UBS Baş Stratejisti Bhanu Baweja, altın fiyatlarındaki tarihi yükselişin artık yalnızca faiz kararlarıyla açıklanamayacağını belirterek piyasada dengeleri değiştiren iki yeni dinamiğe dikkat çekti.
Küresel piyasalarda altının son dönemdeki güçlü performansı, geleneksel finansal modellerin ötesine geçen yapısal bir dönüşümün işareti olarak öne çıkıyor.
UBS’in Baş Stratejisti Bhanu Baweja, kıymetli madendeki boğa piyasasının arkasındaki temel dinamiklerin değiştiğini ve rekor seviyelerin artık yeni gerekçelerle desteklendiğini vurguladı.
FAİZ DENGESİ KIRILDI: 2022 KIRILMA NOKTASI
Altın fiyatları ile ABD reel faizleri arasındaki tarihsel ilişki, şubat 2022 itibarıyla önemli bir değişim geçirdi. Batılı ülkelerin Rusya’nın döviz rezervlerini dondurma kararı, küresel varlık yöneticilerinin rezerv güvenliği anlayışını kökten değiştirdi.
Klasik ilişkiye göre, bu yüzyılın ilk 20 yılında ABD reel faizlerindeki yüzde 1’lik artış, altın fiyatlarında yaklaşık yüzde 14’lük düşüşe yol açıyordu.
Mevcut durumda ise mart 2022 ile ekim 2023 arasında ABD reel getirileri 4 puandan fazla artmasına rağmen altın fiyatları yüzde 7 yükseldi. Takip eden iki yılda ise getirilerdeki küçük düşüşe rağmen altın fiyatları yüzde 110 arttı.
Baweja, altının artık düşen faizlere karşı son derece duyarlı, yükselen faizlere karşı ise dirençli bir yapıya büründüğünü belirtti. Bu durum, ons başına 2.500 dolar üzerini “aşırı değerli” gösteren geleneksel adil değer modellerini büyük ölçüde geçersiz kılıyor.
MERKEZ BANKALARINDA REZERV STRATEJİSİ DEĞİŞİYOR
Devlet tahvillerine erişimin engellenebileceği riskinin ortaya çıkması, merkez bankalarının rezerv tercihlerinde altını öne çıkardı.
Gelişmekte olan ülke merkez bankaları ve devlet fonlarının rezervlerindeki altın payı 2022’de yüzde 5-7 seviyesindeyken yüzde 11’e yükseldi. Ancak bu oran, gelişmiş ülke merkez bankalarının yüzde 26’lık ortalamasının hâlen gerisinde. Bu da alım potansiyelinin devam ettiğine işaret ediyor.
ABD’NİN BORCU VE PORTFÖY DENGELERİ ALTINI DESTEKLİYOR
Geleneksel analiz modellerinin gözden kaçırdığı iki temel unsur, değerli metalin yükseliş kanalında kalmasını sağlıyor:
Portföy çeşitlendirmesi: Yüksek enflasyon döneminde tahvillerin hisse senedi risklerine karşı koruma sağlayamaması, altını daha güçlü bir alternatif haline getirdi. Mevcut küresel finansal varlıkların yalnızca yüzde 3’ünün altında bulunması, kurumsal girişler için geniş bir alan tanıyor.
ABD maliyesine güven kaybı: 32 trilyon dolara ulaşan ABD kamu borcu ve yüksek bütçe açıkları, uzun vadeli tahvil risk primlerini artırıyor. Mali baskıların para politikasını şekillendirdiği “mali hakimiyet” endişeleri, yatırımcıların güvenli liman talebini canlı tutuyor.
Bu içerik hazırlanırken faydalanılan kaynaklar: sozcu.com.tr