ABD piyasalarında yükseliş sürüyor, ancak rallinin niteliği değişmeye başladı. Yatırımcıların önündeki soru artık “ralliye kim önderlik ediyor” değil “yükseliş kimlere yayılıyor.”
S&P 500 rekor bölgelerinde dolaşmaya devam ediyor, Dow Jones de yeni zirvelerini görüyor. Buna karşılık piyasa genelindeki katılım hâlâ dar. Son bir ayda S&P 500 hisselerinin yalnızca beşte birine yakını endeksin kendisinden daha iyi performans gösterebildi. Bu, son on yılın en düşük okumalarından biri. Bununla birlikte liderlik el değiştirmeye başladı. Son işlem günlerinde para, beklentileri karşılayamayan kimi teknoloji isimlerinden çıkarak finans, sağlık ve sanayi tarafına yöneldi.
Bu ortamda yalnızca en güçlü fiyat performansını göstermiş, en kalabalık alanları kovalamak yeterli olmayabilir. Çünkü bu alanlarda beklentilerin önemli bölümü zaten fiyatlanmış durumda. Bunun yerine, rallinin yeni yöneldiği, sermayesini verimli kullanan, fiyatına göre güçlü nakit üreten ve bilançosu sağlam şirketlere odaklanmak daha dengeli bir risk-getiri profili sunabilir.
Bu doğrultuda ilk kriterimiz, yatırılan sermaye getirisinin (ROIC) %15’in üzerinde olması.
Bu eşik, yatırımcıya sermayesini gerçekten verimli kullanan şirketleri ayıklama imkânı sunuyor. Yüksek ROIC, kârlılığın muhasebe kalemlerinden değil, işin özünden geldiğine işaret eder. Katılımın daraldığı bir piyasada bu filtre, momentumla değil operasyonel kaliteyle ayrışan şirketleri öne çıkarmayı amaçlıyor.
İkinci kriterimiz, serbest nakit akışı veriminin %5’in üzerinde olması.
Bu yapı, hem güçlü nakit üretimini hem de makul fiyatlamayı tek bir filtrede birleştirir. Serbest nakit akışı, manipüle edilmesi en zor finansal göstergelerden biridir. Dolayısıyla fiyatına göre yüksek nakit verimi, hem işin kalitesine hem de değerlemenin abartılı olmadığına dair bir sinyal taşır. Değerlemelerin tarihsel olarak gergin seyrettiği bir dönemde bu kriter, listeye dengeleyici bir disiplin katıyor.
Üçüncü kriterimiz, net borcun FAVÖK’e oranının 1,5’in altında olması.
Bu filtre, bilançosu sağlam şirketleri öne çıkarır. Borçluluğu düşük şirketler, faiz tarafındaki belirsizliklere ve jeopolitik şoklara karşı daha dayanıklıdır. Nakit pozisyonu güçlü olanlar ise dış finansmana daha az bağımlı kalır. Oynaklığın arttığı dönemlerde bu dayanıklılık, yatırımcı açısından önemli bir koruma sağlayabilir.
Dördüncü kriterimiz, hisse fiyatının 200 günlük hareketli ortalamasının üzerinde olması.
Bu kriter, listeye piyasanın onayını ekler. Kalite, nakit üretimi ve sağlam bilanço güçlü bir temel sunsa da, fiyatın uzun vadeli trendinin yukarı yönlü olması bu temelin piyasa tarafından da fark edildiğini gösterir. Bu filtre aynı zamanda uzun süre ucuz kalan, fakat fiyatı bir türlü toparlayamayan “değer tuzaklarını” eleyerek listeyi yukarı yönlü hareket eden isimlere odaklar.
Bu liste, piyasa rallisinin en pahalı ve en kalabalık alanlarını kovalamak yerine, yükselişin yeni yayıldığı, kaliteli, nakit üreten ve bilançosu sağlam şirketlere odaklanıyor.
Piyasadaki katılım genişlemeye devam ederse, bu tür şirketler yalnızca sağlam temelleri nedeniyle değil, aynı zamanda güçlenen fiyat trendleri kâr beklentileriyle desteklendiği ölçüde yatırımcı radarına daha hızlı girebilir.
Filtreler
- ROIC > %15
- Serbest Nakit Akışı Verimi > %5
- Net Borç / FAVÖK < 1,5
- Fiyat > 200 günlük hareketli ortalama (EMA 200)

Burada yer alan bilgiler yatırım tavsiyesi içermez. Bilgi için: Midas Sorumluluk Beyanı