ABD/İsrail-İran Savaşı’nın yaygın etkileri, yılın ilk yarısında piyasalarda sert dalgalanmalara yol açtı. Yıla, azalan enflasyon endişeleri ve merkez bankalarının yakın zamanda faiz indirimlerine başlayacağı beklentileriyle görece yatay başlayan küresel tahvil piyasaları, 28 Şubat’ta ABD ile İsrail’in İran’a yönelik saldırıları ve Tahran’ın misillemeleriyle bölgesel çatışmaya dönüşen Orta Doğu geriliminin etkisinde hareket etti.
Özellikle Hürmüz Boğazı’ndaki tanker trafiğinin aksaması, artan sigorta maliyetleri ve arz endişeleriyle petrol fiyatlarının yükselmesi, enflasyonist baskıların güçleneceği beklentisini artırdı. Bu gelişmelerle birlikte, savaş öncesinde merkez bankalarına yönelik öne çıkan para politikasında gevşeme beklentileri yerini, artan enflasyon riskleriyle daha şahin adımlar atılabileceği öngörüsüne bıraktı.
Savaş öncesinde para piyasalarında ABD Merkez Bankası’nın (Fed) yıl genelinde toplam iki faiz indirimi yapabileceği fiyatlanıyordu. Ancak savaş sonrası oluşan belirsizliklerle bu tahminler tersine döndü ve piyasalarda bankanın yıl sonuna kadar bir faiz artışı yapacağına kesin gözüyle bakılmaya başlandı.
Bu gelişmelerle ABD’nin 5 ve 10 yıllık tahvil faizlerinde yılın ilk yarısında belirgin yükselişler görüldü. ABD 5 yıllık tahvil faizi yaklaşık 50 baz puan artışla %4,23’e, 10 yıllık tahvil faizi ise yaklaşık 30 baz puan yükselişle %4,47’ye ulaştı.
ABD’nin 5 yıllık tahvil faizi 19 Mayıs’ta %4,35 ile Şubat 2025’ten, 10 yıllık tahvil faizi ise %4,69 ile Ocak 2025’ten bu yana en yüksek seviyelerini gördü.
ECB, Eylül 2023’ten Bu Yana İlk Kez Faiz Artırdı
Bu dönemde Orta Doğu’daki risklerle birlikte Avrupa’da enerji arzına yönelik endişeler öne çıktı. Enerji maliyetlerindeki artış, bölgede enflasyon görünümünü olumsuz etkiledi ve Avrupa Merkez Bankası’nı (ECB) daha şahin adımlar atmaya yöneltti.
ECB, en son para politikasında değişiklik yaptığı 2025 yılının haziran ayındaki toplantısında üç temel faiz oranında 25 baz puanlık indirime gitmişti. O tarihten itibaren yapılan 11 toplantıda politika duruşunu değiştirmeyen banka, geçen ayki toplantıda ise faiz oranlarında 25 baz puanlık artış yaptı.
Bu karar, bölgede artan enflasyon risklerine işaret etti ve para politikasında bir dönüm noktası olarak kayıtlara geçti. Banka, Orta Doğu’daki savaş ortamının tetiklediği enerji maliyetlerindeki artışa ve petrol şokuna karşı büyük merkez bankaları arasında ilk harekete geçen kurum oldu. Böylece ECB, Eylül 2023’ten bu yana ilk kez faiz artırmış oldu.
Avrupa Merkez Bankası (ECB) Başkanı Christine Lagarde, Portekiz’in Sintra kentinde düzenlenen 2026 ECB Merkez Bankacılığı Forumu’nun kapanış gününde ekonomi, yapay zeka ve enflasyona ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu.
Lagarde, küresel ekonomideki risklerin birkaç hafta öncesine kıyasla artık çok daha dengeli olduğunu belirterek, stagflasyon ortamında olmadıklarını ve enflasyonun kontrolden çıkmasına izin vermeyeceklerini söyledi.
Euro Bölgesi’nde aralık 2025’te %2 olan yıllık enflasyon, geçen ay %2,8 olarak kaydedildi. Bu gelişmelerle yılın ilk yarısında Almanya’nın 10 yıllık tahvil faizi yatay seyirle %2,86’da kalırken, İngiltere’nin 10 yıllık tahvil faizi yaklaşık 32 baz puan artışla %4,80’e yükseldi.
Bu dönemde Almanya’nın 10 yıllık tahvil faizi %3,19 ile Mayıs 2011’den, İngiltere’nin 10 yıllık tahvil faizi ise %5,18 ile Temmuz 2008’den bu yana en yüksek seviyeyi gördü.
Çin Tahvil Piyasalarında Alıcı Seyir Hakim Oldu
Bahsedilen gelişmeler çerçevesinde Asya tarafında tahvil piyasasında da benzer etkiler görüldü. Japon yeninin dolar karşısında 161,9’a inerek son 40 yılın en düşük seviyesine gerilemesi, ülkede enflasyon risklerini artırırken tahvil piyasasında satıcılı bir seyir yarattı.
Bu gelişmelerin etkisiyle Japonya’nın 10 yıllık tahvil faizi %2,85’e çıkarak 1997’den bu yana en yüksek seviyesini gördü. Maliyet kanalıyla teknik olarak deflasyonist bölgeden çıkan Çin’de ise yılın ilk yarısında tahvil piyasalarında alıcı bir seyir hakim oldu. Ülkenin 10 yıllık tahvil faizi %1,84’ten %1,73’e geriledi.
Petrol Fiyatlarındaki Seyir, Tahvil Faizlerinin Yönünü Belirleyebilir
Avustralya merkezli KCM Trade Global Baş Piyasa Analisti Tim Waterer, küresel tahvil faizlerinin yılın ilk yarısında büyük ölçüde yüksek seyreden petrol fiyatlarının kalıcı etkisi ve bunun yol açtığı enflasyon baskılarının yansıması olarak yükseliş eğilimi gösterdiğini belirtti.
Enerji maliyetleri ile tahvil faizleri arasında doğrudan bir ilişki olduğunu vurgulayan Waterer, petrol fiyatlarındaki artışın enflasyon beklentilerini yukarı taşımasıyla merkez bankalarını daha sıkı para politikası uygulamaya zorladığını ifade etti.
Waterer, yılın ikinci yarısında petrol fiyatlarının mevcut seviyelerine yakın seyretmesi halinde küresel tahvil faizlerinin görece istikrarlı bir bantta hareket edebileceğini, ancak petrol fiyatlarında kayda değer bir yükseliş yaşanması durumunda yeniden güçlenecek enflasyon endişelerinin merkez bankalarını daha da şahin bir duruşa yöneltebileceğini ve bunun da tahvil faizlerini tekrar yukarı taşıyabileceğini söyledi.
Bu içerik hazırlanırken faydalanılan kaynaklar: bigpara.hurriyet.com.tr