2026’da piyasaların en büyük sorusu, Fed’in faiz oranlarına dokunup dokunmayacağı olarak öne çıkıyor. Yıl başında piyasa beklentileri, Washington’ın siyasi iradesiyle uyumluydu. Ancak, İran savaşı kaynaklı enflasyon baskıları nedeniyle para politikasında gevşeme gerçekleşmedi.
Durumu daha da karmaşık hale getiren ise yeni Fed Başkanı Kevin Warsh’ın iletişim politikasında değişikliğe gitmesi oldu. Warsh, piyasaya daha az bilgi vererek, yatırımcıları veriye bağımlı bıraktı.
Sonuç olarak, faiz beklentileri her yeni veriyle birlikte hızla değişiyor; özellikle istihdam ve enflasyon verileri bu dalgalanmayı tetikliyor. Geçen hafta da benzer bir tablo yaşandı. Warsh’ın Jackson Hole’daki şahin açıklamaları, eylül ayında faiz artışı olasılığını %57’ye çıkardı. Politika hassasiyeti yüksek olan 2 yıllık Hazine tahvili getirisi ise %4,32’ye yükseldi.
Yatırımcılar için sıradaki önemli gelişme, açıklanacak tarım dışı istihdam verisi olacak. Güçlü bir rapor, sıkılaşma beklentilerini güçlendirebilir; zayıf bir veri ise bu beklentileri hızla tersine çevirebilir.
Daha Az Dayanıklı Bir İşgücü Piyasası
Manşet işsizlik oranı %4,1 seviyesinde olsa da, işgücü piyasasında yorgunluk belirtileri görülüyor. Ekonomik belirsizlik, göçmenlik kısıtlamaları ve yapay zekâ kullanımının artması nedeniyle işe alımlar yavaşladı. Resmî revizyonlar da bu yumuşak tabloyu destekliyor.
Reuters’ın haberine göre, geçen hafta Çalışma Bakanlığı’nın öncü kıyaslama revizyonu, Mart ayına kadar geçen bir yılda özel sektör istihdamının ayda sadece 24.000 arttığını gösterdi. Önceki tahmin ise 38.000’di.
Toplam istihdam, mevsimsellikten arındırılmamış olarak 79.000 kişi aşağı yönlü revize edildi. Özel sektör istihdamı ise 178.000 kişi azaldı.
Bu nedenle, açıklanacak istihdam verisi beklentilerin çok altında kalırsa veya işsizlik oranı yükselirse, ek sıkılaşma ihtimalini doğrudan sorgulatır. Tahvil yatırımcıları, kısa vadeli tahvil getirilerini aşağı çekerek ve getiri eğrisini dikleştirerek resesyon riskine yeniden odaklanabilir.
Rahatlama Alımları
Beklenenden zayıf bir istihdam verisi yalnızca faizleri yeniden fiyatlamakla kalmaz. Aynı zamanda, düşük borçlanma maliyetlerinden ve zayıf tahvil getirilerinden fayda sağlayan varlıklarda rahatlama alımlarını da tetikleyebilir.
Jackson Hole sonrası yaklaşık %3,3 gerileyen altın, hikâyenin yeniden değişmesi halinde toparlanma şansı bulabilir. Gümüş de benzer şekilde hareket edebilir; her iki değerli metal de politika duraklamasına karşı koruma işlevi görebilir.
Küçük ölçekli şirket hisseleri ise rahatlama temasını daha doğrudan yansıtabilir. iShares Russell 2000 ETF (IWM) kapsamındaki şirketler, büyük teknoloji firmalarına kıyasla değişken faizli borçlanmaya ve yeniden finansman ihtiyacına daha fazla maruz kalıyor.
Yatırımcılar faiz artışının gündemden kalktığına kanaat getirirse, yeniden finansman baskısı azalır ve değerleme çarpanları genişleyebilir. Bu değişim, piyasadaki en büyük şirketlerden krediye duyarlı hisselere doğru bir rotasyonun önünü açabilir.
Bu içerik hazırlanırken faydalanılan kaynaklar: Benzinga