Piyasa bülteni: S&P 500 haftayı yükselişle kapattı, petrol rahatlıyor ancak Fed temkinli

Google News Icon Takip Et

ABD hisse senetleri haftayı yükselişle tamamlarken, S&P 500 yaklaşık %1 değer kazandı. Ancak bu hareket, piyasada tüm risklerin ortadan kalktığı anlamına gelmiyor. Piyasa, petrol fiyatlarındaki hızlı düşüşün yarattığı rahatlamayı sindirmeye çalışırken, faizler tarafında ise yeni bir belirsizlik kaynağı ortaya çıktı.

Sadece bir ay önce, piyasa Hürmüz Boğazı’ndaki gelişmeleri yakından takip ediyor ve olası bir tıkanıklığın küresel ekonomi için ciddi bir tehdit oluşturabileceğinden endişe ediyordu. O dönemde, sevkiyatlar ve fiziksel varil akışına dair her haber, enflasyonun yeniden fiyatlanmasına, küresel büyüme görünümünün karmaşıklaşmasına ve merkez bankalarının daha savunmacı bir pozisyona geçmesine yol açabilirdi. Brent petrol, kriz diliyle tartışılıyor ve 100 dolar seviyesi ilk hedef olarak görülüyordu.

Ancak bu tablo çok hızlı değişti.

Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasıyla birlikte, Brent petrolün varil fiyatı bir ay öncesine göre yaklaşık %30 düşerek 80 doların altına geriledi. Piyasa, makro veriler henüz bu değişime ayak uyduramadan savaş risk priminin önemli bir kısmını fiyatlamadan çıkardı. Daha ucuz petrol, tüm sorunları çözmese de taşımacılık, navlun, tüketici bütçeleri ve manşet enflasyon üzerindeki baskıyı azaltıyor. Havanın değişmesine yol açıyor, ancak gökyüzünün tamamen açılacağını garanti etmiyor.

Hisse senetleri açısından bakıldığında, bu gelişme doğrudan bir destek unsuru olmalıydı. Düşen enerji fiyatları genellikle tüketicilere nefes alma alanı yaratır, enerjiye duyarlı sektörlerde marj baskısını azaltır ve enflasyon risklerinden birini ortadan kaldırır. Sanayi şirketleri de buna paralel olarak haftayı güçlü sektörler arasında tamamladı. Küresel ekonominin işleyiş maliyetinin aniden hafiflemesi, bu tepkiyi anlamlı kılıyor.

Ancak haftanın gündemi sadece petrol değildi.

Piyasa enerji tarafındaki risklerin azaldığını düşünmeye başlarken, Başkan Warsh yönetimindeki ilk FOMC toplantısı, Fed’in henüz aynı rahatlığı paylaşmaya hazır olmadığını gösterdi. Toplantı sonrası 2 yıllık ABD Hazine tahvili getirilerinde sert bir yükseliş yaşandı. Cuma günü bu hareketin bir kısmı geri alınsa da faizler hâlâ savaş öncesi seviyelerin üzerinde.

Şu anda piyasada bu gerilim öne çıkıyor.

Petrol fiyatları, enflasyon şokunun hafifleyebileceğine işaret ediyor. Fed ise hasarın geçtiğine dair kesin bir sonuca varmak için erken olduğunu düşünüyor. Bu ayrım önemli; çünkü piyasalar bir süre daha düşük petrol fiyatları ve hafifçe yükselen faizlerle yaşayabilir. Ancak yatırımcılar, enerji fiyatlarındaki rahatlamanın güçlü dolar, yüksek kısa vadeli faizler ve itibarını korumaya odaklanan bir merkez bankası karşısında yeterli olmayacağına inanmaya başlarsa, denge daha kırılgan hale gelebilir.

Hisse piyasası bu gerilimi bu hafta iyi yönetti, ancak yaygın bir risk iştahı patlaması yaşanmadı. Yatırımcılar rahatlama alımlarını seçici şekilde yaptı. İlk adım, savaş risk priminin en fazla şiştiği varlıklardan uzaklaşmak, riskli varlıklarda rahatlamadan faydalanmak ve Körfez’de sıkışan her varilin orada kalacağı varsayımından uzaklaşmak oldu. Bu düzeltmenin büyük kısmı gerçekleşmiş durumda.

Bundan sonrası daha zorlu olacak.

Teknoloji sektörü yine piyasaya liderlik etti. Ancak bu yükselişin nedeni sadece petrol fiyatlarının düşmesi değil. Asıl itici güç, yapay zekâya yönelik sermaye harcamalarının hisse piyasasında sermaye akışını yönlendirmeye devam etmesi. Özellikle bellek, depolama ve yarı iletken ekipman şirketleri öne çıktı. Yatırımcılar, uygulama tarafındaki spekülatif hikâyelerden ziyade, yapay zekâ altyapısını destekleyecek gerçek yatırımlara odaklanıyor.

Büyük teknoloji şirketleri de haftayı iyi geçirdi. Ancak genel tablo giderek daha karmaşık bir hal alıyor. Piyasa hâlâ yapay zekâ temasına sahip olmak istiyor, fakat harcamaların nereye gittiği, ne kadar gelir getireceği ve sektörde artan sermaye yoğunluğunun kalıcı getiriler sağlayıp sağlamayacağı gibi daha zor sorular sorulmaya başlandı.

