Hafta, ABD ile İran arasında pazar gecesi geç saatlerde varılan bir mutabakat zaptı (MoU) haberiyle başladı. Bu anlaşma, resmi olarak düşmanlıkların sona erdirilmesini ve Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasını öngörüyordu. Küresel hisse senetleri bu gelişmeyi olumlu karşılarken, petrol fiyatları geriledi ve Brent petrol varil fiyatı hafta içinde 80 doların altına indi. Tankerlerin kritik boğazdan geçişe başladığına dair işaretler de fiyatlardaki düşüşü destekledi.
Çarşamba günü Fed Başkanı Kevin Warsh’ın ilk politika toplantısında şahin bir ton öne çıksa da, enerji fiyatlarının düşme ihtimali küresel yatırımcıların risk iştahını artırdı. Ancak, ABD-İran barış görüşmelerinin iptal edilmesiyle birlikte bu iyimserliğin erken olduğu ortaya çıktı.
ABD Başkanı Donald Trump ve İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan tarafından imzalanan 14 maddelik mutabakat, tüm cephelerde düşmanlıkların sona erdirilmesini ve Hürmüz Boğazı’ndan 60 gün boyunca ücretsiz geçişin yeniden başlamasını öngörüyor. Bu süre zarfında İran’ın nükleer programının geleceği gibi daha karmaşık konuların ele alınması planlanıyordu.
Görüşmelerin bugün İsviçre’de başlaması bekleniyordu ancak toplantıların iptal edilmesi, çatışmanın ne kadar hızlı çözülebileceğine dair soru işaretleri yarattı.
Son anlaşmanın nasıl şekilleneceği ya da gerçekten bir anlaşmaya varılıp varılamayacağı belirsizliğini korurken, mevcut mutabakat İran’ı görece güçlü bir pozisyonda bırakıyor. Bu durum, petrol fiyatlarında önümüzdeki dönemde dalgalanmanın artabileceğine işaret ediyor.
Bunun başlıca nedeni, 60 günlük sürenin ardından İran’ın Umman’la birlikte Hürmüz Boğazı üzerinde bir miktar kontrolü elinde tutmaya devam edebilecek olması. Bu da zamanla fiyatlar üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturabilir. İran’ın güçlenerek çıkacağı bir anlaşma, ABD’nin Körfez’deki müttefikleri için de sorun yaratabilir ve anlaşmanın kalıcılığını zora sokabilir. Bu nedenle, taşımacılık şirketleri dar boğaza dönüş konusunda temkinli davranmaya devam edebilir.
Öte yandan, anlaşmanın sürmesi halinde İran petrolü yeniden açık piyasaya dönebilir. Körfez üreticileri de tesislerini yeniden devreye almak ve üretimi artırmak için yarışıyor. Bu da ilerleyen dönemde petrol arz fazlası riskini gündeme getiriyor ve fiyatlar üzerinde aşağı yönlü baskı oluşturabilir.
İsviçre’deki barış görüşmelerinin iptal edildiği haberinin ardından cuma günü ham petrol fiyatları yükselse de, yatırımcılar Trump’ın bu anlaşmadan geri adım atmayacağı yönünde pozisyon alıyor. Savaş döneminde de benzer bir beklentiyle hareket etmişlerdi ve haklı çıkmışlardı.
Körfez üreticileri için bu çatışmadan çıkarılması gereken en önemli derslerden biri, ihracat yollarında çeşitliliğin şart olduğu. Tek bir boğaza aşırı bağımlılık artık sürdürülebilir değil. Alternatif ihracat rotalarının oluşturulması ya da genişletilmesi için bir yarış başlamış durumda. Bu gelişmelerin siyasi, ekonomik ve stratejik etkileri, bölgeyi önümüzdeki on yıllar boyunca şekillendirebilir.
Bir diğer önemli ders ise büyük rezervlere sahip olmanın avantajı. Çin, bu konuda öne çıkan bir örnek. Devasa stokları sayesinde Hürmüz şoku sırasında enerji piyasalarının gerçek bir kriz moduna girmesini engelleyebildi ve ithalatını önemli ölçüde azaltabildi. (İlginç bir şekilde, geçen ay ithalatta yaşanan düşüşe rağmen stokların aynı oranda azalmadığı görülüyor.)
