Asya borsalarında bu hafta teknoloji devleri arasında yer alan Tayvanlı TSMC gibi şirketlerin rekor düzeyde finansal sonuçlar açıklamasına rağmen düşüşler devam etti. Bu dalgalanmanın, hiper ölçekleyici şirketlerin büyük yapay zekâ yatırımlarının sürdürülebilirliğine dair endişeleri ve çip üreticilerinin yüksek kârlarının sorgulanmasını yansıtmasının yanı sıra, Asya’da kaldıraçlı pozisyonların çözülmesinden de kaynaklandığı değerlendiriliyor.
Ortadoğu’da ise ABD ile İran arasındaki gerilim artmaya devam etti. Ancak Brent petrol fiyatı cuma sabahı itibarıyla varil başına 85 dolar civarında seyrederek, savaş dönemindeki yaklaşık 118 dolarlık zirvenin oldukça altında kaldı. Yatırımcılar, tansiyonun kısa sürede düşeceğine oynuyor; ancak bu beklenti gerçekleşmeyebilir.
Güney Kore’nin çip üreticileri Samsung ve SK Hynix’in ağırlıkta olduğu KOSPI endeksi, perşembe günü %6 değer kaybederek haziran zirvesinden bu yana yaklaşık dörtte bir oranında geriledi. Endekste son dönemde görülen aşırı oynaklık, 1998 sonlarında yaşanan LTCM krizi ve Rusya borç temerrüdünden bu yana en yüksek seviyeye ulaştı. Bu durumun, ülkede kaldıraçlı ETF’lerin yaygınlaşmasından da kaynaklandığı belirtiliyor. Güney Kore finansal düzenleyicisi, perşembe günü bu ürünlerin kullanımını kontrol altına almak için yeni önlemler açıkladı.
ABD piyasalarında da bu hafta dalgalanma hakimdi. Philadelphia Yarı İletken Endeksi, ay başından bu yana %13’e yakın geriledi; ancak yıl genelinde hâlâ %70’in üzerinde artıda. Yapay zekâ anlatısının sürdürülebilirliğine dair belirsizlik artarken, yatırımcıların her iki yöndeki inancı da güçleniyor.
Teknoloji hisselerinde öne çıkan bir diğer gelişme ise SpaceX’in çarşamba günü hisse fiyatının ilk kez halka arz fiyatı olan 135 doların altına inmesi oldu. Şirketin hisseleri, 11 Haziran’daki halka arzda 75 milyar dolarlık rekor fon toplamasının ardından, zirve kapanışına kıyasla %30’dan fazla değer kaybetti.
Wall Street’te ise ABD’nin büyük bankaları ikinci çeyrek için güçlü finansal sonuçlar açıkladı. Mega halka arzlar ve büyük ölçekli işlemler, yatırım bankacılığı kârlarını artırırken, piyasa oynaklığı da işlem masalarını hareketli tuttu. JPMorgan ve Goldman Sachs öne çıkan kazananlar olurken, Citigroup on yılın en yüksek çeyreklik kârını açıklamasına rağmen, artan giderler ve gelecek görünüme dair endişeler nedeniyle hisse fiyatı geriledi.
Jeopolitik cephede ise İran ve ABD arasında çatışmaların yeni ve tehlikeli bir aşamaya girdiği görülüyor. ABD Başkanı Donald Trump, geçen hafta sonu Kongre’ye çatışmaların resmen yeniden başladığını bildirdi. ABD ordusu, İran’ın geçen cumartesi Hürmüz Boğazı’nı kapatmasının ardından altı gece üst üste saldırı düzenledi ve İran limanlarına deniz ablukasını yeniden uygulamaya başladı. İran ise bölgedeki birçok ABD askeri üssünü vurdu. Tahran’ın baş müzakerecisi Mohammad Baqer Qalibaf, İran’ın “Amerika ile temel ve varoluşsal bir savaşta” olduğunu açıkladı.
Trump, salı günü yaptığı açıklamada, Tahran müzakerelere dönmezse gelecek hafta İran’ın enerji santralleri ve köprülerini vurmakla tehdit etti. Bu tehditler, 17 Haziran’daki geçici barış anlaşması ve nisan ayındaki ilk ateşkes öncesinde yaptığı açıklamalara benzerlik gösteriyor.
Ancak ABD’nin son saldırıları, seçilen hedefler dikkate alındığında daha karmaşık bir operasyonun hazırlığı olarak da değerlendiriliyor.
Enerji piyasalarında ise kayda değer bir endişe gözlenmiyor. Ham petrol fiyatları bu hafta %12’den fazla yükselmiş olsa da, fiyatlar görece sınırlı kaldı. Bu durum, yatırımcıların çatışmanın kısa sürede yatışacağı ve enerji piyasalarının Hürmüz Boğazı’nın kısa süreli bir kapanmasını tolere edebileceği beklentisini yansıtıyor.
Ancak bu beklenti yanıltıcı olabilir; çünkü şubat ayında savaş başladığında küresel petrol stokları yüksekti, ancak artık durum böyle değil. Ayrıca, bu kez alternatif taşıma yolları da etkilenebilir; zira İran, ABD’nin enerji altyapısını vurması halinde Yemen’deki Husilerden Kızıldeniz petrol rotasını kapatmalarını istedi.
Enerji piyasaları, Çin’in bir sonraki adımını da yakından izliyor. Ülkenin ham petrol ithalatını sert şekilde azaltması, İran çatışması sırasında fiyatların yükselmesini engelleyen başlıca unsur olarak görülüyor. Ancak yatırımcılar, dünyanın en büyük petrol ithalatçısının rafine ürün piyasalarında da benzer bir etki yaratıp yaratamayacağını sorguluyor; özellikle de çatışma tırmanırsa.
Hürmüz krizi, Çin’in küresel enerji sistemindeki rolünün ne kadar değiştiğini de ortaya koydu. Çin, fiyat belirleyici konuma yükselmiş durumda.
Bununla birlikte, Çin’in iç ekonomisinde karmaşık sorunlar devam ediyor. Bu hafta açıklanan ekonomik verilerde, haziran ayında hem ihracat hem de ithalat analist beklentilerini aştı. Bu performansta yarı iletken çipler, diğer teknoloji ekipmanları ve otomobil sevkiyatları etkili oldu.
Ancak Çin ekonomisi ikinci çeyrekte yalnızca %4,3 büyüyerek hem piyasa beklentilerinin hem de Pekin’in resmi hedefinin altında kaldı. İç tüketim hâlâ zayıf ve emlak sektörü de kırılganlığını koruyor; haziran ayında konut fiyatları yıllık bazda %3,5 geriledi.
ABD’de ise enflasyon cephesinde olumlu bir gelişme yaşandı. Çekirdek fiyat artışları yıllık bazda %2,6 ile beklentilerin altında kaldı (geçen ay %2,9’du) ve üretici fiyatları da tahminlerden daha yavaş arttı. Ancak Fed Başkanı Kevin Warsh, Ortadoğu’daki çatışmaların petrol fiyatlarını yeniden yükseltebileceğine ve bunun diğer alanlarda da fiyat artışlarını tetikleyebileceğine dikkat çekerek, “Görev tamamlandı” demek için erken olduğunu belirtti.
Önümüzdeki hafta ekonomik veri takvimi zayıf olacak; ancak bilanço sezonu Tesla, Alphabet ve Intel gibi şirketlerle devam edecek. Ayrıca Ortadoğu’daki gelişmelerin piyasalar üzerindeki etkisi de gündemde kalmaya devam edecek.
Bu içerik hazırlanırken faydalanılan kaynaklar: marketscreener.com