Polonya, MiCA uyumsuzluğuyla AB’nin kripto düzenleme dışı tek ülkesi olmaya devam ediyor

Polonya, MiCA uyumsuzluğuyla AB’nin kripto düzenleme dışı tek ülkesi olmaya devam ediyor

Avrupa Birliği’nde kripto varlık piyasalarını düzenleyen MiCA (Markets in Crypto-Assets Regulation) çerçevesi, tüm üye ülkelerde ulusal mevzuata entegre edilmiş durumda. Ancak, bu süreci tamamlayamayan tek ülke Polonya oldu. AB’nin en aktif bireysel kripto yatırımcı topluluklarından birine ev sahipliği yapan Polonya, dokuz aya yayılan üç ayrı yasa tasarısı, üç cumhurbaşkanlığı vetosu ve devam eden siyasi çıkmaz nedeniyle düzenleme sürecini tamamlayamadı.

4 Eylül 2026’da Sejm, üçüncü kez veto aşım oylamasına gitti. 442 milletvekilinin katıldığı oylamada 241 kabul, 198 ret ve üç çekimser oy çıktı. Polonya Anayasası’na göre vetonun aşılması için beşte üçlük (266 oy) bir çoğunluk gerekiyor. 25 oy farkla tasarı reddedildi ve yasa yapıcılar dördüncü kez yeni bir tasarı hazırlamak zorunda kaldı.

MiCA’nın geçiş dönemi 1 Temmuz 2026’da sona erdi. Artık AB’de faaliyet gösteren tüm kripto varlık hizmet sağlayıcılarının, kendi ülkesinin veya başka bir üye ülkenin düzenleyicisinden lisans alması zorunlu. Polonya’da ise KNF (Finansal Denetim Kurumu), gerekli yetkiyi sağlayacak yasa çıkarılamadığı için lisans veremiyor. Sonuç olarak, yaklaşık 2.000 kayıtlı kripto şirketi, lisans alamadığı için düzenleyici bir boşlukta faaliyet gösteriyor ve giderek yurtdışına yöneliyor.

Yasa Tasarısının İçeriği

Resmi adıyla Kripto Varlık Piyasaları Yasası, MiCA ile uyumlu ulusal bir denetim çerçevesi oluşturmayı hedefliyordu. Temel maddeleri lisanslama, denetim ve tüketici koruması başlıklarında toplanıyordu.

Lisanslama kapsamında, Polonya’da faaliyet gösteren tüm kripto varlık hizmet sağlayıcılarının KNF’den resmi yetki alması gerekecekti. Buna borsalar, saklama kuruluşları, portföy yöneticileri, transfer hizmeti sağlayıcıları ve dijital varlık danışmanlığı sunan platformlar dahildi. Token ihraççıları için de benzer açıklama ve kayıt yükümlülükleri öngörülüyordu. Bu süreç, Almanya, Fransa ve Hollanda gibi ülkelerde 2025 sonundan beri uygulanan MiCA lisanslama modelleriyle paralellik gösteriyordu.

Denetim yetkileri ise en çok tartışılan başlık oldu. KNF’ye işlemleri 96 saate kadar askıya alma ve gerektiğinde bu süreyi uzatma yetkisi tanınacaktı. Ayrıca hizmet sağlayıcılar ve token ihraççılarına mali cezalar uygulanabilecekti. Denetim ücretleri, kripto hizmet sağlayıcıları için gelirin %0,4’ü, token ihraççıları için ise %0,5’i ile sınırlandırılmıştı. En çok eleştirilen madde ise KNF’nin, lisanssız veya dolandırıcılık şüphesi taşıyan kripto operasyonlarına ait internet sitelerine erişimi engelleme yetkisi almasıydı.

Tüketici koruma önlemleri arasında token ihraççıları için zorunlu açıklama yükümlülükleri, pazarlama iletişimi kuralları ve müşteri varlıklarının yönetimiyle ilgili belirli ihlallerde cezai sorumluluk yer alıyordu.

Bu düzenlemeler, Avrupa standartlarına göre olağan kabul ediliyor. Almanya’da şu anda 79 yetkili kripto varlık hizmet sağlayıcısı benzer kurallarla faaliyet gösteriyor. Fransa ve daha küçük ülkeler olan Malta ile Kıbrıs da süreci hızlı tamamladı. Polonya’da ise aynı yasa, defalarca oylanmasına rağmen bir türlü yürürlüğe giremedi.

