Rusya’nın düzenlenen kripto piyasasında USDT, doların ağ gücünü pekiştiriyor

Rusya, yarın yasal bir kripto para piyasasını başlatıyor. Ancak bu piyasaya dair en dikkat çekici rakamlar, manşetlerde öne çıkanlardan ziyade arka planda kalanlar.

Manşetlerde yer alan 46 milyar dolara kadar ulaşabileceği öngörülen ilk yıl işlem hacmi, mevcut bir piyasa büyüklüğü değil; yalnızca lansmandan birkaç gün önce açıklanan bir tahmin. 1 Eylül’de açılacak olan piyasa ise kasıtlı olarak dar tutuldu. Başkan Putin’in bu ay imzaladığı yasa kapsamında, Rusya Merkez Bankası yalnızca üç varlığın halka açık borsalarda işlem görmesine izin verdi: Bitcoin, Ethereum ve Tether’ın USDT’si. Bireysel Rus yatırımcılar, her lisanslı aracı kurum üzerinden yılda en fazla 300.000 ruble (yaklaşık 3.700 dolar) değerinde alım yapabilecek. Bu işlemler için bilgi testi şartı aranıyor. Ülkedeki piyasa katılımcılarının yaklaşık %98’ini bireysel yatırımcılar oluşturuyor. Yıllarca kriptoya cezai yaptırımlar getirmekle tehdit eden devlet, şimdi bu piyasaya gözetim altında bir alan açıyor.

Açılan bu alanın kapsamı da oldukça sınırlı. İşlemler yalnızca lisanslı platformlar — Rus bankaları, aracı kurumlar, borsalar ve yeni tanımlanan “dijital saklama kuruluşları” — üzerinden gerçekleştirilebilecek. Tam lisanslama için geçiş süreci ise 1 Temmuz 2027’ye kadar devam edecek. Kripto paralar, ülkede mal ve hizmet ödemelerinde hâlâ yasak. Yasa, kriptoyu mülk olarak tanıyor ve sınır ötesi ticarette kullanımına izin veriyor. Bu adım, devletin kriptoyu günlük yaşama entegre etmesi değil; gölge piyasayı denetlenebilir bir zemine taşıması anlamına geliyor.

46 milyar dolarlık tahminin arka planı ise şöyle: Rusya’nın en büyük devlet bankası Sberbank’ın araştırma birimi SberCIB, ilk yıl için 3,5 ila 4 trilyon ruble arasında regüle edilmiş işlem hacmi öngörüyor. Bu da üst sınırda yaklaşık 46 milyar dolara denk geliyor. 2029’a kadar ise 7,5 trilyon rubleye, yani yaklaşık 87 milyar dolara ulaşabileceği tahmin ediliyor. Buradaki önemli nokta, bu tahminin hangi temele dayandığı. Sberbank’ın başkan yardımcısı, bu rakamın Rusların halihazırda gri piyasada yaptığı işlemlerin yaklaşık beşte birine denk geldiğini belirtiyor. Gri piyasada günlük işlem hacmi 50 milyar rubleyi (yarım milyar doların üzerinde) buluyor ve büyük kısmı yabancı ve lisanssız platformlarda gerçekleşiyor. Yani 46 milyar dolarlık tahmin, yeni bir talebin ortaya çıkmasından ziyade mevcut işlemlerin denetlenen ve vergilendirilebilen platformlara kaymasını öngörüyor. Moskova yönetimi de bunu istiyor. Rusya, 2026 için yaklaşık 46 milyar dolarlık bütçe açığı limiti belirlemişti ve şubat sonu itibarıyla bunun %91’ini harcamış durumda. Bunun nedenlerinden biri de petrol ve gaz gelirlerindeki yaklaşık %50’lik düşüş. Maliye bakanlığı, sermaye çıkışını önlemeyi öncelik haline getirdi. Görülebilen para, vergilendirilebilen ve ülkede tutulabilen paradır.

Tahminleri bir kenara bırakıp listeye bakıldığında, Rusya’nın asıl mesajı ortaya çıkıyor. Yıllardır kendini dolarizasyon karşıtı olarak tanımlayan, SWIFT ve muhabir banka ağından dışlanan bir ülke, işlem görebilecek üç token seçiyor: Nötr rezerv varlık olarak Bitcoin, nötr ağ olarak Ethereum ve dolar. Tether’ın USDT’si, özel bir offshore şirket tarafından ihraç edilen ve bire bir ABD dolarına endeksli bir stablecoin. Listede yer almasının nedeni ise işlevselliği. Seçim kriterleri — piyasa değeri, likidite, en az beş yıllık fiyat geçmişi — Bitcoin ve Ethereum için geçerli. USDT’nin seçilmesi ise, dolar bazlı bir token’ın yaptırım altındaki bir ekonomideki rolünü anlamakla mümkün. Ruslar, USDT’yi ruble ile dış dünya arasında köprü olarak kullanıyor. Kriptonun sınır ötesi ödemelerde yasal hale gelmesiyle ithalatçılar ve ihracatçılar da aynı yolu izliyor. Batı bankacılığına erişimi olmayan bir alıcıyla ticaret yapan Rus şirketi, işlemi dolarla fiyatlandırabiliyor; üstelik muhabir bankaya dokunmadan. Tether’ın USDT’sinin listeye alınması, Moskova’nın dünya ticaretinin işleyen para biriminin hâlâ dolar olduğunu kabul ettiğini gösteriyor. Üstelik bu, ABD Merkez Bankası’nın değil, Britanya Virjin Adaları’ndaki bir şirketin kontrolünde olan bir token üzerinden gerçekleşiyor.

