Takeda, ABD Gıda ve İlaç Dairesi’nin (FDA) MIMRYLO (rusfertide) adlı ilacın yeni ilaç başvurusunu, polistemi vera hastalığı olan yetişkinlerde eritrositoz tedavisi için onayladığını açıkladı. MIMRYLO, vücutta demir dağılımını ve kırmızı kan hücresi üretimini düzenleyerek hematokrit seviyelerini kontrol altına almak üzere tasarlanmış, sınıfında ilk olan bir hepsidin taklidi ilaç olarak öne çıkıyor. Polistemi vera tedavisinde temel hedef, hematokrit seviyesini yüzde 45’in altında tutmak.
Klinik çalışmalarda MIMRYLO’nun, polistemi vera hastalarında hematokrit kontrolünü sağladığı, flebotomi (kan alma) ihtiyacını azalttığı ve yorgunlukta iyileşme sağladığı gösterildi. Onay, Faz 3 VERIFY çalışmasında hastaların yüzde 76,9’unun 20-32. haftalar arasında klinik yanıt elde ettiğini gösteren sonuçlara dayandırıldı. MIMRYLO, hepsidin hormonunun etkisini taklit eden ve haftada bir kez deri altı enjeksiyon yoluyla uygulanan ilk tedavi olma özelliğine sahip.
MIMRYLO, polistemi vera hastalığında demir dengesizliğinin temel mekanizmasını hedefleyerek aşırı kırmızı kan hücresi üretimini azaltmayı ve hastaların hematokrit kontrolünü sürdürmesini amaçlıyor. Klinik çalışmalarda genel olarak iyi tolere edilen ilaç, haftada bir kez deri altı enjeksiyon şeklinde uygulanıyor. Onay, 293 polistemi vera hastasının dahil edildiği küresel, randomize Faz 3 VERIFY çalışmasından elde edilen ve ilacın tüm etkinlik hedeflerine ulaştığını, güvenlik profilinin ise olumlu olduğunu gösteren verilere dayanıyor.
Çalışmada, MIMRYLO ve mevcut standart tedavi kombinasyonunu alan hastalarda, plasebo ve standart tedavi alanlara kıyasla daha yüksek yanıt oranı gözlendi. Bu yanıtlar arasında hematokrit kontrolü, flebotomi ihtiyacında azalma ve PROMIS Yorgunluk Kısa Form 8a ile ölçülen yorgunlukta iyileşme yer aldı. VERIFY çalışmasında MIMRYLO, 52 haftalık tedavi süresince genel olarak iyi tolere edildi.
MIMRYLO ile tedavi edilen hastalarda en sık görülen tedaviye bağlı yan etkiler enjeksiyon bölgesi reaksiyonları ve anemi oldu. Yüzde 15’in üzerinde görülen en yaygın yan etkiler, enjeksiyon bölgesi reaksiyonları (yüzde 56) ve anemi (yüzde 16) olarak bildirildi. MIMRYLO, polistemi vera hastalarında trombosit sayısını artırabilir.
Trombosit sayıları genellikle tedavinin 8. haftasında plato seviyesine ulaştı. MIMRYLO başlandıktan ve doz değişiklikleri sırasında, tam kan sayımı (CBC) her 2-4 haftada bir veya klinik olarak gerekli görüldüğünde izlenmeli. MIMRYLO’ya bağlı trombosit artışları, sitoredüktif tedaviye başlanmasını, mevcut tedavinin veya MIMRYLO dozunun değiştirilmesini ya da ilacın kesilmesini gerektirebilir. MIMRYLO ile tedavi edilen hastalarda enjeksiyon bölgesi reaksiyonları (3. derece dahil) rapor edildi.
En sık bildirilen enjeksiyon bölgesi reaksiyonları arasında eritem, kaşıntı, ağrı ve şişlik yer aldı. Enjeksiyon bölgesindeki ağrı ve şişlik için gerektiğinde buz, topikal kortikosteroid krem, antihistaminik veya analjezik kullanılabilir. Hayvan üreme çalışmaları bulgularına göre, MIMRYLO hamile kadınlara uygulandığında fetüse zarar verebilir.
Hastaların hamile kalmaları durumunda MIMRYLO kullanımını bırakmaları öneriliyor. Emziren çocukta ciddi yan etki riski, özellikle demir emiliminde bozulma ihtimali nedeniyle, hastalara MIMRYLO tedavisi sırasında ve son dozdan sonraki 30 gün boyunca emzirmemeleri tavsiye ediliyor. MIMRYLO başlanmadan önce, doğurganlık potansiyeli olan kadınlarda gebelik testi yapılması öneriliyor.
Doğurganlık potansiyeli olan kadın hastalara, MIMRYLO tedavisi süresince ve son dozdan sonra en az 30 gün boyunca etkili doğum kontrolü kullanmaları tavsiye ediliyor. Faz 3 VERIFY çalışması (NCT05210790), 293 polistemi vera hastasında 156 hafta boyunca devam eden, üç aşamalı, küresel, randomize, plasebo kontrollü bir çalışma olarak yürütülüyor. Tedaviden fayda görmeye devam eden katılımcılar için 156 haftalık tedavi süresinin ötesinde uzatma imkânı da bulunuyor. Çalışmada, mevcut standart tedaviye rağmen hematokriti kontrolsüz olan ve flebotomiye bağımlı hastalarda, haftada bir kez kendi kendine deri altı uygulanan MIMRYLO’nun etkinliği ve güvenliği değerlendiriliyor. Standart tedaviye flebotomi, hidroksiüre, interferon ve/veya ruxolitinib dahil olabiliyor.
Çalışmanın birincil sonlanım noktası, 20-32. haftalar arasında yanıt elde eden hasta oranıydı. Yanıt, “flebotomi gerekliliği olmaması” olarak tanımlandı. Flebotomi gerekliliği için hastaların hematokrit değerinin yüzde 45 veya üzerinde ve başlangıç değerine göre en az yüzde 3 artmış olması ya da hematokritin yüzde 48 veya üzerinde olması gerekiyordu. 32. haftada değerlendirilen ikincil sonlanım noktaları arasında ortalama flebotomi sayısı ve hematokritini koruyan hasta oranı yer aldı.
Bu içerik hazırlanırken faydalanılan kaynaklar: marketscreener.com