Üç Veto, Bir Cumhurbaşkanı, Sıfır İlerleme

Yasa süreci, Polonya kripto sektörü için tekrarlayan bir kabusa dönüştü.

İlk yasa tasarısı Kasım 2025 sonunda Sejm’den geçti. Cumhurbaşkanı Nawrocki, 1 Aralık 2025’te veto etti. 5 Aralık’ta yapılan ilk veto aşım oylamasında 243 kabul, 192 ret çıktı; 266 oy eşiği yine aşılamadı.

Düzenlenen ikinci tasarı tekrar meclisten geçti, Nawrocki 12 Şubat 2026’da tekrar veto etti. 17 Nisan’daki veto aşım oylamasında sonuç 243 kabul, 191 ret oldu; hiçbir ek destek sağlanamadı.

Üçüncü tasarı ise destekçileri tarafından önemli değişiklikler içerdiği iddiasıyla sunuldu. Ancak Nawrocki, 11 Haziran 2026’daki vetosunda, ofisinin önerdiği 16 değişiklikten yalnızca birinin dikkate alındığını belirtti ve “Kötü bir yasa, yüz kez geçse de iyi bir yasa olmaz” diyerek gerekçesini açıkladı.

Eylül ayındaki üçüncü veto aşım oylamasında ise kabul oyu 241’e geriledi. Hükümetin desteği giderek zayıfladı.

Cumhurbaşkanının Düzenlemeye Karşı Argümanları

Nawrocki’nin tutumu, hükümet koalisyonu tarafından engelleyicilik olarak görülse de, cumhurbaşkanının itirazları belirli maddelere dayanıyor.

En temel argümanı, mevcut yasa tasarısının küçük Polonya şirketlerine orantısız maliyet ve kısıtlama getireceği, buna karşın geçmişte yaşanan dolandırıcılık vakalarını önlemekte yetersiz kalacağı yönünde. KNF’nin internet sitelerini engelleme yetkisi, Nawrocki’nin en çok eleştirdiği madde. Bu yetkinin, özellikle hukuki kaynakları sınırlı olan küçük işletmeler için ciddi bir tehdit oluşturabileceğini savunuyor.

Denetim ücretlerinin %0,4 ile sınırlandırılması da tartışmalı bir başlık. Nawrocki’nin ofisi, bu seviyedeki ücretlerin ve tam KNF denetiminin getirdiği uyum maliyetinin, küçük ölçekli şirketleri daha hafif düzenlemelere sahip ülkelere yönlendireceğini öne sürüyor.

Cumhurbaşkanı ayrıca, Polonya’nın teknoloji girişimciliği kültürünü savunduğunu belirtiyor. Gelişmekte olan bir sektöre yönelik aşırı düzenlemenin, Polonya’nın kripto yetenek ve yatırımı çekme potansiyelini zayıflatacağını düşünüyor. Ofisi, dolandırıcılığa karşı daha güçlü önlemler içeren, ancak meşru şirketlere aynı mali yükü getirmeyen alternatif bir öneri sundu. Ancak hükümet koalisyonu bu öneriye ilgi göstermedi.

Cumhurbaşkanının bu tutumu, teknoloji piyasalarında devlet müdahalesine şüpheyle yaklaşan liberal seçmenler arasında da destek buluyor. Ancak bu yaklaşım, Polonya kripto sektörünün entegrasyonunu geciktiriyor.

Zondacrypto Skandalı ve Siyasi Yansımalar

Kripto düzenlemesiyle ilgili siyasi mücadele, Polonya tarihinin en büyük borsa skandalı gölgesinde yaşanıyor. Zondacrypto’nun çöküşü, ülkeyi AB’de düzenleme sürecini tamamlayamayan tek ülke konumuna getirdi ve krizi derinleştirdi. Eski adıyla BitBay olan Zondacrypto, Orta ve Doğu Avrupa’nın en büyük kripto borsasıydı.