Bu değişim dikkatle izlenmeli.

Küresel finansal kriz sonrası dönemde, şirketler sermaye hafifliği, hisse geri alımları ve sade bilançolarla ödüllendiriliyordu. Düşük faizler değerlemelerde önemli rol oynuyordu. Yeni döngü ise daha somut yatırımlar gerektiriyor. Şirketler, veri altyapısı, enerji kapasitesi, tedarik zinciri, bilgi işlem, lojistik ve fiziksel dayanıklılığa yatırım yapmaya zorlanıyor. Kazananlar, en çok harcayanlar değil; bu harcamaları gelir artışına, maliyet düşüşüne, güçlü marjlara ve daha zorlu faiz ortamında sürdürülebilir getirilere dönüştürebilenler olacak.

Yapay zekâ hikâyesi, yatırımcıların ilk başta düşündüğünden daha fazla gerçek ekonomiyle iç içe geçiyor.

Yapay zekâ kod, model ve çiplerle başlasa da sonunda elektrik şebekeleri, soğutma sistemleri, bakır, endüstriyel kapasite, lojistik ağlar ve tüm bunların finansman maliyetine kadar uzanıyor. Dijital ekonomi artık fiziksel ekonominin üzerinde süzülmüyor; giderek daha doğrudan ona bağlı hale geliyor. Bu nedenle, piyasanın yeni liderleri, son on yılın kazananlarından farklı görünebilir.

Piyasa liderliğinin değişen yapısı

İlk grafik, piyasa liderliğinin değişen şeklini gösteriyor. Uzun süreli düşük faiz ve bol likidite döneminde zorlanan alanlar, enflasyon, bölgeselleşme, sermaye harcamaları ve endüstriyel dayanıklılığın daha fazla önem kazandığı bir dünyada daha doğal bir rol buluyor.

Varlık yoğun şirketler, teknoloji odaklı bir piyasada artık sadece eski ekonominin ağırlığı değil. Giderek teknoloji temasının bir parçası haline geliyorlar. Yapay zekâ altyapısının altında güç, kapasite, malzeme, ağ ve endüstriyel çerçeve sağlayan şirketler, en üstte yazılım geliştirenler kadar önemli olabilir.

Bu, piyasanın büyük teknoloji şirketlerinden vazgeçtiği anlamına gelmiyor. Ancak bir sonraki aşamanın daha seçici ve talepkâr olacağını gösteriyor. Yatırımcılar, gerçek ekonomik motorlar inşa eden şirketlerle, sadece geride kalma korkusuyla büyük harcamalar yapanları ayırt etmek zorunda kalacak.

Önümüzdeki hafta, bu dengenin korunup korunamayacağı açısından önemli bir test olacak. Perşembe günü açıklanacak mayıs ayı PCE enflasyon verisi, petrol fiyatlarındaki düşüşün enflasyon hikâyesine ne kadar hızlı yansıdığını ve politika üzerindeki baskıyı hafifletip hafifletmediğini gösterecek. Cuma günü yayımlanacak Michigan Üniversitesi tüketici güveni güncellemesi ise, hanehalklarının hâlâ yüksek faizler, değişen enerji maliyetleri ve giderek dengesizleşen ekonomik ortam karşısında nasıl tepki verdiğine dair daha doğrudan bir gösterge sunacak.

Çarşamba günü açıklanacak Micron bilançosu da önemli olacak. Sadece bellek döngüsü açısından değil, aynı zamanda genel yapay zekâ altyapısı hikâyesi için de belirleyici olacak. Yatırımcılar, geride kalan çeyrekten ziyade, şirketin beklentilerinin bu sürecin gerçek bir kapasite döngüsü olup olmadığını destekleyip desteklemediğine odaklanacak.

FedEx (FDX), Carnival (CCL), KB Home (KBH), Commercial Metals (CMC) ve Paychex (PAYX) gibi şirketlerin sonuçları ise tüketici, taşımacılık, konut, inşaat ve kurumsal harcama ortamına dair daha pratik bir okuma sunacak. Bu veriler, yeni bilanço sezonu şekillenmeye başladığında, son yapay zekâ başlıkları kadar önemli olabilir.

Şimdilik piyasa, petrol şokundan petrol kaynaklı rahatlama rallisine geçişi sarsılmadan başardı. Ancak bundan sonrası, geniş tabanlı yükselişten ziyade, düşük enerji fiyatlarının hâlâ temkinli olan Fed, güçlü dolar ve enflasyon endişesinin tamamen sona ermediği bir faiz piyasası karşısında dengeyi sağlayıp sağlayamayacağına bağlı olacak.

Kolay kısmı geride bırakmış olabiliriz. Bundan sonraki aşama, bilançolar, sermaye disiplini ve bu büyük yatırım dalgasını pahalı bir vaatten daha kalıcı bir değere dönüştürebilecek şirketlerin belirlenmesine odaklanacak.

Bu içerik hazırlanırken faydalanılan kaynaklar: investing.com