Société Générale stratejisti Mike Haigh’in raporuna göre, Avrupa’da yaz aylarında jet yakıtı tedarikinde ciddi bir sıkıntı yaşanabilir. Hürmüz Boğazı’ndaki tedarik yollarında yaşanan kısıtlamalar devam ederse, bu durum hava yolu ulaşımını sekteye uğratabilir.
IEA, stokların yaklaşık 23 günün altına düşmesi halinde fiziksel arz sıkıntılarının ortaya çıkabileceğini belirtiyor. Société Générale’in 27 Nisan tarihli raporunda, riskin artık sadece yüksek yakıt maliyetleriyle sınırlı olmadığı, doğrudan kıtlık tehlikesine dönüştüğü ifade edildi. Havayolları genellikle artan maliyetleri bilet fiyatlarına yansıtarak telafi edebiliyor. Ancak yakıt bulunamaması nedeniyle uçuşların iptal edilmesi, hem şirketler hem de yolcular için çok daha ciddi bir tehdit oluşturuyor.
Avrupa, en riskli büyük pazar olarak öne çıkıyor. SocGen’in tahminlerine göre, OECD Avrupa’sı günde yaklaşık 1,6 milyon varil jet yakıtı tüketiyor ancak bunun yalnızca 1,1 milyon varilini kendi içinde üretebiliyor. Yaklaşık 500 bin varillik açık ise genellikle ithalatla karşılanıyor. Tarihsel olarak bu ithalatın dörtte üçü Orta Doğu’dan sağlanıyordu. Ancak Hürmüz’deki çatışmalar nedeniyle bu bağımlılık daha da sorunlu hale geldi.
Avrupa’daki stoklar, son gelişmelerden önce de baskı altındaydı. 2025 sonunda stoklar bir önceki yıla göre %7 azalarak 52,7 milyon varile geriledi ve tedarik süresi 37 güne düştü. Amsterdam-Rotterdam-Anvers merkezindeki stoklar ise son beş yılın en düşük seviyelerine yaklaştı.
Yaz aylarında yaşanabilecek arz sıkıntısı senaryoları giderek daha ciddi hale geliyor. SocGen’in analizine göre, Avrupa kaybedilen Orta Doğu tedarikinin %90’ını ikame edebilirse, yaz sezonunda operasyonlar büyük ölçüde devam edebilir ancak stoklar düşük kalır. İkame oranı %75’e düşerse, ağustos ayında sıkıntılar başlayabilir. Kaybın yalnızca yarısı telafi edilirse, stoklar kritik seviyeleri haziran gibi erken bir tarihte görebilir ve bu da havalimanı bazında yakıt sıkıntısı ve uçuş iptallerine yol açabilir. Şu anki ABD’den yapılan ithalat akışları, %50 ikame senaryosunun en gerçekçi seçenek olduğunu gösteriyor.
Asya’da ise arz baskısı şimdiden etkisini gösteriyor. Vietnam ve Filipinler, yakıt bulunurluğunun azalması ve fiyatların yükselmesi nedeniyle uçuş sayısını azaltmaya başladı. Avustralya, Yeni Zelanda ve bazı Afrika pazarları da sınırlı stoklar ve ithalata bağımlılık nedeniyle benzer baskılarla karşı karşıya kalabilir.
Birçok büyük havayolu, yakıt fiyatlarındaki artışa karşı hedge programları uyguluyor. Rapora göre, Ryanair (RYAAY), Lufthansa (DLAKF) ve Air France-KLM (AFRAF) gibi Avrupalı taşıyıcılar, yakın vadeli yakıt ihtiyacının önemli bir kısmını hedge etmiş durumda. Ancak SocGen, finansal hedge işlemlerinin fiziksel yakıt bulunamadığında sorunu çözmediğini vurguluyor. Banka, hedge işlemlerinin kâr marjını koruyabileceğini, ancak fiziksel yakıtı garanti etmediğini belirtiyor.
Raporda ayrıca, İran’ın da petrol ihracatının yavaşlaması ve ham petrol stoklarının artması nedeniyle baskı altında olduğu ifade edildi. SocGen, ihracatın tamamen durması halinde yaklaşık 16 gün sonra üretim kısıntılarının başlayabileceğini, stokların dolması durumunda ise 30. günden itibaren bu kısıntıların hızla artabileceğini öngörüyor. Bu dinamik, piyasadaki baskıyı bir süre sonra hafifletebilir; ancak havayolları ve yakıt alıcıları, yaz sezonuna girerken giderek kırılganlaşan bir sistemle karşı karşıya kalabilir.
Bu içerik hazırlanırken faydalanılan kaynaklar: Seeking Alpha