Platformun kurucusu Sylwester Suszek, Mart 2022’de kayboldu. Borsa, yeni yönetimle Nisan 2026’ya kadar faaliyetini sürdürdü, ardından çevrimdışı oldu ve müşteri çekimleri durdu. Polonya savcıları, en az 350 milyon zloti (yaklaşık 96 milyon dolar) tutarında dolandırıcılık ve kara para aklama iddiasıyla beş kişiyi suçladı. Soruşturma ilerledikçe, toplam zararın 2,4 milyar zlotiye (yaklaşık 535 milyon dolar) ulaşabileceği ve mağdur sayısının 30.000’i aştığı açıklandı.

Borsayı işleten BB Trade Estonia, 27 Ağustos 2026’da Estonya mahkemesi tarafından iflas etmiş ilan edildi. Alacaklıların ilk toplantısı 17 Eylül’de yapılacak.

Skandalın siyasi etkileri de derinleşti. Polonya Olimpiyat Komitesi Başkanı Radoslaw Piesiewicz, Zondacrypto yönetimiyle bağlantılı olduğu ve 40.000 euro değerinde bir saat aldığı iddiasıyla 27 Ağustos’ta gözaltına alındı. Eylül ayındaki veto aşım oylamasından önce Başbakan Donald Tusk, eski Adalet Bakanı Zbigniew Ziobro ile bağlantılı bir vakıf üzerinden iki milyon zloti tutarında ödeme düzenlemesi iddiasını gündeme getirdi.

Bu gelişmeler, düzenleme karşıtı argümanların zayıflığını ortaya koydu. Hükümet, skandalın acil düzenleme ihtiyacını gösterdiğini savunurken; cumhurbaşkanı, mevcut yasa tasarılarının da bu tür dolandırıcılıkları önleyemeyeceğini öne sürüyor.

Düzenleyici Sürgün: Polonyalı Şirketler Nerede?

Yaklaşık 2.000 kripto şirketi için siyasi çıkmaz, artık bir iş krizine dönüştü.

MiCA’nın geçiş dönemi 1 Temmuz 2026’da sona erdi. Bu tarihten sonra AB müşterilerine MiCA lisansı olmadan hizmet veren şirketler, AB hukukunu ihlal etmiş sayılıyor. Polonya’daki şirketler, KNF’nin yetkisi olmadığı için lisans alamıyor. İki seçenek kalıyor: Başka bir AB ülkesinden lisans alıp hizmetleri Polonya’ya “pasaportlamak” veya AB’ye yönelik faaliyetleri tamamen durdurmak.

Çoğu şirket, pasaportlama yolunu tercih ediyor. Litvanya, Letonya ve Almanya öne çıkan destinasyonlar arasında. Litvanya Merkez Bankası, yıllardır kripto şirketlerini çekmek için aktif bir politika izliyor ve başvuru süreci hızlı. Letonya, daha düşük işletme maliyetleriyle benzer avantajlar sunuyor. Almanya ise BaFin onayı ve euro bölgesinin en büyük ekonomisine erişim imkânı sağlıyor.

Süreç şöyle işliyor: Polonyalı bir şirket, AB’de MiCA çerçevesi oturmuş bir ülkede yan kuruluş kuruyor veya merkezini taşıyor. O ülkenin düzenleyicisinden yetki alıyor. Lisans alındıktan sonra, hizmetlerini tüm AB ülkelerine, dolayısıyla Polonya’ya da sunabiliyor. Ancak, kendi ülkesinin düzenleyicisi bu yetkiyi veremediği için, şirketler ofislerini yurtdışına taşıyor, yerel uyum personeli istihdam ediyor ve lisans ücretlerini başka bir ülkeye ödüyor.

Bu süreç hem maliyetli hem de yavaş. MiCA başvuruları aylar sürebiliyor ve popüler ülkelerde başvuru yoğunluğu yaşanıyor. 1 Temmuz itibarıyla, 1.062 EEA kripto şirketi yetkisiz durumda; 1.343 kayıtlı sağlayıcıdan yalnızca 281’i tam MiCA lisansı alabildi. Polonyalı şirketler, tüm kıtadan gelen rakiplerle düzenleyici ilgi için yarışıyor.

Bazı küçük ölçekli şirketler ise yurtdışına taşınmak yerine faaliyetlerini tamamen sonlandırıyor. Bu şirketler istatistiklere yansımıyor, ancak istihdam ve inovasyon kaybı anlamına geliyor.

