FactSet verilerine göre, son üç yılda S&P 500 endeksinin performansını ikiye katlamasına rağmen iShares MSCI Poland ETF (EPOL), ABD endeksinin ileriye dönük F/K oranının yalnızca biraz üzerinde bir değerden işlem görüyor.
S&P Dow Jones Endeksleri, Polonya’yı gelişmiş ekonomi olarak yeniden sınıflandırdı. Bu, veri sağlayıcının ülkeyi daha önce gelişmekte olan piyasa olarak değerlendirmesinin ardından bir üst kategoriye geçiş anlamına geliyor. Bu değişiklik, Polonyalı şirketlerin hisselerinin daha az riskli olarak görülen farklı endekslere taşınması nedeniyle yatırımcılar açısından önemli.
S&P Dow Jones Endeksleri (S&P Global’in bir iştiraki), Polonya ile ilgili bu duyurusunu, endekslerin eylül 2027’de yeniden yapılandırılmasından önce uzun bir hazırlık süresi bırakarak yaptı. Bu değişiklik, endeks fonlarında da bazı değişikliklere yol açacak.
Örneğin, Polonya hisseleri S&P Emerging BMI’dan S&P Developed BMI’a taşınacak. BMI, “Broad Market Index” (Geniş Piyasa Endeksi) anlamına geliyor. Endekslerdeki bu değişiklikle birlikte Polonya hisseleri, 41,8 milyar dolarlık State Street SPDR Portfolio Developed World ex-US ETF (SPDW) fonuna, daha önce bulundukları 17,8 milyar dolarlık State Street SPDR Portfolio Emerging Markets ETF (SPEM) fonundan geçiş yapacak.
Gelişmiş piyasalara geçiş, Polonya hisselerine çok daha fazla yatırımcı fonunun yönlendirilmesini sağlayacak. Çünkü ABD’li yatırımcıların önemli bir kısmı uluslararası çeşitlilik isterken, gelişmekte olan piyasalara kıyasla daha güvenli olan gelişmiş piyasalara öncelik veriyor.
Öte yandan, borsa yatırım fonlarının takip ettiği bir diğer büyük endeks sağlayıcısı olan MSCI, Polonya’yı hâlâ gelişmekte olan piyasa olarak sınıflandırıyor.
Wedbush Advisors’ın yatırım direktörü Cullen Rogers, MarketWatch’a yaptığı açıklamada, “Polonya bir yakalama hikayesi” dedi. Rogers, S&P ile MSCI arasındaki gelişmiş/gelişmekte olan piyasa ayrımındaki görüş farkının “fırsatın tam da burada yattığını” belirtti.
Rogers, Polonya’nın “olgunlaşma hikayesi” yaşadığını, Almanya için bir üretim merkeziyken artık daha az regülasyon kısıtıyla gelişmiş bir ekonomiye dönüştüğünü söyledi.
Ayrıca Polonya’yı “yeterince sahiplenilmeyen bir ekonomi” olarak tanımladı. Ülkenin borsasının toplam değeri, GSYH’nin yaklaşık yüzde 30’una denk geliyor. Bu oran Almanya’da yüzde 50, ABD’de ise yüzde 100’e yakın.
Hızlı büyüme ve düşük değerleme birleşimi
Rogers’ın Polonya hisselerinin yeterince sahiplenilmediğine dair görüşünü destekleyen bir örnek:
iShares MSCI Poland ETF, Polonya’da işlem gören hisselerin değerlemesinin yaklaşık yüzde 99’unu kapsayan MSCI Poland IMI 25/50 Endeksi’ni takip ediyor. Bu ETF’nin toplam getirisi, son üç yılda SPDR S&P 500 ETF Trust’ın performansını ikiye katladı.
iShares MSCI Poland ETF (EPOL), son üç yılda SPDR S&P 500 ETF Trust (SPY) karşısında önemli bir üstünlük sağladı. Ancak FactSet verilerine göre, EPOL portföyünün ağırlıklı ileriye dönük F/K oranı yalnızca 11,7 seviyesinde. Bu, S&P 500’ün 19,5’lik ileriye dönük F/K oranının yüzde 57’sine denk geliyor.
Dolayısıyla EPOL, ABD hisselerinin ötesinde çeşitlilik sağlarken, dinamik bir serbest piyasa ekonomisine çok daha düşük bir kazanç çarpanıyla yatırım yapma imkânı sunuyor.
Polonya’nın hızlı büyümesi ve bu yılki katalizörler
BCA’nın geçen hafta yayımladığı S&P’nin Polonya’yı yeniden sınıflandırmasına ilişkin raporda, ülkenin reel GSYH’sinin 2004’te Avrupa Birliği’ne katıldığından bu yana iki kattan fazla arttığı belirtildi. Ayrıca S&P’nin yeniden sınıflandırmasının zamanlamasının uygun olduğu, çünkü Polonya’nın son dönemde müşterilerle yapılan görüşmelerde Ukrayna’da olası bir ateşkes ve bunun yaratabileceği yeniden inşa fırsatları bağlamında gündeme geldiği ifade edildi. Ayrıca, bu yıl AB’nin Kurtarma ve Dayanıklılık Fonu (RRF) aracılığıyla Polonya’ya hızlanan fon akışının da “rüzgarı arkasına aldığı” vurgulandı.
Robotti & Company Advisors portföy yöneticisi ve New Silk Road Forum başkanı Isaac Schwartz, MarketWatch’a verdiği röportajda, Polonya’nın son 20 yılda serbest piyasa yaklaşımı sayesinde reel GSYH büyümesini sürdürülebilir kılmada “olağanüstü bir iş” çıkardığını söyledi. Schwartz, ülke hükümetinin AB politikalarına uymayarak “çok fazla ayağa bastığını” da ekledi.
