Borsa İstanbul’da gündem bir süredir faiz ve enflasyon ekseninde dönüyor. Para politikasının sıkı kaldığı, mevduat ve tahvil getirilerinin yüksek seyrettiği bir ortamda yatırımcının önündeki soru da değişiyor: Yüksek faizden zarar gören şirketleri mi, yoksa o faizi avantaja çeviren şirketleri mi seçmeli?
Merkez Bankası, Haziran ayındaki toplantısında politika faizini %37 düzeyinde sabit tuttu ve fiyat istikrarı sağlanana kadar sıkı duruşunu sürdüreceğini yineledi. Enflasyon tarafında işler beklenenden yavaş ilerliyor. Banka yıl sonu enflasyon tahminini yukarı revize ederken, piyasa katılımcılarının yıl sonu beklentisi de %29 düzeyine çıkmış durumda. Jeopolitik gelişmeler ve petrol fiyatlarındaki oynaklık, dezenflasyon patikasının önündeki en belirgin başlıklar. Faiz indirimlerinin yılın ilerleyen aylarında gündeme gelebileceği konuşulsa da, şimdilik faizin yüksek kaldığı bir tablo söz konusu.
İşte bu noktada şirketleri ikiye bölen kritik ayrım bilançonun nakit-borç tarafı oluyor. %37 faizin sürdüğü bir ekonomide, borcu yüksek şirketler ağır bir finansman maliyetiyle boğuşurken, kasasında borcundan fazla nakit tutan şirketler bu nakitten kayda değer bir faiz geliri elde ediyor. Bu yüzden bu haftaki listemiz, yüksek faiz ortamının yükünü taşıyanlara değil, ondan faydalanma kapasitesi olan nakit zengini ve sağlam bilançolu şirketlere odaklanıyor.
Bu doğrultuda ilk kriterimiz, şirketin net nakit pozisyonunda olması, yani net borcunun sıfırın altında olması.
Net borcun negatif olması, şirketin nakit ve nakit benzerlerinin toplam finansal borcundan fazla olduğu anlamına gelir. Bu şirketler borç çevirmek yerine, ellerindeki nakitten yüksek faiz geliri yazıyor. Faizin %37 olduğu bir ortamda bu, doğrudan kâra katkı sağlayan güçlü bir avantaj.
İkinci kriterimiz, cari oranın 1,5’in üzerinde olması.
Cari oran, şirketin kısa vadeli yükümlülüklerini kısa vadeli varlıklarıyla kaç kez karşılayabildiğini gösterir. 1,5’in üzerindeki bir oran, şirketin pahalı kısa vadeli borçlanmaya muhtaç olmadan günlük işleyişini rahatça finanse edebildiğine işaret eder. Likiditenin pahalı olduğu bir dönemde bu, başlı başına bir güç göstergesi.
Üçüncü kriterimiz, özkaynak karlılığının pozitif ve reel anlamda güçlü olması.
Türkiye’de finansal tablolar artık enflasyon muhasebesine göre hazırlandığı için, özkaynak karlılığı da reel bir büyüklük olarak okunuyor. Yani enflasyonun şişirdiği nominal bir kâr değil, enflasyondan arındırılmış gerçek bir getiri söz konusu. Bu kriter, listeye yalnızca nakit zengini değil, aynı zamanda o özkaynağı verimli kullanarak gerçekten değer üreten şirketleri taşımayı amaçlıyor. Böylece kasası dolu ama kâr üretemeyen şirketleri eliyoruz.
Dördüncü kriterimiz, piyasa değerinin defter değerine oranının (PD/DD) 2’nin altında olması.
Bu filtre değerleme disiplinini katıyor. Nakit zenginliğine ve sağlam bilançoya rağmen defter değerine göre makul fiyatlanan şirketleri öne çıkarır. Böylece güçlü bir bilançoyu fazla yüksek bir fiyatla satın alma ihtimalini sınırlamış oluyoruz.
Bir not olarak, bu taramada banka, gayrimenkul yatırım ortaklığı ve aracı kurum gibi finansal kuruluşları kapsam dışında bıraktık. Bu şirketlerde nakit ve likidite yapısı işin doğası gereği farklı çalıştığı için, net nakit ve cari oran gibi ölçütler operasyonel şirketlerdeki anlamını taşımıyor.
Bu liste, yüksek faiz ortamını bir tehdit olarak değil, güçlü bilançosu olanlar için bir avantaja dönüştürebilen şirketleri bir araya getiriyor. Sağlam likidite, reel kârlılık ve makul değerleme bir arada arandığında, geriye piyasanın görece sakin köşelerinde duran ama temelleri güçlü şirketler kalıyor.
Faiz tarafındaki sıkılık sürdükçe nakit zengini şirketler avantajını korur, indirim süreci başladığında ise bu şirketler güçlü bilançolarıyla yeni yatırım ve büyüme adımları için en hazır konumda olanlar arasında yer alabilir.
Filtreler
- Net Borç < 0 (net nakit pozisyonu)
- Cari Oran > 1,5
- Pozitif ve reel Özkaynak Karlılığı (ROE)
- PD/DD < 2
- Finansal kuruluşlar (banka, GYO, aracı kurum vb.) hariç

Burada yer alan bilgiler yatırım tavsiyesi içermez. Bilgi için: Midas Sorumluluk Beyanı