Son bir yılda, ABD Başkanı Donald Trump’ın liderliğinde hükümetin halka açık şirketlerde hisse sahibi olma stratejisini takip eden yatırımcılar önemli kazançlar elde etti.
Ancak yaklaşan ve kutuplaşmanın derinleştiği ara seçimler öncesinde, anketler Demokrat Parti’nin Kongre’nin en az bir kanadında çoğunluğu elde etme ihtimalinin yüksek olduğunu gösteriyor. Piyasa stratejistleri, bu ortamda yönetimin sahip olduğu hisselerin Washington’da ve mahkemelerde daha fazla incelemeye tabi tutulma riskinin arttığını belirtiyor. Bu da söz konusu hisseleri yukarı taşıyan ivmenin tersine dönmesine yol açabilir.
BCA Research’te jeopolitik ve ABD siyasi analizlerinden sorumlu Matt Gertken, Amerikan sisteminde henüz tam anlamıyla tartışılıp şekillenmemiş müdahaleci bir yaklaşım olduğunu belirterek, bu süreçte iniş çıkışlar yaşanacağını ifade etti.
Hükümetin müdahalesinin, hisse aldığı birçok şirketin borsa değerini yukarı taşıdığına şüphe yok. Bu eğilim, özellikle bireysel yatırımcılar arasında, hükümetin hangi şirkete yatırım yapacağını önceden tahmin etmeye yönelik bir yarış başlattı. Doğru tahmin, genellikle ilk etapta hızlı bir yükselişi ve uzun vadede de potansiyel kazancı garanti ediyordu.
Çip üreticisi Intel (INTC) hisseleri, Trump yönetiminin şirkette hisse almayı değerlendirdiğine dair ilk haberden bu yana geçen bir yılda yüzde 300’ün üzerinde yükseldi. Nadir toprak elementleri alanında faaliyet gösteren MP Materials (MP), Temmuz ayında Savunma Bakanlığı’nın şirkete 400 milyon dolarlık yatırım yapmasından bu yana yüzde 87 değer kazandı. Trilogy Metals ise ekim ayında ABD hükümetinin şirkette yüzde 10 hisse almayı kabul etmesi ve Alaska’daki maden sahalarına erişim için kritik yol projesinin onaylanmasının ardından yüzde 73 yükseldi.
Ancak bu artışlar genellikle kısa süreli oldu. Trilogy Metals’in ABD’de işlem gören hisseleri, anlaşmanın açıklanmasının ardından birkaç gün içinde 2,09 dolardan 10,60 dolara çıktı, ancak bu kazançların büyük kısmı hızla geri verildi ve şu anda 3,62 dolardan işlem görüyor. MP Materials, hükümetin hisse almasının ardından beş hafta içinde yüzde 150’den fazla yükseldi, ancak o zamandan bu yana yıllık bazda yüzde 27’ye yakın değer kaybetti.
Intel ise farklı bir örnek oluşturuyor. Şirket, yapay zekâ harcamalarının yarı iletkenlere olan talebi artırmasıyla birlikte çip hisselerine yönelik ilginin de etkisiyle yükseldi. Hisse, kârların artmasıyla istikrarlı şekilde değer kazandı ve haziran ayında Trump’ın Apple’ın ABD’de Intel ile birlikte yarı iletken tasarlayıp üreteceğini açıklamasının ardından zirve yaptı. Ancak o tarihten bu yana yüzde 37 geriledi ve bu dönemde S&P 500 endeksinde en kötü performans gösteren beşinci hisse oldu.
Intel’e yönelik şüphelerin bir kısmı, şirket yönetim kurulu, ABD Ticaret Bakanlığı ve Bakan Howard Lutnick’e karşı açılan ve hükümetin sahipliğinin iptalini talep eden bir hissedar davasından kaynaklanıyor. Eğer dava başarılı olursa, yatırımcılar yönetimin tüm portföyünün sürdürülebilirliğini yeniden değerlendirmek zorunda kalacak.
Intel hisselerine sahip Siebert Financial’ın yatırım direktörü Mark Malek, hükümetin yatırımının şirketin gidişatını değiştirdiğini ve şu anki fiyat seviyesinin korunmasında önemli bir faktör olduğunu belirtti. Malek, bu desteğin çekilmesi halinde ne olacağını bilmedikleri için yatırımlarını artırmadıklarını söyledi.