Ortadoğu dışında ise haftanın bir diğer önemli gelişmesi, Kevin Warsh’ın Fed başkanlığındaki ilk politika toplantısıydı. Faiz kararı beklendiği gibi değişmedi ve hedef aralık %3,50-3,75’te kaldı. Ancak toplantıdan çıkan mesajlar belirgin şekilde şahin bir ton taşıdı. Üyelerin neredeyse yarısı, önümüzdeki dönemde faiz artışı beklediklerini belirtti. Warsh ise kendi nokta grafiğini paylaşmaktan kaçınırken, basın toplantısında fiyat istikrarı vurgusunu yineledi.
Piyasalar ilk etapta bu açıklamaya olumsuz tepki verdi; hisse senetleri gerilerken Hazine tahvili getirileri yükseldi. Ancak perşembe günü, mutabakat zaptının detaylarının açıklanmasıyla birlikte ABD borsalarında toparlanma görüldü. Piyasalar, piyasaya yüklü miktarda ham petrol girebileceği ve enflasyon baskısının hafifleyebileceği beklentisiyle yeniden yükseldi.
Warsh’ın ilk toplantısından çıkan bir diğer dikkat çekici detay ise FOMC açıklamasının kısalığı oldu. Sadece 130 kelimeden oluşan metinde ileriye dönük bir yönlendirme yer almadı. Bu da önümüzdeki dönemde Fed’in daha az konuşan bir merkez bankası olacağına işaret ediyor. Bunun volatiliteyi artırıp artırmayacağı ise belirsizliğini koruyor. Ancak merkez bankası iletişiminde nicelikten çok niteliğin önemli olduğu yönünde görüşler var.
Warsh ayrıca, Fed’in iletişim, veri kaynakları ve enflasyon çerçevesi dahil olmak üzere operasyonlarının kapsamlı bir şekilde gözden geçirileceğini açıkladı.
Hafta genelinde merkez bankaları açısından yoğun geçti. Japonya Merkez Bankası, salı günü beklendiği gibi çeyrek puanlık artışla faizi %1’e yükseltti ve bu seviye son 31 yılın zirvesi oldu. BOJ Başkan Yardımcısı Shinichi Uchida, ABD-İran anlaşmasının ardından merkez bankacılarını bekleyen zorluklara dikkat çekti ve petrol akışındaki “iyileşme hızına” dair belirsizliğin sürdüğünü belirtti.
İngiltere Merkez Bankası ise perşembe günü 7’ye karşı 2 oyla faizi %3,75’te sabit tuttu. Başkan Andrew Bailey, Ortadoğu’da geçici bir barış anlaşması sağlanmasından memnuniyet duyduğunu ancak “zaten boru hattında bir miktar enflasyonist baskı” bulunduğunu ifade etti. BoE, yılın son çeyreğinde enflasyonun %3,25’in üzerine çıkmasını bekliyor; bu oran mayıs ayında %2,8’di.
Birleşik Krallık’ta ise piyasalar, Büyük Manchester Belediye Başkanı Andy Burnham’ın ara seçimle parlamentoya dönmesinin ardından Başbakan Keir Starmer’ın koltuğunun tehlikeye girebileceği ihtimalini yakından takip ediyor.
Hisse senetleri tarafında ise SpaceX’in hızlı yükselişi bu hafta sekteye uğradı. Elon Musk’ın şirketinin hisseleri çarşamba günü yaklaşık %5, perşembe günü ise %3,5 geriledi. Ancak hisse fiyatı hâlâ halka arz seviyesinin %30 üzerinde bulunuyor.
Önümüzdeki hafta ise enflasyon cephesinde yeni veriler açıklanacak. Perşembe günü, Fed’in tercih ettiği enflasyon göstergesi olan ABD kişisel tüketim harcamaları endeksi yayımlanacak.
Sonuç olarak, Fed için asıl önemli olan, bu raporda yer alacak verilerden ziyade Ortadoğu’daki kırılgan barışın akıbeti olacak.
Bu içerik hazırlanırken faydalanılan kaynaklar: yahoo.com