Ondo Finance, 8 milyar dolarlık hacmiyle ABD’de sürekli vadeli işlemlerin yasal zeminini test ediyor

Ondo Finance, 8 milyar dolarlık hacmiyle ABD’de sürekli vadeli işlemlerin yasal zeminini test ediyor

ABD Hazine tahvilleri ve hisse senetlerini blok zinciri üzerinde tokenlaştıran Ondo Finance, gerçek getiriyi herkesin erişebileceği token’lara dönüştürüyor. Geçen temmuz ayında şirket, ABD dışındaki kullanıcılar için sürekli vadeli işlemler (perpetual futures) platformu Ondo Perps’i devreye aldı. Bu platform, Nvidia (NVDA) ve Tesla (TSLA) gibi tekil hisselerde, endekslerde ve emtialarda 7/24 işlem ve %20’ye kadar kaldıraç sunuyor. Yaklaşık altı haftada toplam işlem hacmi 8 milyar dolara ulaştı ve bu dönüm noktası ağustos ortasında TheStreet tarafından öne çıkarıldı.

24 Ağustos’ta Ondo, ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu (SEC) ile Emtia Vadeli İşlemler Komisyonu’na (CFTC) üç yorum mektubu gönderdi. Buradaki dikkat çekici unsur izin istemesi değil, öne sürdüğü argüman oldu. Ondo, bu ürünler için yeni bir kategori oluşturulmasını talep etmiyor; mevcut “menkul kıymet vadeli işlemleri” (security futures) çerçevesinin zaten yeterli olduğunu, yeni bir mevzuata gerek olmadığını savunuyor.

Bu iddianın dayanağını anlamak için perpetual ile klasik vadeli işlem sözleşmesi arasındaki temel farkı bilmek gerekiyor. Klasik vadeli işlemlerde bir vade sonu bulunur; sözleşme vade sonunda kapanır ve fiyat, dayanak varlığa yaklaşır. Perpetual sözleşmelerde ise vade sonu yoktur. Bunun yerine, belirli aralıklarla uzun ve kısa pozisyonlar arasında, sözleşme fiyatını hisse fiyatına yaklaştıran “fonlama” ödemeleri yapılır. Sözleşme fiyatı hisse fiyatının üzerine çıktığında uzunlar, kısa pozisyonlara ödeme yapar; tersi durumda ise akış yönü değişir. Bu mekanizma, kripto türev ürünlerinde standarttır.

Buradaki fonlama ödemesi, ürünün temelini oluşturuyor. Cointelegraph’ın aktardığına göre, Ondo’nun ürün sınıflandırma mektubunda şu noktaya vurgu yapıldı: Menkul kıymet vadeli işlemlerinin yasal tanımında sabit bir vade sonu şartı bulunmuyor. Düzenli fonlama ödemeleri, vade sonunun yaptığı fiyat yakınsamasını sağladığı için, vade sonunun olmaması ürünü dışlamamalı. Bu bakış açısıyla, ABD hisse senetleri üzerine açılan perpetual sözleşmeler de menkul kıymet vadeli işlemi olarak değerlendirilebilir ve bu ürünler hem SEC’in hem de CFTC’nin yetki alanına girer. Ondo ayrıca, dayanak hisselerin çoğunun ABD borsalarında işlem gördüğünü ve bu faaliyetlerin ABD’ye taşınması gerektiğini belirtiyor.

İşin ticari boyutunda ise ABD’deki kullanıcılar bu ürünlere erişemiyor. Ondo Perps, yalnızca ABD dışındaki yatırımcılara açık; ABD’li kullanıcılar Ondo’nun tokenlaştırılmış hisselerine ve dolar getirili coin’ine erişemiyor. ABD pazarının açılması, olumlu bir düzenleyici karar ile mümkün olacak. Eğer düzenleyiciler fonlama-mekanizmasının vade sonunun yerini aldığı yorumunu kabul ederse veya ürünü yeni bir kategori olarak değerlendirmezse, ABD’deki büyük kullanıcı kitlesi için yeni bir düzenlemeye gerek kalmadan erişim sağlanacak. Ondo, bu nedenle bu fırsatı “kolay erişilebilir” olarak nitelendiriyor.