Zamanlama da bu tabloyu güçlendiriyor. Kripto piyasasının açıldığı 1 Eylül’de, Rusya’nın merkez bankası dijital parası olan dijital ruble de kademeli olarak halka sunulmaya başlanacak. Aynı gün, iki yeni para: Yurtiçi kullanım için devlet kontrollü ruble ve en önemli varlığı özel bir dolar olan, sınırları çizilmiş bir kripto alanı. Bu alan ise şimdiden yaptırım otoritelerinin radarında. Chainalysis, yaptırım uygulanan kuruluşlara giden kripto transferlerinin 2025’te %694 artarak rekor seviyeye ulaştığını bildirdi. Askeri düşünce kuruluşu RUSI’nin analistleri ise kriptonun Rusya’nın tedarik zincirine entegre olduğunu belirtiyor. Moskova, USDT’yi ne kadar resmileştirirse, yaptırımları aşmak için kullanılan bir kanalı o kadar görünür ve resmi bir altyapıya dönüştürüyor. Bu da Washington’un hedef alabileceği yeni bir alan yaratıyor.

ABD’li bir bireysel yatırımcı için burada alınacak bir Rus hissesi yok; piyasayı kuran bankalar yaptırım altında ve erişilemez durumda. Bu gelişme, Bitcoin’e haberle birlikte yönelmek için bir sinyal de değil. Buradaki asıl çıkarım, yapısal ve karmaşık. Bir yanda benimseme var: Büyük bir ekonomi, Bitcoin, Ethereum ve dolar stablecoin’ini lisanslı finansal altyapısına dahil ediyor ve sınır ötesi ödemelerin bir kısmını bu varlıklara emanet ediyor. Bu, tek bir yükseliş dalgasından ziyade, devlet düzeyinde yavaş ilerleyen bir meşruiyet süreci. Diğer yanda ise ölçek sorunu var: Tahmin edilen regüle edilmiş yıllık hacim, küresel kripto piyasasında günlük 70 milyar doların üzerinde işlem hacmiyle karşılaştırıldığında, günde yaklaşık 126 milyon dolara denk geliyor. Yani mükemmel geçen bir ilk yıl bile fiyatlar üzerinde anlamlı bir etki yaratamaz. Sürece dahil olan bankalardan Alfa-Bank’ın Dmitry Vitman’a göre, kayda değer likiditenin oluşması 2027 sonunu bulabilir. Bankası, 2026 sonunda daha geniş çaplı bir bireysel yatırımcı açılımı beklerken, Sberbank aralık ayına kadar işlem ve dijital saklama hizmetlerini başlatmayı hedefliyor.

Açılış günü hacminden ziyade dikkat edilmesi gereken noktalar şunlar: İşlem hacmi SberCIB’in öngördüğü aralığa yaklaşacak mı, yoksa başlangıçtaki gibi sınırlı mı kalacak? Washington, yaptırım altındaki bir devletin resmi USDT altyapısı kurmasıyla stablecoin denetimini artıracak mı? Dijital ruble ile kripto alanı birbirini tamamlayacak mı, yoksa aynı müşteri kitlesi için rekabet mi edecek? Belirsizlik yüksek. Bu, yaptırım altındaki bir ekonomide, bir bankanın kendi ana kuruluşunun yeni piyasası için hazırladığı tahminlere dayanan gri piyasa aritmetiği. Moskova dışındaki hiç kimse bu verileri denetleyemez.

Ancak asıl önemli olan, ruble cinsinden toplam değil, token listesinin ortaya koyduğu gerçek. Doların küresel erişimi artık ABD Hazine Bakanlığı’nın bastığı her dolara bağlı değil; özel bir şirketin token’ı, onu dünyanın en ağır yaptırımlı ekonomisine bile resmi kapılardan sokabiliyor. Kendi dijital parasını geliştiren bir merkez bankası, regüle edilmiş kripto piyasasının üç temel direğinden biri olarak özel bir dolar stablecoin’ini seçiyorsa, bu durum Rusya’daki işlem hacminden çok doların ağ gücüne işaret ediyor. Yatırım açısından asıl soru ise, bu altyapı üzerinden dolaşan dolarların sorumluluğunu kimin üstleneceği. Bu karar ise Moskova’da değil, Washington’da verilecek.

Bu içerik hazırlanırken faydalanılan kaynaklar: ainvest.com