Polonya’nın ekonomik kaybı somut. İşler, vergi gelirleri ve teknik yetenekler, zamanında düzenleme getiren ülkelere kayıyor. Her gecikme, farkı daha da açıyor.

Avrupa’nın Diğer Ülkeleri Nasıl İlerledi?

Polonya’nın durumu, diğer AB ülkelerinin MiCA’yı uygulamadaki başarısı nedeniyle daha da dikkat çekici hale geliyor.

Almanya, sürece en erken ve en kararlı başlayan ülke oldu. BaFin, MiCA tam olarak yürürlüğe girmeden önce kripto saklama hizmetlerini düzenlenmiş finansal hizmet olarak sınıflandırmıştı. Eylül 2026 itibarıyla Almanya, 79 yetkili kripto varlık hizmet sağlayıcısıyla AB lideri konumunda. Deutsche Bank, Commerzbank ve DZ Bank gibi büyük bankalar, MiCA yetkisiyle kripto piyasasına girdi. Özellikle DZ Bank, Frankfurt merkezli olarak BaFin onayıyla kripto işlemlerini Volksbanken ve Raiffeisenbanken ağı üzerinden milyonlarca bireysel müşteriye sunmaya başladı.

Fransa, AMF aracılığıyla büyük platformlara lisans verdi ve Paris’i Batı Avrupa piyasalarına açılan bir merkez haline getirdi. Hollanda, kısa bir geçiş dönemi uygulamasına rağmen (30 Haziran 2025’te sona erdi), AFM üzerinden lisans süreçlerini hızlı tamamladı. Bitvavo, Avrupa’da tam MiCA yetkisi alan ilk platformlardan biri oldu.

Çekya, Estonya, Lüksemburg ve Malta gibi daha küçük piyasalar bile 18 aylık geçiş süresini tam uygulayarak Temmuz 2026’ya kadar çerçevelerini devreye aldı. Kıbrıs, CySEC üzerinden platformlara yetki verdi.

Polonya ile bu ülkeler arasındaki fark, teknik değil siyasi nedenlerden kaynaklanıyor.

Avrupa’nın Kripto Dışlanmışı Olmanın Bedeli

Polonya, AB kripto piyasasında küçük bir oyuncu değil. Kraken’in anketine göre, Polonyalıların yaklaşık %30’u dijital varlıklara yatırım yapmış durumda. Bu oran, hisse senedi (%21,4) ve tahvil (%19) sahipliğinden daha yüksek. Yaklaşık sekiz milyon Polonyalının kriptoyla bir şekilde etkileşimde bulunduğu tahmin ediliyor.

Bu kadar yüksek bireysel katılım ve düzenleme eksikliği, ciddi riskler doğuruyor. Polonyalı tüketiciler, kripto platformlarında sorun yaşadıklarında başvurabilecekleri bir yerel denetim otoritesine sahip değil. Zondacrypto’nun çöküşü, on binlerce müşterinin yüz milyonlarca zloti kaybetmesine ve hiçbir düzenleyici müdahalenin yapılamamasına yol açtı.

Ekonomik açıdan da tablo endişe verici. Polonya, fintech ve blok zinciri geliştirme alanında güçlü bir teknoloji sektörüne sahip. Varşova ve Krakow, büyüyen kripto geliştirici ve girişimci topluluklarına ev sahipliği yapıyor. Ancak bu yetenekler, şirketlerin net bir yasal çerçeveyle faaliyet gösterebildiği ülkelere kayıyor. Litvanya’da lisans başvurusu yapan bir şirket, Polonyalı müşterilere hizmet vermeye devam edebiliyor; ancak istihdam, ofis ve vergi gelirleri Vilnius’a taşınıyor.

AB’nin yeni Kara Para Aklamayı Önleme Otoritesi (AMLA), 2026’da faaliyete geçiyor ve en büyük sınır ötesi kripto şirketlerini doğrudan denetleyecek. Polonya’da MiCA yetkisi olmadan faaliyet gösteren şirketler, AMLA’nın daha sıkı incelemesine tabi olabilir.

Ayrıca, AB’nin kripto vergi raporlama direktifi DAC8 de 2026’dan itibaren yürürlüğe giriyor. Platformların kullanıcı işlem verilerini vergi otoritelerine bildirmesi gerekecek. Polonya’da işleyen bir ulusal çerçeve olmadan, şirketlerin bu raporlama altyapısına entegrasyonu ve devletin vergi geliri riske giriyor.