Schwartz, Ukrayna’nın olası yeniden inşasının Polonya için “uzun vadeli bir rüzgar” olacağını belirtti.
Ülkelerin sınır, gelişmekte olan veya gelişmiş olarak sınıflandırılmasıyla ilgili olarak Schwartz, bu sınıflandırmaların iki yönünü sevmediğini söyledi: “Aşırı teknikler ve fazlasıyla spesifikler.”
S&P ve MSCI’nin ülke sınıflandırma kriterleri, teknik gereklilikleri tablo halinde özetliyor.
Öne çıkan üç Polonya hissesi
Robotti’de kıdemli yatırım uzmanı Spencer Cibelli, Polonya’yı yalnızca ihracatın GSYH’nin yüzde 50’sini oluşturması nedeniyle değil, düşük işgücü maliyetlerinin güçlü bir teknoloji sektörünü desteklemesi nedeniyle de “önemli ve iç içe geçmiş bir ülke” olarak tanımladı. Cibelli, Microsoft ve Amazon gibi tüm büyük şirketlerin Polonya’da merkezleri olduğunu belirtti.
Cibelli özellikle Polonya’nın video oyun sektörüne odaklanıyor ve örnek olarak CD Projekt Red’i (PL:CDR) gösteriyor. Şirketin Polonya’da işlem gören hissesinin yanı sıra, şirket tarafından desteklenmeyen bir Amerikan Depozito Makbuzu (ADR) da bulunuyor (OTGLY). Bu ADR, tezgah üstü piyasada işlem görüyor ve ana depoziter banka Citibank N.A.
CD Projekt Red, “The Witcher” ve “Cyberpunk” oyun serilerinin geliştiricisi. “The Witcher 3” ilk olarak 2015’te piyasaya sürüldü ve birçok ödül kazandı. Oyun için hâlâ yeni içerikler yayımlanıyor; “Songs of the Past” genişleme paketi gelecek yıl çıkacak, “The Witcher 3: Wild Hunt”ın yenilenmiş versiyonu ise 29 eylülde yayımlanacak. Öte yandan, “The Witcher 4”ün geliştirme süreci devam ediyor; henüz bir çıkış tarihi açıklanmasa da Cibelli, oyunun önümüzdeki iki yıl içinde piyasaya sürülmesini bekliyor.
BlackRock verilerine göre, CD Projekt Red, EPOL portföyünde yüzde 2,6 pay ile 12. en büyük pozisyon.
Cibelli, “The Witcher”ın başarısı, “Cyberpunk 2077”nin zorlu çıkışının ardından kaliteye yeniden odaklanılması, güncellemelerle oyunun toparlanması ve daha hızlı bir yayın takvimiyle CD Projekt Red’in Avrupa’nın Take-Two’su olabileceğini düşünüyor. Burada, “Grand Theft Auto” serisinin geliştiricisi Rockstar Games’in sahibi olan Take-Two Interactive’e (TTWO) atıfta bulunuyor.
Cibelli, Polonya’daki canlı yazılım sektörünün kısmen düşük maliyetlerden, kısmen de ülkenin 1989’da sona eren komünist döneminden bu yana Batı kültürüne duyduğu uzun vadeli ilgiden kaynaklandığını belirtti.
Aynı argümanın yapay zekâ için de geçerli olduğunu, güçlü IT yeteneği sayesinde Polonya’nın bu alanda da yararlanıcı olabileceğini söyledi. Genel olarak “çok yönlü bir ekonomi” olarak tanımladı.
Cibelli’nin öne çıkardığı bir diğer Polonyalı oyun geliştirici ise Playway (PL:PLW). Şirket, ağırlıklı olarak Steam üzerinden dağıtılan simülasyon ve düşük maliyetli “bağımsız oyunlar” konusunda uzman.
Playway, Polonya’da geliştirilen yüzlerce oyunda pay sahibi. Şirket, küçük geliştiricilere tohum yatırımı yapıyor ve ürünler piyasaya çıktığında yüksek oranda ortaklık elde ediyor. Bu da yeni oyunların piyasaya çıkış süresini hızlandırıyor.
Cibelli, CD Projekt Red’in en büyük sorununun, piyasaya sürülmesi ve tanıtımı onlarca veya yüz milyonlarca dolar gerektiren dev oyunlar olduğunu, Playway’in ise yılda yaklaşık 40 oyun yayımladığını ve riskin daha düşük olduğunu belirtti.
Cibelli’nin dikkat çektiği bir diğer hisse ise Varşova Borsası (PL:GPW). Şirketi bulduklarında, sekiz F/K çarpanıyla dünyanın en ucuz borsası olduğunu söyledi. FactSet verilerine göre GPW’nin ileriye dönük F/K oranı şu anda 16,1 seviyesinde.
Cibelli, GPW’nin zamanla daha fazla yabancı şirketin (Ukrayna ve Romanya dahil) kote olmasıyla Doğu Avrupa için Londra benzeri bir merkez haline geldiğini belirtti. Polonya hükümetinin pragmatik davrandığını ve sermaye piyasasını ile bireysel yatırımcı katılımını artırmaya çalıştığını ekledi.
Ayrıca GPW’nin türev piyasası ve ana borsadan daha düşük maliyetle küçük şirketlerin kote olabildiği NewConnect Market adında bir yan borsayla “büyük bir büyüme” gösterdiğini söyledi. NewConnect’i, İskandinav ülkelerinde 550 küçük şirketin kote olduğu Nasdaq First North ile karşılaştırdı.
Bu içerik hazırlanırken faydalanılan kaynaklar: morningstar.com