada en iyi performans gösterenler yüksek ödüller alırken, düşük performans gösterenler işten çıkarılıyor.
Orcel, Commerzbank’ın maliyetlerini 2030’a kadar gelirin yüzde 37’sine indirme sözü verdi. Özellikle merkezi fonksiyonlar, danışmanlık gibi çekirdek dışı maliyetler ve bankanın uluslararası ağı hedefleniyor.
Chicago Booth’tan Huber, Commerzbank’ın uzun vadeli müşteri ilişkileri üzerine kurulu iş modelinin, UniCredit’in ölçekli ve standartlaştırılmış bankacılık ürünlerine kıyasla daha maliyetli olduğunu belirtti.
Bu noktaya dikkat edilmesi gerektiğini, bunun büyük bir zorluk olduğunu ifade etti.
Bu içerik hazırlanırken faydalanılan kaynaklar: marketscreener.com