Piyasalar kriz risklerini görmezden geliyor: Kurtarma beklentisi artıyor

Google News Icon Takip Et

Wall Street, İran’daki çatışmaları büyük ölçüde görmezden geldi. Haftalardır süren gerilim, ateşkesler, ablukalar ve dalgalı petrol fiyatlarına rağmen, tedarik zincirlerindeki baskı artsa da hisse senetlerinde kalıcı bir endişe görülmedi.

Bu kayıtsızlık yalnızca iyimserlikle açıklanmıyor. Yatırımcılar, onlarca yıldır pekişen bir dersi benimsedi: Piyasalarda ciddi bir sarsıntı yaşandığında, politika yapıcılar devreye giriyor. New York Times’ta yayımlanan bir makaleye göre, bu inanç 1970’lerin sonlarından bu yana merkez bankacıları tarafından farklı şekillerde güçlendirildi. Paul Volcker, yüksek faiz oranlarıyla enflasyonu dizginleyerek Fed’in ekonomik değişimi zorlayabileceğini gösterdi. Alan Greenspan ise 1987’deki çöküş sonrası piyasaya likidite sağlayarak, sert düşüşlerin destekle karşılanacağı beklentisini oluşturdu.

Bu yaklaşım, sonraki krizlerle daha da güçlendi. Long-Term Capital Management’ın çöküşü, dot-com balonunun patlaması, 2008 finansal krizi ve pandemi döneminde olağanüstü müdahaleler geldi. Yatırımcılar, dalgalı dönemlerde alım yapmanın ödüllendirileceğine ve kurtarma adımlarının geleceğine daha fazla inanmaya başladı.

Ancak günümüzde bu güvence zayıflamış durumda. Enflasyon, Fed’in faiz indirme kapasitesini sınırlandırıyor; yüksek kamu borcu ise mali teşvikleri kısıtlıyor. ABD Hazine tahvillerine olan yabancı güveni de zayıflama işaretleri gösteriyor.

Geleneksel araçların etkisi azalırken, piyasalar bu kez yapay zekâya umut bağlıyor. S&P 500 endeksinde birkaç büyük teknoloji şirketi ağırlık kazanırken, yapay zekâ altyapısına yapılan harcamaların hızla artması bekleniyor. Mevcut değerlemeler, yapay zekânın ekonomik zayıflıkları telafi edecek, enerji darboğazlarını aşacak ve tedarik zinciri sorunlarını çözecek kadar verimlilik artışı sağlayacağı varsayımına dayanıyor.

Ancak bu beklenti iddialı olabilir. Yapay zekâ sistemleri yüksek miktarda elektrik tüketiyor ve büyük ölçüde Tayvan gibi jeopolitik açıdan hassas bölgelerde üretilen gelişmiş yarı iletkenlere bağımlı. Savaş ya da enerji şokları derinleşirse, piyasaları ayakta tutması beklenen sektör en çok etkilenenlerden biri olabilir.

Eleştirmenler, piyasaların gerçeklerden çok umudu fiyatladığını savunuyor. Asıl risk, tek bir tehditten ziyade savaş, borç baskısı, enflasyon, enerji sıkıntısı ve kırılgan tedarik zincirlerinin aynı anda ortaya çıkması. Yine de yatırımcılar, her zaman bir kurtarıcının devreye gireceği inancıyla hareket etmeye devam ediyor.

Bu içerik hazırlanırken faydalanılan kaynaklar: Seeking Alpha