Yükselen her şeyin tekrar düşme olasılığı yüksektir.
Kazanç büyüme oranları söz konusu olduğunda, bazen fazlası da zararlı olabilir.
Çünkü son çeyreklerde görülen hızlı büyüme oranlarını genellikle ortalamanın altında büyüme oranları takip eder; tersi de geçerlidir. Bu nedenle, son dönemdeki hızlı hisse başına kazanç (EPS) artışlarının geleceğe olduğu gibi yansıtılması cazip görünse de bu eğilime kapılmamak gerekir.
İngiliz ekonomist John Maynard Keynes’in de hatırlattığı gibi, ağaçlar gökyüzüne kadar uzamaz.
Yine de bu şekilde düşünmek oldukça cazip. S&P 500 endeksinin ikinci çeyrek bilanço sezonu büyük ölçüde tamamlanırken, endeksin ikinci çeyrekteki hisse başına kazancının geçen yılın aynı dönemine kıyasla yaklaşık yüzde 50 daha yüksek olduğu görülüyor. Bu kadar yüksek bir büyüme oranı, genellikle yalnızca ekonomi bir resesyondan çıkarken görülür; mevcut durumda ise böyle bir durum söz konusu değil.
30 Haziran itibarıyla son dört çeyrekteki EPS büyüme oranı da yaklaşık yüzde 35 seviyesinde. 1928’den bu yana, çeyreklerin yalnızca yüzde 8’inde bu orandan daha yüksek bir dört çeyrek büyüme oranı kaydedildi. Ortalama ise yüzde 12,7.
Aşağıdaki grafik, kazanç büyüme oranlarının ortalamaya dönüş eğilimini gösteriyor. Bu da yatırımcılar için, hisse senedi piyasasının kırılgan bir zeminde ilerlediğine dair bir başka uyarı niteliğinde.
Ancak, bu ham istatistikler son dönemdeki EPS büyüme oranlarının geleceğe taşınmaması gerektiğini gösteren tek neden değil. Çünkü bu büyüme oranlarına bazı özgün ve tekrarlanması zor faktörler de katkı sağladı.
CFRA’da yatırım stratejisi kıdemli başkan yardımcısı Arun Sundaram, bu hafta müşterilerine gönderdiği bir e-postada, son dönemdeki kazançların şu unsurlarla şişirildiğine dikkat çekti: Anthropic, OpenAI ve SpaceX (SPCX) gibi şirketlerdeki öz sermaye yatırımlarından elde edilen büyük çaplı gerçekleşmemiş mark-to-market kazançlar (Google (GOOG) (GOOGL), Amazon (AMZN), Microsoft (MSFT) ve Tesla (TSLA) için avantaj sağladı); Apple (AAPL), Walmart (WMT) ve Procter & Gamble (PG) dahil birçok tüketici şirketine yansıyan yüksek tutarlı gümrük vergisi iadeleri; ve İran ile yaşanan savaş nedeniyle yükselen petrol fiyatlarının (CL00) (BRN00) etkisiyle enerji sektöründe yaşanan kazanç patlaması.
Her bir durumda, son dönemdeki kazanç büyüme oranlarının geleceğe taşınmaması gerektiğine dair güçlü gerekçeler bulunuyor. Sundaram, bu faktörlerin “2027’ye ilerlerken yıllık bazda anlamlı karşılaştırma sorunları yaratacağını” belirtiyor.
Sonuç olarak, kurumsal Amerika’nın bu güçlü performansını kutlamak mümkün. Ancak iyimserliği abartmamakta fayda var: Tarihsel veriler, S&P 500’ün önümüzdeki 12 ayda hisse başına kazanç büyüme oranının son çeyreklerdeki seviyelerin belirgin şekilde altında kalabileceğine işaret ediyor.
Bu içerik hazırlanırken faydalanılan kaynaklar: morningstar.com