8 milyar dolarlık hacmin arkasında ise hukuki bir manevradan ziyade, Ondo’nun sektörde bir ilk olarak sunduğu yapısal bir yenilik var. Klasik hisse türevlerinde piyasa yapıcılar, pozisyonu taşımak için teminat ve ayrıca bir aracı kurumda hedge için ayrı bir nakit hesabı bulundurmak zorunda; bu da her 1 dolarlık pozisyon için yaklaşık 2 dolar sermaye bağlanmasına yol açıyor. Ondo ise, yatırımcıların teminat olarak doğrudan tokenlaştırılmış enstrümanı (örneğin S&P için SPYon, Nasdaq için QQQon) kullanmasına olanak tanıyor. Böylece aynı token hem piyasa yapıcının hedge’i hem de pozisyonun teminatı oluyor; bu da bağlı sermayeyi yaklaşık yarıya indiriyor ve varlık getirisi kazandırmaya devam ediyor. Yaklaşık 2 kat sermaye verimliliği, platformun daha dar alım-satım makası sunmasını ve 8 milyar dolarlık hacmi çekmesini sağladı.

Fonlama ödemelerinin kime gittiği de önemli. Ondo’ya göre perpetual işlemler yapısal olarak uzun pozisyon ağırlıklı; bireysel yatırımcılar Nvidia, Apple, altın gibi varlıklarda kaldıraçlı uzun pozisyon açmak istiyor. Fonlama dönemlerinde uzunlar kısa pozisyonlara ödeme yaptığı için, satış tarafında likidite sağlayan piyasa yapıcılar bu fonlama ödemelerini topluyor. Bu da satış tarafında sürekli kotasyon yapılmasını teşvik ediyor.

ONDO token sahipleri açısından önemli olan bölüm ise perpetual hamlesinin, Ondo’nun temel ürününe daha fazla talep yaratması. Ondo, tokenlaştırılmış gerçek dünya varlıkları yöneten platformlar arasında yaklaşık 2,6 milyar dolarlık dağıtılmış değeriyle dördüncü sırada yer alıyor (RWA.xyz verisi). Kısa vadeli Hazine tahvili token’ı OUSG, yaklaşık %3,45 yıllık getiri sunuyor ve küçük bir yönetim ücreti alınıyor. Modelin özü, Hazine ve hisse getirilerini erişimi kısıtlı olan yatırımcılara sunmak. Bu varlıkların hem teminat hem de getiri aracı olarak kullanıldığı bir türev borsası, teminata ve işlem hacmi artarsa işlem ücretlerine talep yaratıyor.

Ancak burada önemli bir ayrım var: Ondo’nun elde ettiği ücret gelirleri şirkete kalıyor, token sahiplerine değil — ileride bir “fee switch” mekanizması oylanıp devreye alınmadıkça. ONDO almak, token’ın değer kazanacağı ve Ondo’nun tokenlaştırma yarışını kazanacağı beklentisine yatırım yapmak anlamına geliyor; 8 milyar dolarlık hacim veya elde edilen ücretler üzerinde doğrudan hak tanımıyor. Ayrıca, 8 milyar dolar işlem hacmi brüt devir rakamı; kimseye doğrudan kâr sağlamıyor.

Riskler de somut. Kaldıraç iki yönlü çalışıyor: Tek bir hisse senedinde %20 kaldıraçlı pozisyon, sıradan bir fiyat dalgalanmasında tasfiye edilebilir ve Ondo da bunu gizlemiyor. Düzenleyici süreç ise birkaç çeyrek sürebilir; Cryptonomist’in aktardığı eski bir SEC danışmanına göre resmi düzenleme 10-12 ay alabilir. Ancak mart ayında imzalanan SEC-CFTC koordinasyon mutabakatı ve mevcut yetkilerin kullanılması süreci kısaltabilir. ABD Başkanı, zincir üstü perpetual platformlarının ABD’de tamamen yasal şekilde faaliyet göstermesini kamuoyu önünde destekledi ve aynı gün Hyperliquid’in politika birimi de benzer bir başvuru yaptı. Ancak bu sözleşmelerin yeni bir ürün veya farklı bir kategori olarak değerlendirilmesi, ABD pazarının kapalı kalmasına ve “onshore” tezinin zayıflamasına yol açabilir.

Tüm bu gelişmeler, Ondo’nun Washington’dan yeni bir kural icat etmesini istemediğini, perpetual sözleşmelerin sadece vade sonu fonlama mekanizmasına taşınmış eski bir enstrüman olduğunu ve 8 milyar dolarlık gerçek hacmin altyapının işlediğinin kanıtı olduğunu gösteriyor. Bu yaklaşım, düzenleyici açıdan ya sorunsuz bir uyum ya da ABD hisse senetlerinde kaldıraçlı işlemleri kimin yöneteceği konusunda yeni bir mücadelenin başlangıcı olabilir. Buradaki kritik nokta, SEC ve CFTC’nin fonlama mekanizmasını yeni bir vade sonu olarak kabul edip etmeyeceği; asimetri ise, sorunun yanıtı beklenirken ücretleri offshore’da toplamaya devam eden oyuncunun lehine işliyor.

Bu içerik hazırlanırken faydalanılan kaynaklar: ainvest.com