Sei’nin Giga güncellemesi EVM kapasitesini 50 kat artıracak

Google News Icon Takip Et

Yüksek performanslı bir Katman 1 blok zinciri olan Sei, Ethereum Virtual Machine (EVM) uyumluluğunu paralel işlem mimarisiyle ölçeklendirmek üzere tasarlandı. Bu yapı, daha hızlı işlem süreleri ve düşük işlem ücretleri sunarak akıllı sözleşmelerin sorunsuz şekilde devreye alınmasını sağlıyor. Ağ, geleneksel blok zinciri darboğazlarını ortadan kaldırırken Ethereum ekosistemiyle tam uyumluluğu korumayı hedefliyor.

Sei’nin değer önerisinin temelinde, yaklaşan Giga güncellemesi yer alıyor. Bu güncellemenin, EVM işlem kapasitesinde 50 kat artış sağlaması bekleniyor. Özellikle yürütme, mutabakat mekanizmaları ve depolama sistemlerinde optimizasyon sunacak olan bu güncelleme, blok zinciri performansını web2 uygulamalarıyla kıyaslanabilir seviyelere taşımayı ve merkeziyetsiz teknolojilerin yaygınlaşmasının önündeki ölçeklenebilirlik sorunlarını çözmeyi amaçlıyor.

Paralel İşlem ile Ethereum Uyumluluğu Nasıl Ölçekleniyor?

Sei, EVM’i paralel işlem yöntemiyle ölçeklendiriyor. Bu yaklaşım, ağın işlemleri ardışık yerine eşzamanlı olarak gerçekleştirmesine olanak tanıyor. Sonuç olarak, kullanıcılar için gecikme süresi önemli ölçüde azalıyor ve işlem maliyetleri düşüyor.

Giga güncellemesi, bu yeteneği daha da geliştiriyor. Temel mutabakat ve depolama katmanlarında yapılan optimizasyonlarla Sei, merkezi web2 sistemleriyle rekabet edebilecek performans seviyelerine ulaşmayı hedefliyor. Böylece, düşük gecikme gerektiren yüksek frekanslı alım-satım ve kurumsal uygulamalar için rekabetçi bir altyapı sunuluyor.

Tam Ethereum uyumluluğunun korunması, geliştiricilerin mevcut akıllı sözleşmeleri büyük değişiklikler yapmadan devreye alabilmesini sağlıyor. Bu da, diğer EVM tabanlı zincirlerden geçiş yapmak isteyen geliştiriciler için giriş bariyerini azaltıyor. Yüksek işlem kapasitesi ve uyumluluğun birleşimi, karmaşık merkeziyetsiz uygulamalar için güçlü bir altyapı katmanı oluşturuyor.

Stablecoin Mutabakatında Rekabet Ortamı

Stablecoin piyasasında önemli bir yapısal değişim yaşanıyor. Visa, Mastercard ve Stripe’ın, Circle ve Tether USDT’nin hakimiyetine meydan okumak için kendi stablecoin ürünlerini geliştirdiği bildiriliyor. Şu anda bu iki şirket, 325 milyar dolarlık pazarın yaklaşık %80’ini elinde bulunduruyor.

Köklü finans kuruluşlarının piyasaya girişi, dijital varlık ödemelerinde pay sahibi olma stratejisinin bir parçası olarak öne çıkıyor. Geleneksel finans, dijital varlık altyapısını mevcut ödeme ağlarına entegre etmeye çalışıyor. Düzenleyici uyumluluk ve yerleşik güven, bu yeni oyuncular için kripto odaklı ihraççılara karşı önemli bir rekabet avantajı oluşturabilir.

Visa, bugüne kadar 7 milyar dolarlık stablecoin işlemini sonuçlandırdı ve altyapısını Coinbase’in x402 protokolüne entegre ediyor. Bu entegrasyon, yapay zekâ tabanlı ajanların standart stablecoin altyapısı üzerinden işlem gerçekleştirmesine olanak tanıyor. Mastercard ise, yapay zekâ destekli ödeme kararlarıyla entegre çalışan tokenlaştırılmış kart çözümleri geliştiriyor.

USDC’nin ihraççısı Circle, USDC mutabakatı için özel olarak tasarlanan Arc adlı Katman 1 blok zincirini geliştirmek amacıyla 222 milyon dolar fon topladı. Bu adım, Circle’ın stablecoin işlemlerinin gerçekleştiği altyapıyı da kontrol etmesiyle dikey entegrasyon açısından önemli bir gelişme olarak öne çıkıyor.

Düzenlemeler Stablecoin Gelir Modellerini Nasıl Etkiliyor?

Stablecoin’ler için düzenleyici ortam giderek sıkılaşıyor. ABD Para Denetleme Ofisi’nin (OCC) Şubat 2026’da yürürlüğe girecek stablecoin kuralı, GENIUS Act kapsamında getirilen getiri yasağının kapsamını genişletiyor. Bu düzenleme, kısıtlamaları iştirakler ve üçüncü taraflara da yayıyor.

Bu adım, Coinbase ve ortağı Circle’ın stablecoin rezervlerinden getiri elde etmeye dayalı gelir modelini ortadan kaldırma riski taşıyor. Yeni düzenleme, bu şirketleri düşük veya sıfır getiri ortamına uyum sağlamaya zorluyor ve kârlılık ile piyasa konumlarını etkileyebilir.

GENIUS Act’in uygulanmasından bir yıl sonra, ABD Hazine Bakanlığı yaklaşık 6,6 trilyon dolarlık mevduatın stablecoin faaliyetlerine maruz kaldığını belirtti. ABD Merkez Bankası, fonların geleneksel bankalardan stablecoin ihraççılarına kayması halinde 1,26 trilyon dolarlık kredi kapasitesinin kaybedilebileceği senaryoları modelledi.

Bu mevduat çıkışının büyüklüğünü belirleyen en kritik unsur, iştirak-getiri boşluğunun düzenlenmesi olacak. Şu anda bu boşluk, bazı finansal ürünlerin geleneksel banka mevduatlarıyla rekabet eden getiriler sunmasına olanak tanıyor. Eğer bu boşluk kapatılmazsa, bankacılık sektöründen sermaye çıkışı hızlanabilir.

SEC’in inovasyon muafiyeti ise ABD hisse senetlerinde çift raylı bir piyasa yapısı oluşturuyor. Şirketler, geleneksel Nasdaq-DTCC sistemiyle birlikte, ihraççı onayı olmadan hisse senetlerini tokenlaştıran kripto odaklı altyapılarda da işlem görecek. Bu gelişme, pay sahipliği hakları ve piyasa bütünlüğü açısından yeni tartışmaları gündeme getiriyor.

Daha geniş kripto kredi piyasasında ise güçlü bir toparlanma, risk fiyatlaması konusunda yeni bir tartışma başlatıyor. Sektör uzmanları, önceki başarısızlıkların yapısal eksikliklerden ziyade yanlış risk fiyatlamasından kaynaklandığını savunuyor. Piyasa, sürdürülebilir büyüme için riskin nasıl değerlendirileceğini ve yönetileceğini yeniden ele alıyor.

Bu içerik hazırlanırken faydalanılan kaynaklar: ainvest.com