Uluslararası kripto şirketleri, Avrupa’da genişleme planı yaparken Polonya’yı temel bir düzenleyici çerçeve oluşturamayan bir ülke olarak görüyor. Bu algı, yasa geçse bile kolayca değişmeyecek. Giden şirketler, yeni ülkelerde ofis açtı, personel aldı ve düzenleyicilerle ilişkiler kurdu. Polonya sadece zaman değil, yıllar süren kurumsal itibarını da kaybediyor.

Nawrocki’nin Alternatif Önerisi

Cumhurbaşkanlığı ofisi, yalnızca yasaları veto etmekle kalmadı; kendi alternatifini de sundu. Ancak detaylar sınırlı ve hükümet koalisyonu bu öneriye ilgi göstermiyor.

Bilinen kadarıyla, alternatif öneri yalnızca dolandırıcılıkla mücadeleye odaklanıyor ve tam kapsamlı bir denetim çerçevesi öngörmüyor. Cumhurbaşkanının yaklaşımı, kripto piyasalarında suç teşkil eden faaliyetleri hedef alırken, tüm piyasa katılımcılarına aynı lisans ve ücret yükünü getirmemeyi amaçlıyor. Ofis, bu yaklaşımı “meşru şirketlere ek maliyet getirmeden dolandırıcılık ve mali suçlara karşı daha güçlü koruma” olarak tanımlıyor.

Eleştirmenler ise bu yaklaşımın MiCA’nın amacını yanlış anladığını savunuyor. AB düzenlemesi, esas olarak piyasa yapısını düzenlemeyi, üye ülkeler arasında eşit rekabet ortamı oluşturmayı, asgari tüketici koruma standartları getirmeyi ve pasaportlama sistemini mümkün kılmayı hedefliyor. Sadece dolandırıcılıkla mücadeleye odaklanan dar kapsamlı bir Polonya yasası, MiCA gerekliliklerini karşılamayacak ve KNF’ye gerekli lisans yetkisini vermeyecek.

Siyasi dinamikler, alternatif önerinin ilerlemesini zorlaştırıyor. Hükümet koalisyonu, Nawrocki’nin vetolarını engelleyicilik olarak görüyor ve önerisini benimsemeye yanaşmıyor. Cumhurbaşkanı ise daha önce reddettiği tasarılara benzer bir yasayı imzalamaya istekli görünmüyor. Sonuç olarak, çıkmaz devam ediyor.

Gündemde Neler Var?

Dördüncü bir yasa tasarısı: Hükümet, yeni bir yasa girişimi hazırlayacağını sinyalliyor. Ancak zamanlaması ve içeriği belirsiz. Yeni tasarı, ya veto aşımında 266 oyu bulmalı ya da Nawrocki’nin taleplerini karşılayacak şekilde revize edilmeli. Her iki seçenek de kolay görünmüyor.

KNF’ye yürütme yoluyla yetki verilmesi: Bazı hukukçular, hükümetin yeni bir yasa olmadan, yürütme emirleri veya düzenleyici yorumlarla KNF’ye sınırlı kripto denetim yetkisi verebileceğini öne sürüyor. Bu yaklaşım hukuki itirazlara açık, ancak geçici bir çözüm olabilir.

Polonyalı şirketlerin yurtdışına taşınma hızı: Litvanya, Letonya ve Almanya’da MiCA lisansı başvurusu yapan Polonyalı şirketlerin sayısı, sektörün iç piyasadan umudunu ne kadar kestiğini gösterecek. Toplu çıkışlar, siyasi baskıyı artırabilir.

Zondacrypto alacaklılar toplantısı: 17 Eylül’de yapılacak ilk toplantı, müşteri kayıplarının boyutunu netleştirecek ve kamuoyunda siyasi baskıyı artırabilir. Kayıplar beklentileri aşarsa, düzenleme ihtiyacı daha da acil hale gelebilir.

Avrupa Komisyonu’nun yaptırım süreci: Polonya, MiCA uygulama yükümlülüklerini yerine getirmediği için Komisyon, ihlal prosedürü başlatma yetkisine sahip. Bu süreç, mali yaptırımlara yol açabilir.

Bu içerik hazırlanırken faydalanılan kaynaklar: crypto.news