Petrol fiyatlarının 90 doların üzerinde seyretmesiyle birlikte bütçe dengesi bozulmaya başladı. Motorinden alınan vergi tamamen sıfırlanmasına rağmen fiyat artışları devam ediyor. Bu nedenle yıl sonuna kadar bütçede 500 milyar TL’lik bir gelir kaybı oluşması bekleniyor. Oluşan bütçe açığını kapatmak için elektrik ve doğal gaz gibi kamu zamlarının yıl sonu beklenmeden devreye alınması ve döviz kurlarında bir miktar artışa gidilmesi ihtimalleri gündeme gelmeye başladı.
ANKA Ekonomi Koordinatörü Erdal Sağlam, ekonomi piyasalarındaki gelişmeleri değerlendirirken Ankara kulislerinde konuşulan zam beklentilerini aktardı. Sağlam, elektrik ve doğalgaz faturalarına yapılması beklenen zamlarla ilgili değerlendirmelerde bulundu.
Geçtiğimiz hafta, Türkiye’nin en büyük sanayi odası olan İstanbul Sanayi Odası Başkanı Erdal Bahçıvan, eylül başında açıklanacak orta vadeli programda bu konuda somut adımlar görmek istediklerini belirtti. Bahçıvan, “bıçak kemiğe dayandı” uyarısında bulundu.
Son açıklanan veriler, sanayideki gerilemenin boyutunu ortaya koyuyor. Kapasite kullanım oranlarında son aylık veri yüzde 73,50 seviyesinde. Bu oran, 2020 yılında pandemi nedeniyle fabrikalar kapandığında yüzde 60’lara kadar gerilemişti. Ancak onun dışında bu kadar düşük bir oran daha önce görülmemişti. Pandemi dönemi hariç en düşük oran, Rahip Brunson krizi sırasında yüzde 73,70 olarak ölçülmüştü.
Bu yıl İran savaşı başladığında, nisan ayında bile kapasite kullanım oranı yüzde 74,10’a kadar gerilemişti. Bu da aylık kapasite kullanımında ulaşılan yüzde 73,70 seviyesinin ne kadar düşük olduğunu gösteriyor.
Bu yıl sanayiyle birlikte toplam büyümede de sorunlar yaşanıyor. Mevsimsel etkilerden arındırıldığında, ilk iki çeyrekte çok sınırlı bir büyüme gözlenirken, üçüncü çeyrekte de büyümenin canlanmadığı görülüyor. Turizmin bu yıl zayıf seyretmesi, hizmetler sektöründen büyümeye gelen katkıyı azaltmış durumda.
2026 yılı büyümesi için tahminler şimdiden yüzde 2,5’e kadar gerilemiş durumda. Bu eğilimin son çeyrekte de devam etmesi halinde büyümenin yüzde 2’ye düşebileceği konuşuluyor. Bu oran, Türkiye ekonomisi için oldukça düşük kabul ediliyor.
MERKEZ BANKASI ZORLANIYOR
Ekonomideki bu yavaşlamaya rağmen Merkez Bankası, enflasyonu ve dolayısıyla faizleri indirmekte zorlanıyor. Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan, son Enflasyon Raporu’nda yüzde 40 olan fonlama faizini yüzde 37’lik politika faizine doğru indirmeye başlayacaklarını belirtmişti. Ancak geçen iki haftaya rağmen bu adım henüz atılmadı.
Yeni tahminler, 10 Eylül’deki Merkez Bankası faiz toplantısında bu kararın alınabileceği yönünde. Ardından ekim ayında, mümkün olursa küçük de olsa faiz indirimlerinin başlayabileceği konuşuluyor ancak bunun garantisi yok.
Yabancı banka raporlarında, ekim ve aralık aylarındaki toplantılarda birer puanlık indirimlerle yıl sonunda politika faizinin yüzde 35’e inebileceği öngörülüyor.
Bunun için aylık enflasyon oranlarında belirgin bir düşüşün görülmesi gerekiyor. Ağustos ayı öncü verileri, aylık enflasyonun yüzde 2 civarında olacağına işaret ediyor. Aylık yüzde 2 olarak açıklanırsa, mevsimsel etkilerden arındırılmış enflasyon yüzde 2,4 civarında olacak.
Oysa faiz indirimi için mevsimsel etkilerden arındırılmış oranın yüzde 2’nin, hatta yüzde 1,90’ın altında olması gerekiyor. Bu tabloyla yıl sonunda enflasyonun yüzde 30’un altına inmesi iyice zorlaşırken, piyasalarda tahminler yüzde 31-32 seviyelerine yükselmiş durumda.
Bu arada, İran savaşının sürmesi ve petrol fiyatlarının 90 doların üzerinde seyretmesi nedeniyle bütçe dengesi de bozulmaya başladı. Motorinden alınan vergi tamamen sıfırlanmasına rağmen fiyat artışları devam ediyor. Yıl sonuna kadar bu nedenle bütçede 500 milyar TL’lik bir gelir kaybı oluşması bekleniyor.
Oluşan bütçe açığını kapatmak için elektrik ve doğal gaz gibi kamu zamlarının yıl sonu beklenmeden devreye alınması ve döviz kurlarında bir miktar artışa gidilmesi ihtimalleri gündeme gelmeye başladı.
2027 ENFLASYONU
Bunun yanında, büyük olasılıkla 7 Eylül’de açıklanacak yeni orta vadeli programda belirlenecek hedefler de tüm piyasalar ve sanayiciler tarafından merakla bekleniyor. Sanayicilerin beklediği müjdelerin bu metinde yer alması beklenmezken, özellikle açıklanacak bütçe açığı ve enflasyon hedefleri piyasa açısından büyük önem taşıyacak.
Şu anda yüzde 15 olarak görülen 2027 enflasyon hedefinin yüzde 20’nin altında belirlenmesi halinde, piyasalar ve iş dünyası tarafından gerçekçi bulunmayacağı açık. Piyasalar, OVP’de oran ne açıklanırsa açıklansın, 2027’de en düşük yüzde 25 civarında bir enflasyon bekliyor.
Özetle, dördüncü yılına giren program, hedefi olan enflasyonun düşürülmesini ve buna bağlı olarak faizlerin indirilip yeniden büyümeye geçilmesini sağlayamadı. Yanlış yönetim nedeniyle uzayan program, yoksullaşmayı artırmakla kalmadı, sanayiyi de durma noktasına getirdi. Büyük olasılıkla seçimin yapılacağı 2027 yılı için de ekonomide umutlu bir tablo görünmüyor.
Bu içerik hazırlanırken faydalanılan kaynaklar: sozcu.com.tr