Hisselere yönelik daha geleneksel endişe ise Washington’daki aşırı partizan ortam. Demokratlar Senato veya Temsilciler Meclisi’nde kontrolü ele geçirirse, şirket yöneticilerini ve hükümet yetkililerini ifade vermeye çağırabilir. Demokrat Senatör Elizabeth Warren, partisi Senato’da çoğunluğu elde ederse Bankacılık Komitesi başkanlığına geçecek ve şimdiden Lutnick’e Intel yatırımıyla ilgili sorular yöneltti. Parti liderleri, Trump yönetimi ve başkanın ailesiyle bağlantılı şirketleri soruşturmak için hazırlık yapıyor.
Veda Partners araştırma şirketinin kurucu ortağı Henrietta Treyz, Demokratların başkanı mümkün olduğunca sık hedef almak isteyeceğini belirtti. Treyz, Demokratların yönettiği komitelerin şirket yöneticilerini ve hükümet yetkililerini Kongre’ye çağırmasını, bunun da şirketlerin marka değerleri ve hisse fiyatları için risk oluşturmasını bekliyor.
Intel, Trilogy Metals ve bir diğer yatırım alan USA Rare Earth, yorum yapmayı reddetti. Trilogy, hükümetle yapılan anlaşmanın kapanış sürecini gerekçe gösterdi. Ticaret Bakanlığı ve haberde adı geçen diğer şirketler ise yorum taleplerine yanıt vermedi.
Yatırımcılar için dava süreçlerinden kaynaklanan riskler, seçimlerden bile daha büyük olabilir. Intel hissedarlarının açtığı dava, Chips Act’in hükümete hibe karşılığında hisse talep etme yetkisi vermediğini savunuyor. Anlaşmanın, yönetim kurulunun yükümlülüklerinin ihlali ve “zorlayıcı” bir el koyma anlamına geldiği iddia ediliyor.
Lutnick, anlaşmanın federal yasalar kapsamında yetkilendirildiğini ve ABD savunma sanayisi için önemli olduğunu belirterek davanın reddini istedi. Intel CEO’su Lip-Bu Tan ve diğer yönetim kurulu üyeleri de davanın reddi için başvuruda bulundu.
Atlantic Council GeoEconomics Center kıdemli direktörü Josh Lipsky, mahkemelerin Chips Act’in Ticaret Bakanlığı’na Intel ile yapılan işlemi gerçekleştirme yetkisi vermediğine karar vermesi halinde, bunun benzer birçok anlaşma için geniş kapsamlı sonuçlar doğuracağını söyledi.
Colorado Üniversitesi hukuk profesörü Ann Lipton’a göre, böyle bir karar Chips Act kapsamında yapılan diğer hisse yatırımlarını da sorgulatabilir. Ticaret Bakanlığı, bu yasa kapsamında International Business Machines ve GlobalFoundries gibi başka şirketlere de yatırım yaptı.
Trump yönetiminin stratejisi, hükümetin özel sektöre müdahale gerekçesini ve Wall Street’in bu adımlara tepkisini değiştirdi. Geçmişte bu tür anlaşmalar nadirdi ve genellikle şirketleri kurtarmak için yapılırdı; küresel finansal kriz sırasında iflasa sürüklenen General Motors örneğinde olduğu gibi.
2009’da ABD Hazine Bakanlığı, zor durumdaki otomotiv devinin iflastan çıkmasına yardımcı olmak için şirkette yaklaşık yüzde 60 hisse aldı ve 2013’e kadar bu hisselerin tamamını sattı. Bush ve Obama yönetimleri, bu kurtarma nedeniyle Cumhuriyetçiler tarafından ağır şekilde eleştirildi ve hükümetin serbest piyasaya müdahalesi, Tea Party hareketinin doğmasına yol açtı.
Şimdi ise devlet, ekonomiye kritik önemdeki büyük ABD şirketlerini kurtarmak yerine, adeta kazananları seçiyor. Hisse fiyatlarındaki artış, “artık hükümette şirketinizi başarılı kılacak bir müşteri ve sözcü var” algısını yansıtıyor.
Bu hisselere sahip olmanın nihai riski ise tüm yatırımcıların bildiği gibi piyasanın kendi dalgalanmaları. HB Wealth Management baş piyasa stratejisti Gina Martin Adams’a göre, hükümetin şirket kararları üzerinde kontrol sağlaması ve yatırımcıların siyasi trendlere yönelmesi, uzun vadede hissedar değerini aşındırabilir.
Martin Adams, hükümet desteği riskinin her zaman var olduğunu, bunun hisse fiyatlarını olumlu etkileyebileceğini ancak bunun en azından kısmen yatırımcıların siyaseti takip etmesinden kaynaklandığını ve bu nedenle fiyat ivmesini kırılgan hale getirdiğini belirtti.
Bu içerik hazırlanırken faydalanılan kaynaklar: fortune.com