Société Générale’den Edwards: Çin’deki kredi daralması ABD hisselerini vurabilir

Société Générale stratejisti Albert Edwards’a göre, rekor seviyedeki hisse piyasaları ve yükselen tahvil getirilerine odaklanan yatırımcılar, Çin’den gelen daha endişe verici bir sinyali gözden kaçırıyor olabilir.

Edwards, Çin’in kredi büyümesindeki keskin düşüşün, ABD şirketlerinin kârlarında ve hisse piyasası getirilerinde zayıflamaya işaret edebileceğini belirtti. Çin’in kredi ivmesi, tarihsel olarak S&P 500 endeksinin yıllık getirilerini yaklaşık 12 ay önceden öngörüyor. Son dönemdeki düşüş ise ABD piyasasında güçlü kâr ivmesinin yavaşlayabileceği anlamına geliyor.

Edwards, Çin’in son dönemdeki para politikasındaki sıkılaşmanın göz ardı edilmesinin, on yılın en büyük yatırım hatası olabileceğini vurguladı.

Bir dönem küresel yatırımcıların odağında olan Çin, emlak sektöründeki durgunluk ve zayıf ekonomik toparlanma nedeniyle artık daha az ilgi görüyor. Ancak Edwards, bu ilgisizliğin riskli olduğunu düşünüyor. Çin’de yeni banka kredileri son on yılın en sert düşüşünü yaşarken, ülkenin konut verileri de Société Générale ekonomistleri tarafından “umutsuz” olarak tanımlanıyor.

Çinli yetkililer kademeli destek sözü verse de, başekonomist Wei Yao, bu adımların yavaş ve yetersiz kaldığını belirtiyor. Yao’ya göre, ciddi bir teşvik ancak koşullar çok daha kötüleşirse gündeme gelebilir ve Çin, “yapay zeka patlaması sürdükçe kontrollü bir çöküş” içinde kalabilir.

Bu yapay zeka patlamasının kalıcılığı, ABD’li yatırımcılar için özellikle önemli. Son dönemde resesyondan çıkmamış bir ekonomi için olağanüstü güçlü kâr büyümesi, hisse fiyatlarını rekor seviyelere taşıdı. Edwards, “Asıl soru, bu ivme sönmeye başladığında ne olacak?” diye soruyor.

Çin’deki kredi büyümesindeki değişimlerin, ABD’li analistlerin kâr tahminleri, Amerikan imalat sanayi faaliyeti ve küresel endüstriyel emtia fiyatlarıyla da yakından ilişkili olduğu belirtiliyor. Kredi ivmesindeki düşüş, bu göstergelerde de talep zayıflığı ve iyimserliğin azalmasına işaret edebilir. Edwards, korelasyonun nedensellik anlamına gelmediğini kabul etmekle birlikte, yatırımcıların bu ilişkileri göz ardı etmemesi gerektiğini söylüyor.

Çinli politika yapıcılar, emlak balonunun yarattığı aşırılıkları dizginlemek için ekonomik zayıflığı bir ölçüde tolere ediyor. Japonya’nın uzun süren deflasyon döneminin aksine, Çin küresel piyasalara aşırı gevşek para sunmadı.

Öte yandan, Çin’in ABD’ye ithalat fiyatları yoluyla bir miktar enflasyon ihraç ettiği görülüyor. Artan yakıt maliyetleri bu baskıyı artırırken, ABD’de birim işçilik maliyetlerindeki düşüş çekirdek enflasyonu sınırlamaya yardımcı oldu.

Edwards, kısa vadede ABD enflasyon görünümü konusunda endişeli olmadığını belirtiyor. Ancak asıl riskin, yatırımcıların finansal koşulların hâlâ çok gevşek olduğunu varsayarken, dünyanın en etkili kredi motorlarından birindeki daralmayı gözden kaçırmaları olduğunu ifade ediyor.

Société Générale’in varlık dağılımı da bu temkinli yaklaşımı yansıtıyor. Şirket, hisse senetlerine %30, tahvillere %50 ve nakde %20 ağırlık veriyor. Bu oranlar, endeks nötr seviyelerine göre daha defansif bir pozisyon anlamına geliyor.

Edwards’ın yatırımcılara mesajı net: Çin artık finansal gündemin merkezinde olmasa da, kredi ivmesindeki daralma Wall Street’in geleceğini belirleyebilir.

Bu içerik hazırlanırken faydalanılan kaynaklar: Seeking Alpha