Rosneft CEO’su Sechin: Hürmüz Boğazı’nın kapatılmasından en çok ABD’li şirketler yararlandı

Google News Icon Takip Et

Rosneft CEO’su Igor Sechin, Hürmüz Boğazı’nın kapatılmasından en çok ABD’li enerji şirketlerinin fayda sağladığını, ancak bu kritik güzergâhta süren gerilimin uzun vadede petrol talebini zayıflatacağı uyarısında bulundu.

Şubat ayında ABD ve İsrail’in İran’a saldırarak İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney’i öldürmesinin ardından, İran dünya petrolünün yaklaşık beşte birinin ve gübre gibi diğer hayati ürünlerin geçtiği ana rota olan Hürmüz Boğazı’nı ablukaya aldı. ABD ise İran limanlarını ablukaya aldı.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in yakın müttefiki ve ülkenin enerji sektörünün en etkili isimlerinden biri olan Sechin, ABD’nin bu adımlarını küresel enerji piyasalarının temel dinamiklerini kendi çıkarlarına göre değiştirme girişimi olarak nitelendirdi. Ancak stratejik risklerin tam anlamıyla değerlendirilmediğini de ekledi.

St. Petersburg Uluslararası Ekonomik Forumu’nda konuşan Sechin, “Hürmüz Boğazı’nın kapatılması, küresel enerji piyasası düzenlemelerini ABD lehine yeniden şekillendirme girişimidir. Boğazı kapatma yönündeki adımlar İran’ı hedef alıyordu, ancak tüm dünyayı olumsuz etkiledi. Stratejik riskler hafife alındı” dedi.

Sechin, “Ana yararlanıcılar elbette ABD’li şirketler oldu; rekabet dışı avantajlar elde ettiler ve yüksek maliyetli tedarikleri güvence altına alma imkânı buldular. Hürmüz Boğazı’nda süren gerilim uzun vadede petrol talebini zayıflatıyor. Ayrıca alternatif enerjiye olan ilgide yeni bir artışa da yol açabilir” ifadelerini kullandı.

ABD, dünyanın en büyük petrol üreticisi konumunda; onu Suudi Arabistan ve Rusya takip ediyor.

Rusya Maliye Bakanlığı verilerine göre, ülkenin toplam bütçe gelirlerinin yaklaşık beşte birini oluşturan petrol ve gaz vergisi gelirleri, Ortadoğu’daki savaşın tetiklediği küresel petrol fiyatlarındaki yükseliş sayesinde mayıs ayında yıllık bazda %32,4 artarak 678,9 milyar rubleye (9,3 milyar dolar) ulaştı. ABD ise İran’daki savaş nedeniyle etkilenen “enerji açısından savunmasız” ülkelere yardımcı olmak amacıyla Rus deniz yoluyla taşınan petrol alımlarına yönelik yaptırım muafiyetini uzattı.

Sechin, Çin’in iyi planlanmış devlet politikası sayesinde krize en hazırlıklı ülke olduğunu, ancak Malakka, Bab El Mendeb ve Cebelitarık boğazları gibi diğer önemli küresel rotaların da kesintiye uğrama riskiyle karşı karşıya kalabileceğini belirtti.

Sechin, boğazın yakın zamanda açılması halinde petrol fiyatının yıl sonunda varil başına 95-96 dolar seviyesinde olacağını, bir yıl içinde ise 80-85 dolara gerileyeceğini ve 2027’nin ikinci yarısında piyasa dinamiklerine dönüş yaşanacağını öngördü.

Tehlikeli bir dünya

“Sonun başlangıcı mı, başlangıcın sonu mu: Pandora’nın kutusunun dibinde ne kaldı?” başlıklı konuşmasında Sechin, dünyada sorunların “kartopu gibi büyüdüğünü”, büyük güçlerin militarizasyonu, 19. yüzyıldan bu yana en büyük finansal piyasa balonu ve yaklaşan elektrik, gıda ve su açığı risklerine dikkat çekti.

Sechin, “Kutunun dibinde kaçınılmaz olarak küresel elektrik açığı, gıda, bakır ve diğer metaller ile su kıtlığı bulacağız” dedi.

Rusya’nın Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC) ile iş birliğine yönelik şüpheciliğiyle bilinen Sechin, Birleşik Arap Emirlikleri’nin yanı sıra Katar ve diğer bazı ülkelerin de ayrılmasıyla OPEC+ grubunun potansiyelinin bir kısmını kaybettiğini söyledi.

“Sonuç olarak, ittifakın üretimi son 10 yılda günlük 58 milyon varilden 37 milyon varile düştü” diyen Sechin, 2016’da anlaşma imzalandıktan sonra OPEC+’ın çoğu büyük üyesinin üretimini artırdığını, Rusya’da ise petrol üretiminin günlük 1,5 milyon varil azaldığını belirtti.

“Bu, en az 10 trilyon rublelik yatırımla telafi edilmesi gereken %15’lik bir düşüş anlamına geliyor. İttifak üyesi ülkelerle yatırım iş birliğinin de genişlemesini bekliyoruz” ifadelerini kullandı.

Bu içerik hazırlanırken faydalanılan kaynaklar: cnbc.com